İnme (felç) vakalarının dünya genelinde giderek artması, erken müdahale ve rehabilitasyon sürecinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlar, her dört kişiden birinin yaşamı boyunca inme riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirterek, özellikle ilk saatlerde hastaneye ulaşmanın hayati rol oynadığına dikkat çekiyor.

Spordan sonra ağrı ne zaman normal, ne zaman sakatlık belirtisi? Uzmanlar açıkladı
Spordan sonra ağrı ne zaman normal, ne zaman sakatlık belirtisi? Uzmanlar açıkladı
İçeriği Görüntüle

Cybenicx Medikal Direktörü ve Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. M. Hakan Ertürk, inmenin iki farklı şekilde ortaya çıkabildiğini ifade ederek, damar tıkanıklığı ve beyin kanaması arasında ciddi farklar bulunduğunu vurguladı. Kanamaya bağlı inme türlerinde hayatta kalma oranının daha düşük seyrettiğini belirten Ertürk, bu nedenle hızlı müdahalenin kritik olduğunu söyledi.

Tıkanmaya bağlı inmelerde ise erken dönemde uygulanacak tedavilerin damarların yeniden açılmasını sağlayabileceğini belirten Ertürk, ilk saatlerin tedavi başarısı açısından belirleyici olduğunu dile getirdi. Bu süreçte hastanın vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna ulaştırılması gerektiği ifade edildi.

Karotis Arterlerdeki Daralma Felc Riskini Nasil Artiriyor

Uzmanlar, inme tedavisinin yalnızca acil müdahaleyle sınırlı olmadığını, sürecin üç aşamadan oluştuğunu belirtiyor. İlk evrede hastanın hayatta kalmasının ve stabil hale getirilmesinin hedeflendiği, ikinci evrede ise nörorehabilitasyonun en etkili şekilde uygulanmasının kritik olduğu kaydediliyor. Üçüncü evrede ise kayıpların bir kısmının kalıcı hale gelmesine rağmen iyileşmenin halen mümkün olduğu ifade ediliyor.

Özellikle subakut dönem olarak adlandırılan ilk 3 haftadan 3 aya kadar olan sürecin, tedavi açısından en verimli dönem olduğuna dikkat çekiliyor. Bu süreçte beynin kendini yeniden yapılandırma yeteneği olan nöroplastisitenin en yüksek seviyede olduğu belirtiliyor.

Rehabilitasyonun hastanın günlük yaşamına dönüşünde belirleyici rol oynadığını ifade eden Ertürk, özellikle robotik sistemlerin tedaviye önemli katkı sağladığını ancak her hasta için uygun olmayabileceğini söyledi. Hastanın durumuna göre klasik fizik tedavi ile robotik yöntemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği aktarıldı. İnme sonrası hastaların plejik ve paretik olarak sınıflandırıldığını belirten uzmanlar, hareket kabiliyetine göre tedavi yöntemlerinin değiştiğini ifade ediyor. Özellikle hareket niyetini algılayan biyosinyal temelli sistemlerin, aktif katılım sağladığı için beyinde daha güçlü iyileşme süreçleri başlattığı vurgulanıyor. Uzmanlara göre inme tedavisinde başarı, erken müdahale, doğru tedavi seçimi ve zamanında başlatılan rehabilitasyonun birlikte uygulanmasıyla mümkün oluyor. Bu nedenle hem toplumda farkındalığın artırılması hem de sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi büyük önem taşıyor.

Kaynak: BÜLTEN