Kalp ve damar hastalıklarında erken tanı, uygulanacak cerrahi yöntem ve ameliyat sonrası iyileşme süreci, hastaların sağlığı ve yaşam kalitesi açısından önem taşıyor. Özellikle koroner damarlardaki tıkanıklıklara yönelik açık ve küçük kesiyle gerçekleştirilen ameliyatlar ile rehabilitasyon süreci, hastanın klinik durumuna göre değerlendiriliyor. Gelişen teknolojiyle birlikte bypass cerrahisinde farklı teknikler ve ekipmanlar kullanılırken, uzmanlar şikayetlerin ertelenmemesi ve tedavi kararlarının uluslararası tıbbi kılavuzlar doğrultusunda verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Özel Adatıp Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, tıkalı damarlara yönelik tedavi seçenekleri, ameliyat teknikleri, iyileşme süreleri ve erken tanının önemi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Bel ağrısı yaşayanlar dikkat! Bu 4 belirtiyi görmezden gelmeyin
Bel ağrısı yaşayanlar dikkat! Bu 4 belirtiyi görmezden gelmeyin
İçeriği Görüntüle

BİRDEN FAZLA TEKNİK UYGULANIYOR

Kalbi besleyen damarlarda, özellikle sol ön inen arterde (LAD) tıkanıklık oluşması durumunda uygulanabilecek cerrahi yöntemleri anlatan Prof. Dr. Önder Teskin, açık ve çalışan kalpte gerçekleştirilen bypass tekniklerine ilişkin, "Cerrahi teknikler konusunda tek bir tekniğimiz yok" diyen Teskin, "Çalışan kalpte veya kalbi durdurarak yapılan iki teknikten bahsedebiliriz. Genelde çoklu damarda ve ventrikül yani kalbin kasılması iyiyse genellikle kalbi koruyarak, kan koruması altında yapıyoruz. Bunun dışında sayılı damarlarda çalışan kalpte bypass yapabiliyoruz. Bu da hastanın kalbinin kasılmasının gücüne göre karar verdiğimiz bir durum. Minimal İnvaziv, eskiden MIDCAB diye bahsediyorduk. Daha sonradan ismi TCRAT oldu. İsmi çok uzun olduğu için Türkçe'ye tam çevrilmiyor. Halkımız bunu kapalı ameliyatlar olarak nitelendiriyor. Biz buna sadece koroner anjiyodaki damar yapısına göre karar vermiyoruz. Aynı koroner damarları hem açık hem kapalı olarak yapabiliyoruz. Hastanın kapalı olmasına engel olacak faktörleri genellikle kasık ve kol damarlarındaki aşırı kireçlenmeler olarak söyleyebiliriz. Bunun dışında akciğer patolojileri veya bu girişime engel olacak anatomik bozukluklardan bahsedebiliriz. Bunlar dışında açıkta ne yapılıyorsa aynı şekilde kapalıda da bütün damarları revaskülarizasyon edip bypass yapabiliyoruz" dedi.

Kalp Damarlarında Tıkanıklık Olanlara Uzmanından Uyarı Şikayetlerinizi Ertelemeyin (1)

KÜÇÜK KESİYLE İYİLEŞME SÜRESİ KISALIYOR

Açık ve küçük kesiyle gerçekleştirilen ameliyatların ardından hastaların iyileşme süreçlerinin farklılık gösterdiğini belirten Prof. Dr. Teskin, açık ameliyatlarda kemiklerin çelik tellerle kapatılması nedeniyle rehabilitasyon sürecinin daha uzun olduğunu ifade etti. Teskin, "Bu aslında rehberlerde de geçer. Açık yapılan hastalarda yaklaşık 90 gün rehabilitasyon süresi var. Çünkü kemikleri çelik tel ile kapatıyoruz. Hasta yavaş yavaş toparlar. Belli şeylere dikkat etmesini istiyoruz; sağa sola dönerken dikkatli olmasını, emniyet kemerinin sakıncalı olabileceğini, erken dönemlerde bisiklet ve benzeri şeyleri kullanmaması gerektiğini söylüyoruz. O 3 aylık süre sonrasında hasta, bisikletine binebilir, yüzmeye gidebilir. Yani insandan hareket olarak ne bekleniyorsa aynı şeyleri ameliyat olan hastalardan da bekleriz. Ancak küçük kesik ameliyatı olan hastalarda bu saydıklarımı 3 günden sonra görebiliyoruz zaten. 3. günden itibaren kendi banyosunu yapabilir, yürüyüşe çıkabilir, yatakta sağa sola dönebilir. Bu sebepten küçük kesinin rehabilitasyon süreci çok daha kısa sürmekte" diye konuştu.

"EN SIK ÜÇ DAMAR KULLANILIYOR"

Bypass ameliyatlarında kullanılan damar türleri ve teknolojik ekipmanlar hakkında da bilgi veren Teskin, en sık tercih edilen damarların meme arteri, kol arteri ve safen ven olduğunu belirtti. Prof. Dr. Teskin, "Genelde sol meme arterinde in situ greft dediğimiz yani kendi akımını yukardan alan ve o akımı baypas yapılan damara ileten damar kullanılıyor. En sık kullandığımız damar bu. Altın standart diye düşünebiliriz. Çünkü açıklık oranları çok yüksek. Günümüzde bacaktan alınan çıkartılma yöntemlerinde, en az hasarla, çok dikkat ederek titizlikle de çıkartıldığında bir IMA kadar olmasa da ona yakın bir süre açıklıkları devam edebilmekte. Yani en sık kullanılan 3 greft, meme arteri, kol arteri ve safen ven. Bizim TCRAT dediğimiz küçük kesiğinde ilk kullanılan aletler ile şimdi kullandığımız aletler arasında çok büyük farklar var. Bu ameliyatları çok daha kolay hale getiren ekartörler ve ameliyat malzemeleri hızla değişmekte ve gelişmekte" şeklinde konuştu.

STENT VE BYPASS KARARI NEYE GÖRE VERİLİYOR?

Kalp damarlarındaki tıkanıklıklarda uygulanacak tedavi yönteminin belirlenmesinde uluslararası tıbbi kılavuzların esas alındığını vurgulayan Prof. Dr. Teskin, hastaların durumunun değerlendirilerek karar verildiğini belirtti. Teskin, "Kılavuzlar mevcut" diyerek tedavi sürecine ilişkin, "Bu kılavuzları Kanada'daki doktor da uyguluyor, Fransa'daki doktor da uyguluyor, Türkiye'deki doktor da uyguluyor. Hangi hastaya stent konacağı hangi hastaya baypas kararı alınması gerektiğini kılavuzlar bize söylüyor. Bir hastanede anjiyo olduktan sonra kafamıza göre stent ya da bypass demiyoruz. Tümüyle o kılavuzlar eşliğinde karar veriyoruz, kardiyolog arkadaşlar ile konsey yapıyoruz. Sonrasında karar açıklanıyor" dedi.

AİLESİNDE KALP DAMAR TIKANIKLIĞI OLANLARA UYARI

Kalp ve damar hastalıklarına ilişkin belirtilerin zaman zaman göz ardı edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Teskin, şikayetlerin ertelenmesinin tedavi sürecinde gecikmelere neden olabildiğini ifade etti. Teskin, "Genelde ülkemizde gecikmiş tedaviler başlıyor. İnsanlar şikayetlerini öteleyebiliyor. Yürüme mesafesi kısalıyor ama onu tütüne bağlıyor. Şikayetleri örtbas etme durumuna giriliyor. Eğer ailede daha önceden belirlenen kalp damar tıkanıklığı varsa kesinlikle yılda 2 kere kardiyolojik muayene gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Kaynak: İHA