Sağlık

Glokomun sessiz hırsız olduğunu biliyor musunuz? Belirti vermeden görmenizi kaybetmenize neden olabilir

Gözlerin sessizce zarar görebileceğini hiç düşündünüz mü? 11-17 Mart Dünya Glokom Haftası kapsamında uzmanlar, çoğu zaman belirti vermeyen glokom hastalığına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Ali Emre Dalyan, glokomun erken teşhisle durdurulabileceğini söyledi.

Abone Ol

Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Ali Emre Dalyan, glokom hastalığını göz içi basıncının yükselmesi sonucu görme sinirinin zarar görmesiyle ortaya çıkan kronik bir göz hastalığı olarak tanımlıyor. Dalyan, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekerek, “Glokom uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri büyük önem taşır” ifadelerini kullandı.

Dalyan: “Görme siniri göz ile beyin arasındaki iletişimi sağlayan hayati bir yapıdır. Bu sinirde oluşan hasar geri döndürülemez. Hastalığın en tehlikeli yönü ise uzun süre belirti vermemesidir. Kişi görme alanı daralana kadar herhangi bir şikâyet hissetmeyebilir. Bu nedenle glokom 'sessiz hırsız' olarak da bilinir" dedi.

RİSK GRUPLARI DİKKAT ETMELİ

Glokom her yaşta görülebilse de bazı gruplar daha yüksek risk altında bulunuyor. Op. Dr. Dalyan, risk grubundaki kişileri şöyle sıraladı:

40 yaş üstü bireyler

Ailesinde glokom bulunanlar

Şeker hastaları

Yüksek tansiyon hastaları

Uzun süre kortizon kullananlar

Yüksek miyop veya hipermetropu olanlar

Dalyan, bu kişilerin göz kontrollerini düzenli olarak yaptırmasının önemine vurgu yaptı.

ERKEN TANI HASTALIĞIN İLERLEMESİNİ DURDURABİLİR

Glokomda erken tanının kritik öneme sahip olduğunu belirten Dalyan: “Kaybedilen görme duyusu geri getirilemez ancak erken tanı sayesinde hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Glokom tedavisinde temel hedef göz içi basıncını düşürerek görme kaybının önüne geçmektir. Tedavi seçenekleri arasında göz içi basıncını düşüren damlalar, lazer uygulamaları ve gerekli durumlarda cerrahi müdahaleler yer alır" dedi.

DÜZENLİ KONTROLLER ÖNEMLİ

Hastaların kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirten Dalyan: “Göz basıncı ölçümü, görme alanı testi ve göz siniri tomografisi gibi tetkiklerle hastalığın takibi yapılır. Çoğu hasta ömür boyu damla tedavisi kullanmaktadır" diye konuştu.