Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşayan 66 yaşındaki Hamit Uzun, geçirdiği trajik bir kaza sonrası yaşamını tekerlekli sandalye ile sürdürmeye başladı. Ancak o, bu zorlu süreci sanata ve yazarlığa yönelerek aşmayı başardı. Resim yaparak iç dünyasını dışa vururken, 30 yıldır yazdığı kitaplarla da edebiyat dünyasına katkıda bulunuyor.
Huzurevine yerleştiği günden beri kendi ev ortamını yaratmak için odasını özenle dekore eden Uzun, yaşadığı yerin ona huzur ve anlam sunduğunu ifade ediyor.
Bu hikaye, zorluklara rağmen hayata tutunma ve insanın içindeki gücü keşfetme adına umut verici bir örnek oluşturuyor.
Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşamını sürdüren 66 yaşındaki Hamit Uzun, hayatını resim yaparak ve kitaplar yazarak anlamlandırıyor.
1986 yılında balkondan düşerek omuriliği zedelenen Uzun, bu kazadan sonra tekerlekli sandalyeye bağımlı hale geldi. Eşinden ayrıldıktan sonra annesi ve oğluyla bir süre yaşamayı sürdüren Uzun, sonunda huzurevine yerleşmeye karar verdi. Gençlik yıllarında marangozluk yapmış ve müzikle ilgilenmiş olan Uzun, sonrasında yağlı boya resimlerine ve yazarlığa yöneldi. Doğayı resmettiği eserleriyle kişisel bir sergi açan Uzun, 30 yıldır yazarlık yaptığını ve 7 kitabının yayımlandığını belirtti.
Hamit Uzun, huzurevinde yaşamaya başlamayı aslında rüyasında gördüğünü ifade ediyor. "Bir bakımevinde yaşayacağımı düşünürdüm. Bunu rüyamda gördüm," diyen Uzun, "Rüyamda gördüğüm yerin tam olarak burası olduğunu fark ettim. Burada balkonuma çiçeklerimi koyarım, dışarıyı seyrederim, kendi iç dünyamla muhabbet ederim diyordum," diye ekledi.
Huzurevindeki odasını kendi evine benzetmeye çalışan Uzun, odasını düzenlediğini ve her şeyin elinin altında olmasını sağladığını söyledi. "Buraya geldiğimde, bu yerin bana ev ortamı sunmasını istedim. Odamı, Ankara’daki evim gibi düzenledim. Buraya gelenler de ev ortamında gibi hissediyor," dedi. Ayrıca, "Psikolojimi yazılarımla besliyorum. Odamda her şey var, çünkü boş bir oda bana huzur vermez," diyerek odasının düzeninin önemini vurguladı.
Hayata karşı mücadeleye dair düşüncelerini paylaşan Uzun, zorlukların insanı güçlendirdiğine inanıyor. "Acı yoksa tatlının tadını alamayız. Babaanem hep ‘Derdine akıllıca yaklaş’ derdi. Akıl dengesi çok önemli," dedi.
Oğlunun büyümesinde büyük rol oynayan Uzun, oğlunu 7 yaşından itibaren kendisinin büyüttüğünü belirtti. Oğlunu okutup askerlik yaptırdıktan sonra meslek sahibi olmasını sağladı ve evlenmesine yardımcı oldu. Oğlunun gitmemesini istemesine rağmen huzurevine yerleşme kararı aldığını ve burada oldukça mutlu olduğunu belirtti. "Burada bize çok güzel bakılıyor, her şeyden çok memnunum," diye ekledi.