Güncel

Her damla suyu topla kuraklıkla cebelleşme

Günlerdir süren şiddetli yağmurlar kent merkezlerinde hayatı zorlaştırırken, tarımsal arazilerde de çalışmaları aksatıyor. Uzmanlar, kurak dönemde özlenen bu yağmurların değerinin bilinerek projelerle toplanması gerektiğini vurguluyor.

Abone Ol

Nihat AK/EGE TELGRAF- Ege Telgraf’a konuşan İzmirli ziraatçiler, yoğun yağmurların toprağın altına inmeden denize akmasının tarımı tehdit ettiğini vurguladı. Ziraatçiler, yüzey sularının yeterince tutulmadığını, tarımsal sulama altyapısının eskidiğini ve yer altı sularına aşırı yüklenildiğini belirterek, “Artık önlem alınmazsa tarım ciddi tehlike altında” uyarısında bulundu.

‘HAYATİ BİR GÖREV’

Yüzey sularının değerlendirilmesi yerine yer altı sularına yüklenilmesinin yanlışlığına dikkati çeken Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) İzmir Şube Başkanı Dr. Hakan Çakıcı, “Son yıllarda yaşadığımız su krizi artık sadece bir tartışma konusu değil; tarımın, üretimin ve geleceğimizin temel tehdidi hâline gelmiştir. Yağmur damlaları toprağa düşmek tarıma hayat vermesi gerekirken denize koşuyor. Mevcut tarımsal sulama altyapımız eskimiş, yıpranmış ve yetersiz. Barajlarımız, göletlerimiz ve sulama kanallarımız çoğu zaman artık görevini tam olarak yerine getiremiyor. Bu bir uyarıdır: Bugün önlem almazsak, yarın toprağımız ve üretimimiz ciddi tehlikede olacak. Yüzey sularını tutmak artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Büyük barajlar, küçük göletler, yer altı barajları ve akıllı su yönetimi projeleriyle bu sular toprağa kazandırılmalı, tarımın hizmetine sunulmalıdır. Yer altı suları, yani artezyenler ise rezerv kaynaklarımızdır; asıl başvurulacak olan yüzey sularıdır. Ama bugün yüzey sularını yeterince tutamadığımız için yer altı sularına aşırı yükleniyoruz. Bu durum, sürdürülebilirlik açısından ciddi bir alarm vermektedir. Unutmayalım ki, Türkiye’de tatlı suyun yüzde 75’i tarımda kullanılmaktadır. Tarımın güvenceye alınması, üreticimizin korunması ve toprağın sulanması için yüzey sularını etkin ve verimli bir şekilde yönetmek zorundayız. Her damla su, toprağa hayat vermek, geleceğe umut taşımak demektir. Bu nedenle hem mevcut altyapımızı yenilemeli hem de yeni yatırımlarla suyu akıp gitmeden tutmalı ve planlı bir şekilde kullanmalıyız. Bugün harekete geçmezsek, yarın yüzey suları tükenmiş, yer altı suları aşırı kullanılmış ve tarım alanlarımız kurumuş bir Türkiye ile karşı karşıya kalacağız. Bu ciddi tehdidin farkında olarak, kamusal yaklaşım ve kararlı yatırımlarla suyu korumak, ölçmek ve planlamak artık hayati bir görevdir” şeklinde konuştu.

‘İZLEMEK ÇÖZÜM OLAMAZ’

Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şubesi Başkanı Ziraat Mühendisi İlker Ağın, “Son yıllarda küresel iklim değişikliğiyle birlikte su krizi, yaşamımızın en belirgin gündem maddesi haline geldi. Yağış rejimleri değişti; olması gereken zamanda yağmur yok, ihtiyaç duyduğumuzda az, bazen de aniden bastırıyor. Bu, sadece bir doğa olayı değil; insan eliyle, sanayi devrimiyle başlayan ve son 100 yıldır hız kazanan bir sürecin sonucudur. Dolayısıyla “iklim değişikliği” diye işin içinden sıyrılmak hem mümkün değil, hem de doğru değildir.
Peki, çözüm ne? Öncelikle suyu kontrol etmeyi, yönetmeyi ve planlamayı öğrenmeliyiz. Suyu ölçmeden, miktarını bilmeden, yönetmeye kalkarsak başarı şansımız sıfıra yaklaşır. Bugün tarımda basınçlı sulama sistemlerini teşvik ediyoruz; ama bu sistemlerin ne kadar etkin kullanıldığını, su tüketiminin doğru ölçülüp ölçülmediğini tam olarak bilmiyoruz. Kuyularımızın bir kısmının kaçak olduğunu bilmeden, yağmurları sadece toprağın üzerinden akıp giden bir lütuf olarak izlemek çözüm olamaz.
Bütün bunları önlemek için kamucu bir yaklaşım şarttır. Su varlıklarımız yok edilmemeli, kirletilmemeli; madencilik veya plansız yapılaşmanın baskısı altında kalmamalıdır. Sularımız önce korunmalı, sonra ölçülmeli, ardından akıllı bir planlama ile tarım arazilerimize yönlendirilmelidir. Her damla, toprağa hayat vermeli; denizlere koşarak gitmesine izin verilmemelidir” diye konuştu.

Her damla suyun tarlayı yeşerten bir mucize gibi olduğunu doğru kullanımıyla, iklim değişikliğinin getirdiği zorluklara karşı toprağın ve üretimin güvence altına alınabileceğini vurgulayan Başkan Ağın önerilerini şu maddelerde topladı;

• Yağmuru toprağa kazandıracak, barajlarda ve göletlerde depolanmasını sağlayacak altyapıları savunmak ve projelendirmek,
• Basınçlı sulama sistemlerini sadece teşvik etmekle kalmayıp, kullanımını ölçmek ve denetlemek,
• Kaçak sulamayı önlemek ve su varlıklarını korumak,
• Tarım planlamasında suyu merkeze almak ve bütüncül bir yaklaşım geliştirmek.

KANALLAR AYRILSIN!

Tarımsal arazilere yağan yağmurların depolanamadığına dikkati çeken Menderes Ziraat Odası Başkanı Mehmet Pala, “Kuraklık dönemlerinde yağmurları özlerken, yağışların yoğunlaştığı günlerdeyse gözlerimiz gökyüzünde, yüreklerimiz ise akıp giden suda kalıyor. Ne yazık ki, elimizdeki bu nimeti yeterince değerlendiremiyoruz. Yağmurlar birer bereket kaynağı olarak toprağımıza düşmek yerine, koşar adım denizlere karışıyor. Bizler, tarım arazilerimizin verimliliğini ve çiftçimizin emeğini korumak istiyoruz. Bunun için yağmur sularının bilinçli bir şekilde tutulması, yer altı barajları ve göletlerle depolanması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. İzmir’de yaşanan bu yoğun yağışlarda sevinç yaşarken, suların boşa akıp gitmesinin üzüntüsünü de hissediyoruz. Özellikle Menderes ilçemizde, İZSU’nun pis su ve yağmur suyu kanallarını ivedilikle ayırması şarttır. Bu basit ama hayati adım, yağmurlarla gelen bereketin Tahtalı Barajı’na ulaşmasını sağlayabilir ve yurttaşımızın yüzü daha da güldürülebilir. Pis suyla karışan temiz sular, hem kaynak kaybına hem de içme ve tarımsal kullanma anlamında heder oluyor. Unutmayalım ki, bir damla su, bazen bir tarlayı yeşertir, bir köyü yaşatır. Eğer bu damlaları doğru yönetirsek, kuraklıkla cebelleşmek yerine bereketle yüzleşiriz. Bizler, kamucu bir yaklaşımla, tarımın ve doğanın lehine projelerin bir an önce hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Çiftçimizin sesi olarak bu taleplerimizi duyurmak ve çözümün önünü açmak isteriz. Çözüm kamu kurumlarımızın kaynakları harekete geçirmesiyle sağlanabilir. Bize göre her damla su, emeğin ve umudun ta kendisidir” diye konuştu.