Verimli arazileri, ürün çeşitliliği ve iklimiyle gıda üretimde Ege, ihracatını tarımla büyüttü. Asgari ücretin yükselmesinin işçiliğin yoğun olduğu tarımda maliyeti de büyüttüğünü savunan ihracatçılar, rekabetçi bir fiyat verebilmeleri için döviz kurunun daha da artması gerektiğini savunuyor. Tüm üretim risklerini taşıyan çiftçi ‘İhracatta rekorlar kırılmış benim neyime!’ diyor.

‘BİR KAOS VAR’

Ege Telgraf Gazetesi muhabiri Nihat AK'ın haberine göre;  Çiftçinin önünü göremediğini belirten İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, “Vallahi şu anda ziraatin hiçbir kolunda insanlar para kazanmıyor. Bahçeciye bakıyorsun, limonlar sökülüyor. Pamukçuya bakıyorsun, ağlıyor. Üzümcü desen fiyat yüksek ama rekolte az, gene para toplayamadı. Sütçü desen yüzde on yedi zam aldı. On üç, on üç buçuk lira yaptılar. Sütün ne olduğu belli değil. Hayvancı, etçi para kazanıyormuş gibi görünüyor; kazanamadığı için malını kestiriyor. Yeni mal alırken kestiği paradan tekrar mal alıyor. Yani bir kaos var maalesef. En büyük sıkıntı da bu insanlar üretimden vazgeçerse ne yapacak? Onu hiç düşünen yok. En akılsız adam bile bankaya parasını verse yüzde kırkbeş faiz alır. İnsanlar üretiyor, ayın yılın sonunda para kazanamıyor. Kar etmeyi bir tarafa bırakın ana parasından sermayesinden zarar ediyor. Tarımda sürdürülebilirlik darbe alıyor” dedi. 

‘DEVLET DESTEĞİ ŞART’

Devletin sektörlerin önünü açması gerektiğini vurgulayan Başkan Tuncer, “Üreticinin ayakta durması için para kazanması gerekir. Çiftçinin para kazanmasını sağlayacak şartları devletin sağlaması gerekir. Devlet bakacak, hani ürünün nasıl para eder? Oluşan gelirden çiftçi hak ettiğini nasıl alır? Bazı ürünlerin pazarlanmasında uluslararası düzeyde destek çıkacak. Bazı ürünlerin düşük maliyetlerle elde edilmesinde girdi maliyetlerine destek çıkacak. Tıkanan yerleri açacak. Ulusal ve uluslararası düzeyde tarım planlaması yapacak” ifadelerini kullandı.

Tarımsal üretim yapan kesimin hak ettiğini bir türlü alamadığına dikkati çeken Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Dr. Hakan Çakıcı, “Çiftçinin para kazanabilmesi için onu yapsın, bunu yapsın denir. Dünya fındık üretiminde tekel durumundaki Türkiye'deki çiftçi para kazanamıyor. Ürettiği ürün konumunda tekel olan çiftçimiz mağdur. Çünkü bizim çiftçimiz ne üretim maliyetlerinin ne de satış fiyatlarının belirlenmesinde etki sahibi. Buradaki en büyük sıkıntı çiftçinin organize olamaması. Mevcut kooperatiflerinin aktif olarak organize olamaması. Çiftçi kooperatifleri ve birlikleri organize olsa girdi maliyetlerini düşürür, satış fiyatlarını belirler. Çiftçi bu şartlar altında her yıl ya kafa kafaya ya da zarar ederek yılı kapatır” diye konuştu. 

Petrol Ofisi Grubu ve Anadolu Isuzu’dan iş birliği Petrol Ofisi Grubu ve Anadolu Isuzu’dan iş birliği

‘GÜCÜNÜN FARKINDA DEĞİL’

Piyasa şartlarının çiftçinin aleyhine olduğunu belirten Başkan Çakıcı, “Serbest piyasa koşulları çiftçiye ucuza malını satması için baskı uyguluyor. Çiftçinin ürününün saklanabilmesi için soğuk hava depolarının olması gerekir. Daha fazla para kazanabilmesi için tarımsal ürünlerini mamule dönüştürebilmesi gerekir. İncir paketlenmeli. Katma değer elde edebilmesi için şartların oluşması şart. Çiftçi toplu alımlarla ilacından gübresine daha uygun fiyatlara girdilerini temin edebilmenin şartlarını oluşturmalıdır. Çiftçi mevcut şartlarda organize olamıyor. Tarım kesimini harekete geçirme bilgi ve becerisi ziraat mühendislerimizde var. Ama meslektaşlarımızın devlet tarafından danışmanlık hizmeti vermeleri sistemi gerçekçi olarak işlemiyor. Ziraat mühendislerinden çiftçinin efektif olarak faydalanabileceği ortam maalesef yok. Çiftçi gücünün farkındalığıyla organize olmadığı takdirde serbest piyasanın çarları arasında ezilmeye devam eder. Bugün olduğu gibi çiftçinin kıymetli ürünü yurtdışındaki en güzel pazarlarda en üst fiyatlara alıcı bulur, çiftçi yine kafa kafaya veya zararla yılını kapatır” şeklinde konuştu.

Kaynak: EGE TELGRAF