Pelin PEKEDİS - EGE TELGRAF/ Kış mevsimiyle birlikte sadece havalar değil, cildimizin dengesi de değişir. Soğuk hava, cildin en büyük düşmanlarından biridir çünkü sıcaklık düştükçe havadaki nem oranı azalır. Nemini kaybeden hava, cildin yüzeyindeki doğal suyu adeta çekip alır. Yazın esnek ve canlı görünen cilt, kış aylarında daha gergin, mat ve hassas bir hal alır. Özellikle yüz, eller ve dudaklar bu değişimi en hızlı hisseden bölgeler olur.
CİLT ÜZERİNDEKİ SESSİZ TAHRİBAT
Soğuk hava tek başına yeterince zorlayıcıyken, rüzgar bu etkiyi daha da sertleştirir. Rüzgar, cildin koruyucu bariyerini zayıflatır ve cilt yüzeyindeki nemin hızla buharlaşmasına neden olur. Dışarıda geçirilen kısa bir yürüyüş bile, farkında olmadan cildin kurumasına, kızarmasına ve hassaslaşmasına yol açabilir. Özellikle yanaklar ve burun çevresi bu sert temasın izlerini çabuk taşır.
SICAK DA TEHLİKELİ!
Kışın dışarısı soğukken iç mekanlar ısıtıcılarla sıcak ve konforlu hale getirilir. Ancak bu sıcaklık cilt için her zaman dost değildir. Isıtıcılar, bulunduğu ortamın havasını kurutur ve nem oranını ciddi şekilde düşürür. Gün boyu kapalı alanlarda vakit geçirmek, cildin sürekli kuru havaya maruz kalmasına neden olur. Bu durum, cildin doğal yağ dengesini bozar, nem tutma kapasitesini azaltır ve zamanla pullanma, çatlama ve kaşıntı gibi sorunları beraberinde getirir.
CİLT NEDEN GERGİN VE YORGUN HİSSEDER?
Kış aylarında cilt sadece kuruma belirtisi göstermez; aynı zamanda yorgun ve cansız görünür. Bunun nedeni, nem kaybıyla birlikte cildin kendini yenileme sürecinin yavaşlamasıdır. Soğuk hava ve kuru ortam, cildin elastikiyetini azaltır ve gerginlik hissi yaratır. Aynaya bakıldığında solgun bir ifade, dokunulduğunda ise pürüzlü bir yüzey fark edilir. Bu his, cildin “susuz kaldığının” en net göstergesidir.
NEDEN DAHA ÇOK HİSSEDİLİR?
Kış aylarında cilt, hem dışarıda soğuk ve rüzgarlı havayla hem de içeride kuru ve sıcak ortamlarla mücadele etmek zorunda kalır. Bu ani sıcaklık değişimleri, cildin uyum sağlamasını zorlaştırır. Gün içinde defalarca yaşanan bu geçişler, cildin savunma mekanizmasını zayıflatır ve nem kaybını hızlandırır. Sonuç olarak cilt, her zamankinden daha fazla bakıma ve ilgiye ihtiyaç duyar.