Nihat AK/EGE TELGRAF- Bu yıl üniversite sınavına başvuran aday sayısı 2 milyon 425 bin 560’ta kaldı. Böylece Türkiye, son 6 yılın en düşük YKS başvuru rakamıyla karşı karşıya kaldı. Bir dönem üniversiteye yerleşme oranlarının yüzde 50’lere ulaştığı eğitim sistemi yeniden 1990’lı yılların yüzde 30’luk tablosuna gerilemiş durumda. Ancak asıl dikkati çeken yalnızca başvuru sayısının düşmesi değil; gençlerin yönünü değiştirmesi. Türkiye’de on binlerce genç artık geleceğini kendi ülkesinde görmüyor. Son verilere göre 50 binden fazla Türk genci ABD ve Avrupa ülkelerine eğitim için gitti. ABD’deki Türk öğrenci sayısı son 15 yılın zirvesine çıkarak 12 bine ulaştı. İngiltere’de bu sayı 16 bine, Almanya’da ise 24 binin üzerine çıktı. Türkiye, dünyada yurt dışına en fazla öğrenci gönderen ülkeler arasında 12. sıraya yükseldi. Bir tarafta hayallerini bavuluna koyup ülkesinden ayrılan Türk gençleri, diğer tarafta Türkiye’nin üniversitelerinde düşük ücretlerle eğitim alan yabancı öğrenciler… Suriye’den 70 bin, Azerbaycan’dan 34 bin, İran’dan 23 bin öğrenci geldi. Afrika kıtasından; Butan, Benin, Trinidad, Togo, Tanzanya, Uganda, Cibuti, Gana, Kongo, Gambiya, Zimbabve’den öğrenciler ülkemize ilgi gösteriyor. Yabancılar, anaokulundan ucuz paralara Türkiye’de üniversitede okuyor. Hacettepe, Çapa, Cerrahpaşa tıp diplomaları 12 bin dolarken veterinerlik 3 bin 500 dolara iniyor. Karabük Üniversitesi’nde tıp fakültesi 200 bin TL, diş hekimliği 140 bin TL, mühendislikler 40 bin TL, işletmeler 30 bin TL.

TAŞIMAK MI YAŞAMAK MI?

Hayatlarının en önemli kararları arifesinde gençlerin destek almasında yarar olduğuna vurgu yapan insan kaynakları uzmanı Gül Dilber, “Türkiye’de üniversite sınavına giren öğrenci sayısındaki düşüş, gençlerin artık yalnızca diploma değil, yaşam kalitesi ve ekonomik güvence odaklı bir gelecek aradığını gösteriyor. Yurt dışında eğitim, çalışma ve kariyer imkanları gençler için önemli bir çekim merkezi haline gelirken, özellikle yabancı dil ve uluslararası deneyimle yetişen öğrenciler kariyer planlarını erken yaşta yurt dışına yönlendiriyor. Eğitim sistemi, iş dünyası ve kamu kurumlarının ortak politikalar geliştirerek gençlere umut veren bir gelecek sunması gerekiyor. Çünkü bir ülkenin en büyük gücü, kendi ülkesinde hayal kurmaya devam eden gençleridir. Gençler kariyer yolculuğuna çıkarken, kulaktan kulağa yayılan eksik bilgilerle ya da sosyal medyanın oluşturduğu parlak ama yanıltıcı algılarla geleceklerini şekillendirmemeli. Çünkü yanlış kurulmuş bir kariyer planı, insanın yalnızca mesleğini değil, yıllarını da yorabiliyor. Her popüler meslek mutluluk getirmediği gibi, her yüksek maaş da insanın içindeki tatmini büyütmüyor. Kariyer, sadece para kazanılacak bir alan değil; insanın kendini ait hissedeceği, üretirken nefes alabileceği bir yaşam yolu. Bu yüzden gençler, hayatlarının en önemli kararlarından birini verirken mutlaka insan kaynakları uzmanlarından ve kariyer danışmanlarından destek almalı. Doğru rehberlik bazen bir insanın yıllarca kaybolmasını engeller, bazen de içindeki gerçek potansiyelin kapısını açar. Unutulmamalıdır ki insan sevmediği bir işi yıllarca taşıyabilir ama mutlu olduğu bir mesleği ömür boyu yaşayabilir. Kariyer planlaması da tam olarak bu yüzden; sadece işe değil, insanın kendi hayatına doğru yön vermesidir” dedi.

BİR ÜLKENİN GELECEĞİ…

Bir ülkenin geleceğinin kendi topraklarında hayal kurmaya devam eden geçlerle olabileceğine dikkati çeken Hürriyetçi Eğitim Sendikası İzmir Şube Başkanı Adnan Sarısayın, “Gençlerimiz bugün üniversite kapılarında yalnızca diploma değil, umut arıyor. Ancak artan ekonomik zorluklar, barınma sorunları ve gelecek kaygısı hem öğrencileri hem aileleri endişelendiriyor. Bu nedenle birçok genç, eğitim ve yaşam umudunu yurt dışında aramaya yöneliyor. Nitelikli gençlerin farklı ülkelerde gelecek kurma isteği ise sessiz bir beyin göçünü beraberinde getiriyor. Öte yandan üniversite mezunları arasında yükselen işsizlik, gençlerin hayallerini gölgeliyor. Hayat şartları ağırlaştıkça öğrenciler bir taraftan çalışıp bir taraftan eğitimlerini sürdürmenin yollarını arıyor. Bu yüzden açık ve uzaktan öğretime yönelim de giderek artıyor. Gençlerin omuzlarındaki yükü hafifletmek için yurt, burs ve eğitim desteklerinin daha kapsayıcı hale getirilmesi büyük önem taşıyor. Çünkü bir ülkenin geleceği, hayal kurmaya devam eden gençlerinin gözlerinde saklıdır” ifadelerini kullandı.

İŞSİZ KALMA KORKUSU

Gençleri diplomalı işsizlik korkusunun sardığını belirten Birleşik Kamu-İş İzmir İl Başkanı Barış Düdü, “2026-YKS başvuru sayıları bize yeniden 6-7 yıl önceki seviyelere dönüldüğünü gösteriyor. Elbette bürokrasi bunu yalnızca genç nüfusun azalmasıyla açıklıyor; ancak mesele sadece nüfus değil. Türkiye’de son yıllarda derinleşen ekonomik kriz, üniversite eğitiminin maliyetini aileler için taşınamaz hale getirdi. Barınma, beslenme ve şehir dışında okumanın giderleri birçok ailenin gücünü aşıyor. Bu nedenle gençler artık başka şehirlerde üniversite okumaktan uzaklaşıyor. Bunun yanında genç işsizliği de çok ciddi bir kırılma yarattı. Eskiden üniversite diploması iş ve gelecek garantisi anlamına geliyordu. Bugün ise gençler, yıllarca okuyup sonunda işsiz kalma korkusuyla karşı karşıya. Üniversite diplomasının sağladığı güven duygusu büyük ölçüde kayboldu” dedi.

Övgü Terzibaşıoğlu Anadolu Lisesi nerede? ESHOT ile gidilir mi? Pansiyon hizmeti var mı? 2026
Övgü Terzibaşıoğlu Anadolu Lisesi nerede? ESHOT ile gidilir mi? Pansiyon hizmeti var mı? 2026
İçeriği Görüntüle

‘UMUDUN KAYBI’

Nitelikli eğitim ve yatırım alanlarında reform yapılması gerektiğine değinen Başkan Düdü, “Önemli bir sorun üniversitelerdeki nitelik kaybı. Akademik altyapısı zayıf, bilimsel üretimi sınırlı çok sayıda üniversite açıldı. Gençler artık birçok üniversitenin kendilerine güçlü bir gelecek sunmadığını düşünüyor. Dünya sıralamalarında yer alan, bilimsel niteliği yüksek üniversite sayısının azlığı da bu güven kaybını büyütüyor. Öte yandan ülkedeki yatırım ortamının zayıflaması, iş imkânlarının daralması ve ekonomik belirsizlikler gençleri farklı arayışlara yöneltiyor. Bugün birçok genç üniversite okumak yerine kısa sürede gelir sağlayacak alanlara yöneliyor ya da geleceğini yurt dışında kurmanın yollarını arıyor. Sayılardaki düşüş aslında gençlerin eğitimden değil, gelecek umudunu kaybetmesinden kaynaklanıyor” diye konuştu.

BİLİMSEL ESASLAR

Türkiye’deki eğitim sisteminin, hemen her alanında alarm vermeye devam ettiğini savunan VELİ-DER İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat, “Gelecek kaygısıyla mücadele eden gençler, nitelikli eğitime erişimde yaşanan sorunlar nedeniyle eğitim sisteminin dışına itiliyor; eğitim, giderek daha dar bir kesimin ulaşabildiği bir hak hâline dönüşüyor. Ülkemizde yaşanan okul saldırısının ardından velilerin okullara duyduğu güven ciddi biçimde sarsılmış durumda. Güvenli ve sağlıklı eğitim ortamı sağlamak artık yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda toplumsal bir zorunluluk hâline gelmiştir. Diğer yandan eğitim-öğretim maliyetleri, sabit gelirle yaşamını sürdüren aileler açısından taşınamaz seviyelere ulaştı. Barınma, ulaşım, beslenme ve temel eğitim giderleri; özellikle başka şehirlerde üniversite okumak zorunda kalan öğrenciler için ağır bir ekonomik yük oluşturuyor. Gençler arasında yaygınlaşan “Okusam da iş bulamayacağım” düşüncesi ise üst eğitim kurumlarına devam etme isteğini her geçen yıl daha da azaltıyor. Üniversite sınavlarına başvuran öğrenci sayısındaki düşüş de bu umutsuz tablonun en önemli göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bugün gelinen noktada eğitim sistemi, fırsat eşitliğini güçlendiren değil; ekonomik eşitsizlikleri derinleştiren bir yapıya sürükleniyor. Eğitim hakkının yalnızca maddi imkânı olanların erişebildiği bir ayrıcalığa dönüşmesi kabul edilemez. Bu nedenle; eğitim kaynaklarının doğru ve adil biçimde planlanması, istihdama yönelik gerçekçi eğitim politikalarının oluşturulması, öğrencilerin barınma ve beslenme sorunlarına kamusal çözümler üretilmesi, okullarda güvenli eğitim ortamlarının sağlanması ve eğitimin niteliğinin bilimsel esaslarla yükseltilmesi, acil ve kısa vadeli çözüm başlıkları olarak ele alınmalıdır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi