Söz bazen bir mızrak, bazen de bir ok olur. Sezai Karakoç’un kaleminden dökülen her dize, zamanın kurak toprağına umut eken bir tohum gibiydi. O, kelimeleriyle inançla dirilen bir nesil kurdu; yalnızlığı, acıyı ve umudu aynı potada eriten bir bilgeydi. Ruhun derinliğine işleyen şiirleriyle, hakikatin izini süren Karakoç, sadece bir şair değil, sessiz çağların haykıran sesiydi.
Doğum ve Eğitim
22 Ocak 1933’te Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu.
İlköğretimini Ergani’de, ortaokulu Maraş’ta (parasız yatılı), liseyi ise Gaziantep Lisesi’nde tamamladı
1955’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Maliye Bölümü ile mezun olmuştur.
Devlet Memurluğu ve Gazetecilik
Mezuniyetin ardından Maliye Bakanlığı’nda müfettiş yardımcılığı ve gelirler kontrolörü olarak çalışmıştır. Görev sürecinde Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde bulunarak bölge kültürlerini öğrenmiştir.
Şair, Düşünür ve Yazın Adamı
İlk şiiri 1951’de “Hisar” dergisinde yayımlandı.
İkinci Yeni akımına yaklaşmasına rağmen, kısa sürede kendi özgün metafizik şiir dilini oluşturdu. “Mona Rosa”, Körfez, Ayinler, Zamana Adanmış Sözler başta olmak üzere önemli eserleri vardır.
“Diriliş” Hareketi ve Partisi
1960’larda Necip Fazıl Kısakürek’in “Büyük Doğu” dergisinde yazdı ve edebiyat sayfalarını yönetti. 1966’dan itibaren “Diriliş” dergisini çıkardı ve 1990’da bu düşünceyi politik zemine taşıyarak Diriliş Partisi’ni kurmuştur.
Hayatının Son Dönemi ve Mirası
16 Kasım 2021’de İstanbul’da yaşlılığa bağlı kalp krizi sonucu vefat etti; cenazesi Şehzadebaşı Camii haziresine defnedilmiştir. Halk arasında “Diriliş Şairi” ve “Diriliş Nesli” kavramının yaratıcısı olarak bilinir, Türk düşünce ve şiir dünyasında derin izler bırakmıştır.