Türk Psikofarmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, kaygı bozukluğunun günümüzde giderek yaygınlaştığını belirterek, belirsizlik ve küresel krizlerin bu tabloyu daha da derinleştirdiğini söyledi. Sayar, özellikle ekonomik sıkıntılar, iş güvencesizliği ve siyasi belirsizliklerin insanlarda kaygıyı artıran temel faktörler arasında yer aldığını vurguladı.

Kiraz sapını asla çöpe atmayın! Şifa deposu çayın az bilinen faydası: Vücuttaki tüm ödemi ve toksini söküp atıyor
Kiraz sapını asla çöpe atmayın! Şifa deposu çayın az bilinen faydası: Vücuttaki tüm ödemi ve toksini söküp atıyor
İçeriği Görüntüle

Prof. Dr. Sayar’a göre, kontrol edilemeyen kaygı yalnızca zihinsel bir sorun olarak kalmıyor; kişinin günlük yaşamını, iş hayatını ve sosyal ilişkilerini doğrudan etkileyerek ciddi işlev kayıplarına yol açabiliyor. Tedavi edilmeyen kaygı bozukluklarının zamanla kişinin üretkenliğini düşürdüğü ve sosyal hayattan kopmasına neden olduğu ifade ediliyor.

Kaygı2

Uzman isim, kaygıdan korunmanın en önemli yollarından birinin kişinin kontrol edebildiği alanlara odaklanması olduğunu belirtiyor. “Her şeyi kontrol etmeye çalışmak yerine, birey kendi yapabileceklerine yönelmelidir” diyen Sayar, bu yaklaşımın ruh sağlığı açısından kritik olduğunu dile getirdi.

Sayar ayrıca, yaşam tarzı değişikliklerinin kaygı üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğini, düşünce yapısının yeniden şekillendirilmesinin bazı durumlarda iyileşme sağlayabileceğini ifade etti.

Ancak her vakada yaşam tarzı değişikliğinin yeterli olmayabileceğine dikkat çeken Sayar, belirtilerin devam etmesi halinde profesyonel destek alınmasının önemini vurguladı. Kaygı bozukluğunun tedavi edilmemesi halinde bireyin günlük yaşamdan tamamen kopabileceğini söyleyen Sayar, erken müdahalenin kritik olduğunu belirtti. Uzmanlara göre kaygı, doğru yöntemlerle kontrol altına alınabildiğinde yaşam kalitesini ciddi ölçüde artırabiliyor.

Kaynak: AA