Aycan SUPHANDAĞLI/EGE TELGRAF- İzmir’in en önemli simge alanlarından Kordon’un mevcut durumu ve geleceğine ilişkin Ege Telgraf’a konuşan Kordon İşadamları Derneği Başkan Yardımcısı Toray Alp Altan, bölgenin karşı karşıya kaldığı sorunları farklı yönleriyle değerlendirdi. Kimlik arayışından artan işletme maliyetlerine, deniz ürünlerinden kentsel dönüşüme, altyapı ve otopark problemlerinden gastronomi kültürünün korunmasına kadar pek çok konuya değinen Altan, Kordon’un tarihi dokusu, ekonomik yaşamı ve kent kültürü birlikte düşünülerek kapsamlı bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi.

İZMİR’İN HAFIZASI
Kordon’un İzmir denildiğinde hafızalarda canlanan ilk kent görüntülerinden biri olduğunu belirten Kordon İşadamları Derneği Başkan Yardımcısı Toray Alp Altan, “Geçmişten bugüne kentin vitrini olan Kordon, yalnızca bir sahil şeridi değil; İzmir’in yaşam kültürünün, hafızasının ve dünyaya açılan yüzünün en önemli parçalarından biridir.
Yıllar değişti, kuşaklar değişti, kent büyüdü; ancak Kordon’a çıkmak İzmirliler için de İzmir’i ziyarete gelenler için de vazgeçilmezliğini korudu. Kimi gün batımını izledi burada, kimi ilk buluşmasını yaptı, kimi çocukluğundan kalan bir hatırayı yıllar sonra aynı kıyıda yeniden buldu.
Kordon, Türk sinemasının karelerine girdi, şarkılara konu oldu, şiirlere ve hikâyelere ilham verdi. Objektifler yıllar boyunca Kordon’a çevrildi; burada çekilen binlerce fotoğraf aslında İzmir’in değişen yüzünün de arşivi oldu. Çünkü Kordon’da yalnızca deniz kıyıya vurmaz; İzmir’in geçmişi, bugünü ve hatıraları da aynı kıyıda buluşur” dedi.
KİMLİK ARAYIŞI DERİNLEŞİYOR
Kordon’un yıllar içinde belirginleşen bir kimlik sorunuyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Altan, bu tablonun bölgenin geleceğini doğrudan etkilediğini belirterek, “İzmir’in yıllardır dünyaya açılan vitrini olan Kordon, bugün ne yazık ki kendi kimliğini arıyor. Bir zamanlar deniziyle, yürüyüşleriyle, sohbetleriyle ve kendine özgü yaşam kültürüyle anılan bu eşsiz sahil şeridi, son yıllarda farklı beklentilerin arasında sıkışmış durumda.

Kordon bir turizm ve yeme-içme merkezi mi, kentlinin yaşam alanı mı, esnafın ekmek kapısı mı, yoksa İzmir’in korunması gereken tarihi vitrini mi? Aslında hepsi. Ancak sorun da tam burada başlıyor. Ortak bir Kordon anlayışı oluşturulamadığında, aynı sokakta yaşayanlarla işletmeler, kent yaşamıyla ticaret, dönüşüm ihtiyacıyla günlük hayat karşı karşıya gelebiliyor.
Kentsel dönüşüm çalışmaları, trafik ve otopark sorunu, işletmelerle konut sakinleri arasındaki hassas denge bugün Kordon’un geleceğini doğrudan etkiliyor.
İzmir’in vitrini puslanmamalı. Çünkü Kordon yalnızca işletmelerin ya da burada yaşayanların değil; bütün bir kentin ortak hafızasıdır. Kordon’un yeniden kimliğini bulması, aslında İzmir’in kendi yüzüne sahip çıkmasıdır” ifadelerini kullandı.
MALİYETİN SON HALKASI ESNAF
Kordon’daki işletmelerin pahalı olduğu yönündeki yaygın algının mutfaktaki maliyet tablosuyla her zaman örtüşmediğini dile getiren Altan, fiyatların üreticiden restorana ulaşana kadar ciddi biçimde yükseldiğine işaret ederek, “Esnafın en çok sorguladığı konulardan biri de bu maliyet zinciri. Tarlada 5 liraya çıkan bir domatesin restoran mutfağına neden 80-100 liraya ulaştığını onlar da anlamakta zorlanıyor. Üstelik Kordon’daki işletmeler, misafirlerine sıradan değil, seçkin ve güvenilir lezzetler sunmak zorunda. Bunun için sebzeden yeşilliğe, meyveden garnitüre kadar tarımsal ürünlerin en tazesini, en lezzetlisini ve en kaliteli olanını tercih ediyorlar. Mutfaktaki kalite düşerse, tabağın hikâyesi de eksiliyor. Bu nedenle fiyat yalnızca menüde görülen rakamdan ibaret değil; tarladan sofraya uzanan uzun bir maliyet zincirinin sonucu. Esnaf da bu zincirin sonunda kazanan değil, çoğu zaman sıkışan taraf oluyor” diye konuştu.

KIYIDA ULAŞILABİLİR LEZZET ARAYIŞI
Kordon restoranlarının uzun yıllardır deniz ürünleri konusunda İzmir’in önemli gastronomi merkezleri arasında bulunduğunu söyleyen Altan, kaliteli ürünün daha uygun koşullarda sofraya ulaşabilmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Nice misafir, burada tattığı bir levreği, kalamarı ya da karidesi hafızasında ölümsüz bir damak izi olarak taşıyor. Ancak o lezzeti aynı kaliteyle sürdürebilmek artık her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Esnafın isteği çok açık: Denizin kıyısındaki Kordon’da, deniz mahsullerinin en tazesini, en lezzetlisini ve en hesaplısını sunabilmek. Fakat işletmeler de şu soruya cevap bulmakta zorlanıyor: Denizin hemen yanı başındayken deniz ürünü neden daha ucuza sofraya gelemiyor?
Bu bir kader değil. Daha planlı, kontrollü ve sürdürülebilir balıkçılıkla bu tablo değişebilir. Kordon esnafı da bu noktada İzmirli balıkçılardan sorumluluk ve iş birliği bekliyor. Çünkü deniz bereketini korursa, Kordon’un sofraları da yeniden daha da hesaplı fiyatlarla ulaşılabilir lezzetlerle dolar” diye konuştu.
DÖNÜŞÜRKEN TİCARET KORUNSUN
Kentsel dönüşümün gerekliliğine karşı çıkmadıklarını ancak çalışmalar yürütülürken çevrede faaliyet gösteren işletmelerin de gözetilmesi gerektiğini kaydeden Altan, “Kordon’da kentsel dönüşüm elbette gerekli; ancak dönüşüm yapılırken yaşamın ve ticaretin devam ettiği unutulmamalı. Bina sahipleri ve yüklenici firmalar, inşaat alanı oluşturulmasından hafriyat ve moloz taşınmasına, malzeme sevkiyatından dev kazıkların çakılmasına kadar her aşamada çevredeki küçük esnafı da düşünmeli. Çünkü birkaç günlük dikkatsizlik bile bir işletme için ciddi gelir kaybı anlamına gelebiliyor.
Toz, gürültü, kapatılan girişler ve düzensiz çalışma saatleri, yan tarafta ekmeğini kazanmaya çalışan esnafı doğrudan etkiliyor. Kentsel dönüşüm, bir binayı yenilerken bir başka hayatı zorlaştırmamalı. Beton yükselirken, komşu dükkanın kepengi inmemeli” dedi.

ALTYAPI BÜTÜN OLARAK ELE ALINMALI
Kordon’un çözüm bekleyen başlıkları arasında altyapı, deniz taşkınları, trafik ve otopark sorunlarının da bulunduğunu belirten Altan, yapılan çalışmaların geliştirilerek bölgenin tamamını kapsaması gerektiğini söyledi. Altan, “Kordon’u deniz taşkınlarından korumak amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan dalgakıran ve benzeri altyapı çalışmalarının belirli ölçüde yarar sağladığı görülüyor. Ancak sorun tamamen çözülmüş değil. Özellikle Cumhuriyet Meydanı ile Kantar Karakolu arasındaki bölgede benzer bir koruma hattının bulunmaması, sert rüzgâr ve deniz kabarmalarında suyun yeniden Kordon’a yönelmesine neden olabiliyor. Bu nedenle altyapının bütüncül biçimde ele alınması, su giderlerinin temizlenmesi ve yıpranan yolların yenilenmesi gerekiyor.
Kordon’un bir başka kronik problemi ise trafik ve otopark. Özellikle yoğun saatlerde araç trafiği ve park sorunu zaman zaman içinden çıkılmaz hale geliyor. Esnafın önerilerinden biri, Gündoğdu Meydanı’nın belirli saatlerde, kontrollü ve geçici şekilde otopark olarak değerlendirilmesi. İzmir’in vitrini olan Kordon’da deniz taşmamalı, trafik kilitlenmemeli, ziyaretçi park yeri ararken yorulmamalı. Vitrin güzel olacaksa, altyapısı da güçlü olmak zorunda” ifadelerini kullandı.
MUTFAĞIN HAFIZASI KORUNMALI
İzmir ve Ege mutfağının geleneksel lezzetlerini geleceğe taşıyacak yeni ustaların yetişmesinde güçlük yaşandığını aktaran Altan, gastronomi mirasının devamlılığı açısından çıraklık ve ustalık kültürünün önemine dikkat çekerek, “Ege ve İzmir’in gastronomi kültürünü yaşatmak, yalnızca yemek sunmak değil; kuşaktan kuşağa aktarılan büyük bir mirasa sahip çıkmaktır. Tarihi yemeklerimizin, geleneksel pişirme yöntemlerimizin ve unutulmaz lezzetlerimizin kaybolmaması için büyük gayret gösteriyoruz. Bunun yolu da yeni ustalar yetiştirmekten geçiyor. Ancak bugün çırak, kalfa ve usta bulmak giderek zorlaşıyor; gençler geleneksel mutfaktan uzaklaşıyor. Çünkü bir tarif unutulduğunda, aslında o mutfaktan bir parça tarih de eksiliyor. İzmir’in sofrasındaki hafızayı geleceğe taşımak zorundayız” sözleriyle sorunun önemine işaret etti.
MÜNFERİT HATALAR GENELE YAYILMAMALI
Kordon esnafına ilişkin eleştirilere karşı öz eleştiriden de kaçınmayan Altan, işletmelerin büyük çoğunluğunun kent kültürüne ve birlikte yaşam kurallarına dikkat ettiğini belirtti. Altan, “Elbette münferit hatalar oluyor. Sesi gereğinden fazla açan, açılış-kapanış saatlerine uymayan ya da fiyatlandırmada hassasiyet göstermeyen meslektaşlarımız çıkabiliyor. Ancak bunların sayısı çok az. Bu yanlışları bütün Kordon esnafına mal etmek doğru değil. Biz duyduğumuzda arkadaşlarımızı uyarıyor, Kordon’un anlayışını ve ahengini bozmamalarını istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.





