Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de önemli sağlık sorunları arasında yer almayı sürdürüyor.

Kum zeminde spor yaparken dikkat! Çıplak ayakla spor yapanlar risk altında mı?
Kum zeminde spor yaparken dikkat! Çıplak ayakla spor yapanlar risk altında mı?
İçeriği Görüntüle

Tıp teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde kalp ameliyatlarında kullanılan yöntemler de değişirken, son yıllarda minimal invaziv kalp cerrahisi uygulamaları giderek daha yaygın hale geliyor.

Bu yöntemler, geleneksel açık kalp ameliyatlarına göre daha küçük kesilerle uygulanabiliyor ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmelerine imkan sağlayabiliyor.

"GÖĞÜS KAFESİ TAMAMEN AÇILMADAN AMELİYAT YAPILABİLİYOR"

Mehmet Adnan Celkan, kalp ameliyatlarının artık bazı hastalarda daha küçük cerrahi girişlerle gerçekleştirilebildiğini belirtti.

Celkan: "Minimal invaziv kalp cerrahisinde, klasik yöntemlerde olduğu gibi geniş cerrahi kesiler yerine daha küçük giriş noktaları kullanıyoruz. Bu sayede hastalarımız daha az ağrı hissediyor, ameliyat sonrası dönemi daha konforlu geçiriyor ve sosyal hayatlarına daha hızlı dönebiliyor. Özellikle kapak cerrahisi, kalp kapak değişimleri, koroner bypass ameliyatları ve aort cerrahisi ameliyatları başta olmak üzere uygun vakalarda bu yöntemlerden başarılı sonuçlar elde ediyoruz" diye konuştu.

AMELİYAT SONRASI KONFORU ARTIRIYOR

Minimal invaziv cerrahinin önemli avantajlarından birinin ameliyat sonrası iyileşme süreci olduğunu belirten Celkan, küçük kesilerin hastalar açısından çeşitli faydalar sağladığını ifade etti.

Celkan: "Bu yöntemlerde cerrahi travma daha sınırlı olduğu için ameliyat sonrası ağrı düzeyi azalıyor. Kan kaybı daha düşük olabiliyor ve enfeksiyon riski de geleneksel yöntemlere göre azalabiliyor. Hastalarımızın yoğun bakım ve hastanede kalış süreleri de çoğu zaman daha kısa oluyor" dedi.

DAHA AZ KAN KAYBI VE DAHA KISA HASTANE SÜRESİ

Uzmanlara göre minimal invaziv yöntemlerde cerrahi müdahalenin daha sınırlı olması nedeniyle hastaların iyileşme süreçleri de olumlu etkilenebiliyor.

Daha düşük ağrı seviyesi, daha az kan kaybı ve enfeksiyon riskindeki azalma, yöntemin öne çıkan avantajları arasında yer alıyor. Bunun yanında yoğun bakım ve hastanede kalış sürelerinin de birçok vakada daha kısa olabildiği belirtiliyor.

ERKEN TANI TEDAVİ BAŞARISINI ETKİLİYOR

Kalp ve damar hastalıklarında erken teşhisin önemine dikkat çeken Celkan, özellikle risk grubundaki kişilerin düzenli sağlık kontrollerini aksatmaması gerektiğini söyledi.

Ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Celkan, erken tanının tedavi başarısında belirleyici rol oynadığını ifade etti.

BU BELİRTİLERDE UZMANA BAŞVURUN

Kalp hastalıklarının bazı belirtilerle kendini gösterebildiğini belirten Celkan: "Kalp ve damar hastalıklarında erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkiliyor. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve çabuk yorulma gibi belirtiler yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden uzman değerlendirmesinden geçmesi gerekiyor. Günümüzde gelişen cerrahi teknikler sayesinde hastalarımıza çok daha güvenli ve konforlu tedavi seçenekleri sunabiliyoruz" dedi.

GELİŞEN TEKNOLOJİLER TEDAVİ SEÇENEKLERİNİ ARTIRIYOR

Kalp cerrahisinde kullanılan yeni teknolojiler ve yöntemler sayesinde hastalar için daha konforlu tedavi seçenekleri sunulabiliyor.

Uzmanlar, uygun hasta gruplarında uygulanan minimal invaziv cerrahi tekniklerinin hem ameliyat sürecini hem de iyileşme dönemini kolaylaştırabildiğine dikkat çekerken, düzenli kontroller ve erken teşhisin önemini vurgulamayı sürdürüyor.

Kaynak: İHA