İzmir, biyolojik çeşitliliğin korunması ve doğanın kent yaşamına dahil edilmesi amacıyla dünyanın farklı kentlerinden temsilcileri bir araya getirdi. Berlin Kentsel Doğa Paktı’nın yıllık toplantısında 2030 hedefleri doğrultusunda yapılacak ortak çalışmalar ele alınırken İrlanda’nın Dublin, Macaristan’ın Veszprém ve Portekiz’in Matosinhos kentleri de pakta dahil oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 19-21 Ekim tarihleri arasında Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen toplantıya farklı ülkelerden yerel yönetim temsilcileri, uluslararası kuruluşlar ve uzmanlar katıldı. Görüşmelerde, 2030 yılına kadar biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulması ve doğanın yeniden canlandırılması için atılabilecek ortak adımlar değerlendirildi.
“ORTAK REFAHIMIZIN TEMELİDİR”
Toplantının açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, biyolojik çeşitliliğin korunması ile iklim değişikliğiyle mücadelenin birbirini tamamlayan süreçler olduğuna dikkat çekti. Ermenistan’ın başkenti Erivan’da COP17’nin başladığını, Türkiye’nin ise gelecek ay Antalya’da COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını hatırlatan Okyay, “Doğayı korumadan iklim değişikliğiyle mücadele edemeyiz iklim değişikliğiyle yüzleşmeden de biyolojik çeşitlilik kaybını durduramayız. Biyolojik çeşitlilik sağlıklı ekosistemlerin, gıda güvenliğinin, temiz suyun, insan sağlığının ve ortak refahımızın temelidir” diye konuştu. Kentlerin çevre politikalarındaki rolüne de değinen Okyay, arazi kullanımı, konut, altyapı ve kamusal alanlara ilişkin kararların biyolojik çeşitlilik kaybını hızlandırabileceğini ya da bu kaybın tersine çevrilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.
İZMİR’İN DOĞAL ALANLARI VE “TEK SAĞLIK” YAKLAŞIMI
İzmir’in doğayla iç içe kent kimliğine değinen Okyay, uluslararası öneme sahip Gediz Deltası’nın Akdeniz’in en büyük flamingo kolonilerinden birine ev sahipliği yaptığını hatırlattı. Kent merkezindeki eski sanayi alanlarının da doğa ve insan yaşamı için yeniden değerlendirilebileceğini belirten Okyay, Gediz Deltası ve Tarihi Havagazı Fabrikası üzerinden İzmir’in doğal ve kentsel alanlarına dikkat çekti. Okyay, “Gediz Deltası, kentimizi sayısız canlı türüyle paylaştığımızı hatırlatıyor. Kent merkezinde ise Havagazı Fabrikası gibi eski sanayi alanları da doğaya ve insanlara yeniden kazandırılabiliyor. Yaklaşımımız, insan, hayvan ve ekosistem sağlığı arasındaki ayrılmaz bağlantıları kabul eden Tek Sağlık anlayışına dayanıyor. Geçen yıl Berlin Kentsel Doğa Paktı’na katılmamız, biyolojik çeşitliliği kent politikalarımızın merkezine yerleştirme kararlılığımızı güçlendirdi” diye konuştu.

COP17’YE ORTAK BİLDİRİ SUNULACAK
Yerel yönetimlerin küresel çevre politikalarında daha etkin rol alması gerektiğini ifade eden Okyay, kentlerin karar alma süreçlerine katılmasının, daha geniş yetkilere sahip olmasının ve doğrudan finansman kaynaklarına erişebilmesinin önemini vurguladı. Paktın siyasi liderlerinin COP17’ye sunulacak ortak bildiriyi görüşeceğini belirten Okyay, kentlerin yalnızca belirlenen hedefleri uygulayan birimler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Okyay, “Bu bildiri açık ve ortak şekilde şu mesajı vermeli: Kentler yalnızca küresel hedeflerin uygulayıcıları değildir; aynı zamanda bu hedeflerin şekillendirilmesinde de ortaktır” dedi.
“SOMUT ADIMLAR ATIYORUZ”
Berlin Kentsel Doğa Paktı Koordinasyon Ofisi Berlin Temsilcisi ve Koordinatörü Sandra Naumann, İzmir’de düzenlenen toplantının kentler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sunduğunu belirtti. Paktın 2021-2022 yıllarında şekillenmeye başladığını ve farklı bölgelerden yaklaşık 90 kenti bir araya getirdiğini aktaran Naumann, biyolojik çeşitliliğin korunmasında kentlerin deneyim paylaşımı ve dayanışmasının önemine değindi. Naumann, “Burada yalnızca konuşmuyoruz; somut adımlar atıyoruz” diyerek kentler arasındaki iş birliğinin önemini vurguladı.
“ALANLARI İYİLEŞTİRİYOR KORUMAYI SÜRDÜRÜYORUZ”
Berlin Kentsel Doğa Paktı Koordinasyon Ofisi ICLEI Europe Temsilcisi ve Koordinatörü Paola Lepori, biyolojik çeşitliliğin kent politikalarında öncelikli konular arasında yer alması gerektiğini ifade etti. Konut, ulaşım ve ekonomi gibi alanların öncelik kazanması nedeniyle doğanın geri planda kalabildiğine işaret eden Lepori, kentlerde sürdürülen doğa koruma çalışmalarına ilişkin “Ağaç dikiyor, doğal alanları iyileştiriyor ve korumayı sürdürüyoruz. Berlin Kentsel Doğa Paktı’nın farklı kentleri ortak bir amaç etrafında buluşturuyor. Doğayı koruma çabasını sürdüren kentlere teşekkür ediyorum” dedi.
IUCN’DEN KENTLERDE DOĞANIN ÖNEMİNE VURGU
Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) temsilcisi Lorena Skuto, doğanın kentlerin geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. IUCN Genel Direktörü Dr. Grethel Aguilar adına konuşan Skuto, sağlıklı ekosistemlerin havayı ve suyu temizlediğini, sel riskini azalttığını ve kentlerdeki sıcaklıkları dengelediğini belirtti. Doğal alanların insan sağlığını ve toplumsal refahı desteklediğini, aynı zamanda kentlerin afetlere karşı dayanıklılığını artırdığını ifade eden Skuto, Berlin Kentsel Doğa Paktı’nın kentler arasındaki deneyim paylaşımını ve doğayı korumaya yönelik çalışmaları güçlendirdiğini söyledi.
“KENT PLANLAMASININ AYRILMAZ PARÇASI OLMALI”
Berlin Eyaleti İklim Eylemi ve Çevre Daimi Müsteşarı Andreas Kraus, kentlerde alınan planlama ve yatırım kararlarının biyolojik çeşitlilik üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtti. Doğanın korunmasının kentsel gelişimin temel unsurlarından biri olması gerektiğini ifade eden Kraus, Berlin öncülüğünde başlatılan Berlin Kentsel Doğa Paktı’nın daha fazla kenti bir araya getirmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Paktın ortak taahhütler ve iş birliği aracılığıyla kentsel biyolojik çeşitliliği korumayı amaçladığını kaydeden Kraus, iklim değişikliğiyle mücadele ve doğanın korunmasında yerel yönetimlerin önemli sorumluluklar üstlendiğini vurguladı.
BİRBİRİYLE BAĞLANTILI
Dublin Belediye Başkan Yardımcısı Alison Field, kentlerde yeşil alanların artırılması, çocukların doğayla buluşturulması ve yerel gıda üretiminin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Doğayla temasın yaşam kalitesini ve çocukların çevre bilincini artırdığını belirten Field, su sıkıntısı ve savaşların gıda tedarikini etkileyebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle yerel üretimin önem taşıdığını ifade etti. Doğanın korunması, doğayla daha fazla vakit geçirilmesi ve yerel üretimin desteklenmesinin birbiriyle bağlantılı olduğunu belirten Field, “Temel değerlere geri dönmemiz gerektiğine inanıyorum” dedi.
KENT PLANLAMASI VE ÇEVRE POLİTİKALARI
Prof. Dr. Pınar Okyay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, doğanın kent planlamasına dahil edilmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve yerel yönetimlerin çevre politikalarındaki rolü ele alındı. Panele İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Elvin Sönmez Güler, Berlin Eyaleti İklim Eylemi ve Çevreden Sorumlu Müsteşarı Andreas Kraus, Dublin Belediye Başkan Yardımcısı Alison Field ve Matosinhos Belediye Meclis Üyesi Manuela Alvares katıldı. Panelde ayrıca sürdürülebilir kentlerin oluşturulması için uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi konusu değerlendirildi.
DUBLİN, VESZPRÉM VE MATOSINHOS DA PAKTA KATILDI
Berlin Kentsel Doğa Paktı’nın İzmir’de düzenlenen yıllık toplantısının ilk gününde yeni katılımlara ilişkin tören gerçekleştirildi.Tarihi Asansör’de düzenlenen törende İrlanda’nın Dublin, Macaristan’ın Veszprém ve Portekiz’in Matosinhos kentleri Berlin Kentsel Doğa Paktı’na dahil oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğindeki toplantı, oturumlar, tematik masa çalışmaları ve saha gezileriyle 21 Ekim’e kadar devam edecek.




