Kemik, kas, kıkırdak ve bağ dokularından kaynaklanabilen kas-iskelet sistemi tümörleri, iyi huylu veya kötü huylu olabiliyor. Kötü huylu tümörler sarkom olarak adlandırılırken, bu hastalıklar diğer kanser türlerine göre daha nadir görülüyor. Bununla birlikte çocuklardan ileri yaştaki kişilere kadar her yaş grubunda ortaya çıkabiliyor.
Acıbadem Bursa Hastanesi Ortopedi Uzmanı Prof. Dr. Reşit Sevimli, hastalığın en belirgin işaretlerinden birinin dinlenmeyle geçmeyen ve özellikle geceleri uykudan uyandıran kemik ve kas ağrıları olduğunu söyledi.

Bu ağrıların çoğu zaman incinme, spor yaralanması veya çocuklarda büyüme ağrısı olarak değerlendirilebildiğini belirten Sevimli, belirtilerin devam etmesi ve şiddetlenmesi durumunda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Sevimli: "Bu kitleler iyi veya kötü huylu olabilir. Kötü huylu olanlar 'sarkom' olarak adlandırılır ve diğer kanserlere göre daha nadir görülür. Ancak çocuklardan ileri yaştaki kişilere kadar her yaş grubunu etkileyebilir. En tipik belirtisi inatçı, geçmeyen ve özellikle gece uykudan uyandıran kemik ve kas ağrılarıdır. Genelde hastalarımız bunu basit bir incinme, spor yaralanması veya çocuklarda 'büyüme ağrısı' diyerek geçiştirirler. Ancak ağrı dinlenmekle geçmiyorsa, giderek şiddetleniyorsa dikkat edilmelidir" diye konuştu.
KOL, BACAK VE GÖVDEDEKİ ŞİŞLİKLER İHMAL EDİLMEMELİ
Kas-iskelet sistemi tümörlerinde ağrının yanı sıra vücutta ortaya çıkan şişliklerin de önemli bir belirti olabileceğini belirten Prof. Dr. Sevimli, özellikle zaman içinde büyüyen kitlelerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Kol, bacak veya gövdede ortaya çıkan şişliklerin ağrılı ya da ağrısız olabileceğini kaydeden Sevimli, bazı vakalarda ise herhangi bir belirti görülmeden, hafif bir düşme sonrasında kemikte kırık meydana gelebildiğini söyledi.
Bu tür kırıkların patolojik kırık olarak adlandırıldığını belirten Sevimli: "İkinci en önemli belirti kol, bacak veya gövdede fark edilen, zamanla büyüyen ağrılı ya da ağrısız şişlikler ve kitlelerdir. Bazen de hiçbir belirti vermez ve çok hafif bir düşmeyle kemikte ani bir kırılma meydana gelir. Biz buna patolojik kırık diyoruz ve arkasından tümör teşhisi koyuyoruz" dedi.
HASTALARIN YÜZDE 90’INDAN FAZLASINDA UZUV KORUYUCU CERRAHİ UYGULANABİLİYOR
Kemik tümörlerinin tedavisinde geçmişte kol veya bacağın alınmasının daha sık gündeme geldiğini belirten Prof. Dr. Sevimli, günümüzde cerrahi teknolojiler ve tıbbi görüntüleme yöntemlerindeki gelişmelerle önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi.
Radyoloji ve onkoloji alanındaki gelişmelerin de tedavi seçeneklerini artırdığını ifade eden Sevimli, hastaların yüzde 90’ından fazlasında uzuv koruyucu cerrahi uygulanabildiğini belirtti.
Tedavideki temel hedefin tümörlü dokuyu tamamen çıkarmanın yanı sıra hastanın kendi uzvunu korumak ve ameliyat sonrasında günlük yaşam fonksiyonlarını sürdürebilmesini sağlamak olduğunu vurgulayan Sevimli: "Gelişen cerrahi teknolojiler, radyoloji ve onkolojideki ilerlemeler sayesinde hastalarımızın yüzde 90'dan fazlasında uzuv koruyucu cerrahi uygulayabiliyoruz. Temel hedefimiz tümörü vücuttan tamamen temizlerken hastanın kendi uzvunu korumak ve ameliyattan sonra da yürüme, basma, kolları kullanma gibi fonksiyonlarını sürdürmesini sağlamaktır"
3 BOYUTLU YAZICILARLA KİŞİYE ÖZEL TİTANYUM İMPLANTLAR ÜRETİLİYOR
Tümörlü dokunun çıkarılmasının ardından oluşan boşluğun yeniden yapılandırılması için farklı yöntemlerden yararlanılabiliyor. Prof. Dr. Sevimli, bu aşamada kemik bankalarından temin edilen kemiklerin, hastanın kendi vücudundan alınan kemiklerin veya modüler tümör protezlerinin kullanılabildiğini belirtti.
Özellikle leğen kemiği ve omurga gibi cerrahi açıdan zor bölgelerde 3 boyutlu yazıcı teknolojisinin yeni olanaklar sunduğunu ifade eden Sevimli, hastaların tomografi görüntülerine uygun kişiye özel titanyum implantların üretilebildiğini ve uygulanabildiğini kaydetti.
Sevimli: "Bu boşluğu doldurmak için kemik bankalarından alınan kemikleri, hastanın kendi vücudundan aldığımız kemikleri ya da modüler tümör protezlerini kullanıyoruz. Son yıllarda 3 boyutlu yazıcı teknolojisi sayesinde leğen kemiği veya omurga gibi tedavisi çok zor olan bölgelerde hastanın tomografi görüntülerine uygun, kişiye özel titanyum implantlar üretebiliyor ve uygulayabiliyoruz" dedi.
Cerrahi navigasyon sistemlerinin de tümörlü dokunun hassas biçimde çıkarılmasına yardımcı olduğunu belirten Sevimli, bu teknolojilerin özellikle anatomik açıdan zor bölgelerde ameliyatın planlanmasına katkı sağladığını ifade etti.
YANLIŞ BİYOPSİ UZVU KORUMA ŞANSINI AZALTABİLİR
Kas-iskelet sistemi tümörlerinin tedavisinde erken tanı kadar biyopsinin doğru planlanmasının da kritik öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Reşit Sevimli, şüpheli vakalarda uzman değerlendirmesi yapılmadan gerçekleştirilen cerrahi müdahalelerin ciddi sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Yanlış planlanan bir biyopsinin hastanın uzvunu koruma ihtimalini olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Sevimli, belirtilerin fark edilmesi halinde ortopedik onkoloji alanında uzmanlaşmış merkezlere başvurulması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Sevimli: "Kas-iskelet sistemi tümörlerinden şüphelenildiğinde rastgele bir cerrahi müdahale veya hatalı bir biyopsi, maalesef hastanın uzuv kurtarılma şansını tamamen yok edebilir. Bu nedenle belirtiler fark edildiğinde mutlaka bu alanda uzmanlaşmış ortopedik onkoloji merkezlerine başvurulmalıdır"
Tedavinin ortopedik onkoloji, tıbbi onkoloji ve radyoloji gibi farklı uzmanlık alanlarının ortak değerlendirmesiyle planlanması gerektiğini belirten Sevimli, erken tanının hem hastalığın kontrol altına alınması hem de hastanın hareket ve uzuv fonksiyonlarının korunması açısından önem taşıdığını vurguladı.




