Ege Telgraf Gazetesi'nden Nihat Ak'ın haberine göre, İzmir’de kira baskısı, emekliyi köylere, esnafı ara sokaklara yönlendirirken çalışanların tayin tercihlerini bile tersine çevirdi. Ege Telgraf’a konuşan gayrimenkul danışmanı Hüseyin Güçlü, “İnsanlar başlarını sokacak ev, ekmek kazanacak dükkan bulmakta zorlanıyor” dedi. Gökçe Kezer Üççeşmeler, çalışanların artık daha ucuz yerlere gidebilmek için torpil aradığını belirtirken İzmir Emlak Kulübü Başkanı Rıdvan Akgün’den iddialı bir çağrı geldi: “Beni Barınma Bakanı yapın, İzmir’in ve Türkiye’nin barınma sorununu altı ayda çözeyim.”

ONALTI KAT YÜKSEK

Kira artış hızında açık ara Avrupa’nın önünde olunduğunu belirten İzmir Emlak Kulübü Başkanı Rıdvan Akgün, “Paylaşılan Eurostat karşılaştırmasına göre Türkiye’de fiilen ödenen konut kiraları, 2025’in ikinci çeyreğinden 2026’nın aynı dönemine kadar yüzde 49,6 arttı. Avrupa Birliği ortalaması ise yüzde 3’te kaldı. Türkiye’deki nominal kira artış hızı, AB ortalamasının yaklaşık 16,5 katına ulaştı. Almanya’da artış yüzde 2,1, Fransa’da yüzde 1,6 olurken Finlandiya’da artış kaydedilmedi. Türkiye, yüzde 43,5’lik Romanya’yı ve yüzde 40,1’lik Hırvatistan’ı geride bıraktı. Bu tablo, barınma giderlerindeki baskının boyutunu gösteriyor. Ancak oranlar ilan fiyatlarını veya her sözleşmenin zam oranını değil, fiili kira ödemelerindeki değişimi yansıtıyor. Enflasyondan arındırılmamış bu karşılaştırma, kiraların Türkiye’de 16,5 kat daha pahalı olduğu anlamına gelmiyor. Çözüm, erişilebilir kiralık sosyal konut üretimini hızlandırmaktır” dedi.

‘ALTI AYDA ÇÖZERİM’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunan Akgün, “Beni Barınma Bakanı yapın, İzmir’in ve Türkiye’nin barınma sorununu altı ayda çözeyim. İlk adımda valilikler ve ilgili bakanlıklarla kentlerin kiralık konut ihtiyacını belirlerim. Hazine arazilerini tespit eder, altyapı ve sosyal donatı hazırlıklarını hızlandırırım. Ardından yapı sektörünü ortak bir üretim programında buluşturarak küçük, güvenli ve ekonomik konutların yapımını başlatırım. Her aileye aynı büyüklükte ev yerine, hane nüfusuna uygun konut seçenekleri sunarım. Önceliği dar gelirlilere, emeklilere ve ev satın alamayanlara veririm. Sosyal kiralık konutlarla insanları yüksek kira baskısından kurtarırım. Barınmayı hükümetin birinci meselesi yapar, kurumları hedefe yönlendiririm. İnsanlarımızın maaşı kiraya gitmesin, aileler geleceğe güvenle bakabilsin” diye konuştu.

KENTSEL DÖNÜŞÜM

Kentsel dönüşüm sürecin doğru işletilmesi gerektiğini belirten Başkan Akgün, “Barınma sorununa kısa vadede sosyal konutlarla çözüm üretilebilir; ancak mevcut konut stokunun yenilenmesi kentsel dönüşüm gerektirir. Dönüşüm, yüksek maliyetli ve uzun soluklu bir süreçtir. Bu nedenle yalnızca bina bazında değil, mahalle, ada ve ilçe ölçeğinde planlanmalıdır. Merkezi ve yerel yönetimler, finansman ve altyapı konusunda birlikte hareket etmelidir. Önceliğimiz, vatandaşın güvenli konutlara ulaşması ve dönüşüm sürecinde ağır kira yükü altında ezilmemesidir” şeklinde konuştu.

YANLIŞ YAKLAŞIM

Konut ve işyeri kiralarının vatandaşın ve esnafın ödeme gücünü aşan seviyelere ulaştığını belirten Gayrimenkul Danışmanı Hüseyin Güçlü, “İnsanlar başlarını sokacak ev, ekmek kazanacak dükkan bulmakta zorlanıyor. Mevcut sözleşmelerin yenilenmesinde, yasal istisnalar dışında, TÜİK’in açıkladığı on iki aylık ortalama TÜFE değişim oranı üst sınırdır. Buna rağmen bazı mülk sahiplerinin bu sınırı aşan zam talepleri, kiracıları çıkmaza sürüklüyor.

Bir gayrimenkulün satış bedeli bankaya yatırıldığında sağlayacağı aylık faiz gelirini kira bedeline eşitlemeye çalışmak yanlış bir yaklaşımdır. Çünkü mevduat faizi değişkendir; gayrimenkul ise kira gelirinin yanında değer artışı potansiyeli de taşır. Kiracıdan iki farklı yatırımın getirisini eşitlemesini beklemek adil değildir. Kira belirlerken taşınmazın konumu, niteliği, emsal bedeller ve kiracının ödeme gücü dikkate alınmalıdır. Aşırı beklentiler evleri boş bırakıyor. İşyerlerinin kapanma riskini artırıyor. Mülk sahiplerinin ellerinden geldiği kadar yasal sınırlara uyması, makul, ödenebilir kira bedelleri belirlemesi barınmayı ve üretimi sürdürülebilir kılar” dedi.

YAŞAM HARİTASI DEĞİŞİYOR

İzmir’deki yüksek kiraların insanların yalnızca bütçesini değil, yaşam haritasını da değiştirdiğini dile getiren Güçlü, “ Sahilde görev yapan bir memur, uygun kira bulabilmek için sahilden uzak bir mahallede oturmak zorunda kalıyor. Barınma giderinden yaptığı tasarrufun bir bölümü ulaşım maliyetine dönüşüyor; yolda geçen saatler de hayatından eksiliyor.

Esnaf, kent merkezindeki işlek noktalardan daha düşük kiralı ara sokaklara yöneliyor. Son dönemde çok sayıda markanın ara sokaklara taşınması, kira baskısının ticaretin coğrafyasını değiştirdiğini gösteriyor. Düşük gelirli emekliler ise İzmir’in çeperlerinde, köylerinde çare arıyor. Her hafta bize gelen emekliler, “Birkaç göz köy evi istiyoruz; tek kriterimiz kirası düşük olsun” diyor. Önceden yüzüne bakılmayan evler şimdi ilgi görüyor.

Bazı çiftler merkezdeki evlerini kiraya verip daha düşük bedelli konutlara taşınıyor, çocuklarını elektrikli araçlarıyla okula taşıyor. Bu, aile bütçesini dengeleme çabasıdır. Ancak çözüm, insanları daha uzağa göndermek değildir. Merkezi ve yerel yönetimler, ulaşım bağlantıları güçlü, erişilebilir fiyatlı konut ve işyerleri üretmek için gerçekçi projeleri hayata geçirmelidir. İzmir’de bir çatı altında yaşamak, bir dükkanda ekmek kazanmak, dar gelirlinin ulaşamayacağı bir hayale dönüşmemelidir” diye konuştu.

LOKASYON ZAM DENGESİ

İzmir’deki kira artışlarının Avrupa ülkelerinin çok üzerinde olduğuna dikkati çeken Gayrimenkul Danışmanı Gökçe Kezer Üççeşmeler, “İzmir’in seçkin semtlerinde, merkezi ve değerli lokasyonlarında konut ve işyeri arayan gurbetçilerimizden benzer itirazlar duyuyoruz: “Avrupa’da kiralar bu hızla artmıyor; burada her yıl bütçemizi yeniden kurmak zorunda kalıyoruz.” Yurt dışında yaşayan veya Avrupa’daki kira piyasasını yakından izleyen danışanlarımız, artışların öngörülemezliğinden şikayet ediyor.

Bitcoin yatırımcısı dikkat! Petrol yükseldi, kriptoda satış dalgası başladı: Bitcoin ve altcoinler geriledi
Bitcoin yatırımcısı dikkat! Petrol yükseldi, kriptoda satış dalgası başladı: Bitcoin ve altcoinler geriledi
İçeriği Görüntüle

Paylaşılan karşılaştırmada Türkiye’de fiilen ödenen konut kiralarının yıllık artışı yüzde 49,6, Avrupa Birliği ortalaması yüzde 3 olarak belirtiliyor. Almanya’da yüzde 2,1, Fransa’da yüzde 1,6 düzeyindeki artışlar, gurbetçilerin İzmir’de karşılaştıkları talepleri sorgulamasına neden oluyor. Seçkin bir adresin, güçlü bir ticari konumun elbette karşılığı vardır. Fakat değerli lokasyon, sınırsız zam gerekçesi değildir. Danışanlarımız yalnızca uygun fiyat değil, sürdürülebilir kira ilişkisi istiyor. Mülk sahipleri, kısa vadeli yüksek gelir beklentisi yerine düzenli ödeme yapan kiracıyı, piyasa gerçeklerini ve uzun vadeli istikrarı önemsemelidir” dedi.

TERSİNE TORPİL

Torpil arayışında tersinde bir dönüş olduğunun altını çizen Üççeşmeler, “Eskiden İzmir’in gözde semtlerinde çalışmak, memur ve emekçi için bir prestij göstergesiydi. İnsanlar bu bölgelere tayin olabilmek, görev yerlerini değiştirebilmek için referanslar arar, torpil kapılarını aşındırırdı. “Şu kupon yerde çalışıyorum” demenin bile gizliden gizliye taşınan bir gururu vardı. Bugün ise aynı adreslerin parıltısı, kira faturalarının gölgesinde kalıyor.

Artık insanlar gözde lokasyonlara gelebilmek için değil, kirası düşük, gündelik hayatı daha ucuz yerlere gidebilmek için güçlü torpiller arıyor. Çünkü gelir artışı yaşam maliyetine yetişmiyor; kira, ulaşım ve temel ihtiyaçlar bütçeyi tüketiyor. Bir zamanlar kariyer hesabıyla istenen tayinler, şimdi geçim hesabıyla talep ediliyor.

Gayrimenkul piyasası açısından bu değişim bir uyarıdır. Bir semtin değeri, orada çalışanların yaşayabilmesini imkânsızlaştırıyorsa kentte denge bozulmuş demektir. İzmir’in kıymetli adresleri yalnızca yüksek gelirlilere ait olmamalı. İnsanlar çalıştıkları yere yakın yaşayabilmeli; görev yeri seçimi, geçim korkusunun esiri haline gelmemelidir” diye konuştu.

Kaynak: Haber Merkezi