Yaşlı nüfusun cinsiyete göre dağılımına bakıldığında, kadınların oranının erkeklerden fazla olduğu görülüyor.

2024 yılı itibariyle yaşlı nüfusun yüzde 55,4’ünü kadınlar oluşturuyor. Eşi ölmüş yaşlı kadınların oranı, eşi ölmüş yaşlı erkeklerin oranının tam dört katı. Bu durum, yalnızlık ve sosyal dışlanma gibi sorunları gündeme getiriyor. Ayrıca, yaşlı kadınların yoksulluk riski, erkeklere göre daha yüksek.

TÜİK verilerine göre, 2024’te yaşlı nüfusun yüzde 23,3’ü yoksulluk veya sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya. Bu oran, genel nüfusa oranla oldukça yüksek.

Yaşlıların iş gücüne katılım oranı da düşük kalırken, yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altındaki yaşlıların çoğu kadınlardan oluşuyor. Yaşlı erkeklerde bu oran yüzde 22,3, yaşlı kadınlarda ise yüzde 24,2’ye çıkıyor.

Yaşlanan nüfusla birlikte, evde bakım desteğine olan talep de arttı. 2023 yılı itibariyle, 65 yaş ve üzerindeki kişilerin yüzde 16,4'ü evde bakım desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu oran, özellikle yaşlı kadınlar arasında daha yüksek; yaşlı kadınların yüzde 19,6’sı evde bakım desteği talep ediyor. 75 yaş ve üzerindeki yaşlılarda ise bu oran yüzde 26,9’a yükseliyor.

Diğer bir önemli bulgu ise Türkiye’deki yaşlıların yaşam süresinin arttığına işaret ediyor. 2021-2023 yılları arasında yapılan hesaplamalara göre, doğuşta beklenen yaşam süresi erkeklerde 74,7 yıl, kadınlarda ise 80 yıl olarak hesaplandı.

65 yaşına ulaşan bir kişinin beklenen yaşam süresi ise ortalama 17,4 yıl oldu. Bu, yaşlı nüfusun hem sayısal olarak arttığını hem de yaşam sürelerinin uzadığını gösteriyor.

Türkiye’nin yaşlanan nüfus yapısı, sosyal hizmetler ve ekonomik politikaların yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor.

Yaşlıların yoksulluk riski, sağlık ve bakım ihtiyaçları, ülke çapında önemli bir sorun haline geliyor.

Politikalarda yapılacak değişiklikler ve yaşlılara yönelik desteklerin artırılması, bu nüfus grubunun daha sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürmesini sağlayabilir.

Yorumlar
Editör Hakkında