Üniversiteli genç çiftçiler

Haldun ÇIRAY
3 Kasım 2021

Hala günün konusu tarım pahalılık, fahiş fiyat olunca, bizde konuya devam etmek, durumunda kaldık. Çiftçiler marketler kooperatifler başta olmak üzere fiyat artışı ve ilgisizlik konusunda o kadar çok yaralandı, utanç ve aşağılama davranışlarına maruz kaldı. Sanki stigmaları ortaya çıktı. Çiftçiler muhatap oldukları alanlarda “Tehlikeli ne yapacağı belli olmayan birey” sanki. Kısaca stereotipler tarımı etkiler oldu. Neden bunları yazıyoruz. Bu hafta çiftçi gençleri dolaştım. Bir ziraat mühendisi bayan, olmak üzere uluslar arası ilişkiler, elektrik elektronik mühendisi, makina mühendisi ve maden mühendisi olmak üzere beş birde lise mezunu genç olmak üzere altı çiftçi ile görüştüm. Ayrıca ziraat mühendisi ve zirai ticari işletme sahibi ile de konuştum. Başta ziraatçilerin bankası, tarım kredi faizleri çiçek sebze üretimi ve tarım satış kooperatifleri konu başlıklarımız. Çiftçilerin memnun olmadıkları besbelli oluyordu. Ziraatçi bankadan şikayetleri vardı. Zeytinyağı kooperatifinin çok borçlu olduğu için üç sıkım tesisinden birini 850 bin TL’ye sattığı alıcıya üç tesis için seçme özgürlüğü sunulduğunu, böyle giderse TARİŞ Zeytinyağı’nın Bayındır’da işinin zor olduğu, ortaklarının da zorda kalacağı iddia ediliyordu. Bir tek tesisin 24 saatte 70-80 ton sıkım yapabildiğini ve TARİŞ’in sıklıkla tesis alıp satmalarına akıl sır erdiremediklerini ifade ediyorlardı. Ziraatçi banka ise çifçinin haberi olmadan verdiği krediden 4,5 gram altın hesabı açtığını, çiftçi kart verdiğini çiftçi kartla sadece anlaşmalı firmalardan ilaç, gübre, yem gibi ihtiyaçlarını karşılamak zorunda olduklarını ve çiftçi kartı ilk kullanımda kart ücreti alındığını anlatıyorlardı. Emrivaki ile 250 TL karşılığı çek defteri verildiğini üç aylık sürede en az bir kez kullanım zorunlulu bulunduğu anlatılıyordu.Yem kredisi faizi yüzde 3 ten yüzde 8”e çıkarılmıştı. 1 KW tarımsal sulama bedelinin bin 100 tl olduğunu bir dalgıç pompanın saatte 15 KW enerji kullandığını, veteriner ilacının 30 liradan 85’e çıktığına ve antibiyotıklerin bu günkü fiyatına kimsenin bakmadığını söylediler. Naylon hortumun 1 kg 15 TL dan 30 TL’ye çıktığını soran yok. 1 çuval yem (50 kg)170-175 TL’ya çıkmış, mazotun litresi 8.250 TL. Üre gübrenin 90’ dan 400 TL ya dap gübresinin 125 TL’den 560 TL’ye ulaştığını gören yok. İşte fahiş fiyat diyor market cezalarını siyasi aldatmaca olarak görüyorlardı. 2020 yılının ikinci 6 ayında doğan buzağı desteklemelerinin (500 TL) hala ödenmediğine üzülüyorlardı. TARİŞ araçlarının birlik başkanının zeytinlerini çektiği iddialar arasında idi. Bizleri en çok üzen konu okumuş bir çiftçi olarak tarımdaki yersiz ithalat diyorlardı. Toprak mahsüllerinin yerli buğdaya 2 bin 500 TL fiyat verirken ithal buğdaya 4 bin TL verilerek anlaşma yapıldığı iddiaları gibi. Suriye yağlarını Türk zeytinciliğine ihanet gibi gördükleri yerli ürünlere karşı tarımsal rekabetçi ithalatlara çok karşı oldukları besbelli. Bir de dekara 100 TL destekleme veriyoruz diyerek öğünülmesine gülüyorlardı. Okumuş genç çiftçiler işte tarımın hali bu kardeşim diyorlar köklü bir değişim olacağına da inanmıyorlardı. Hazin.

3 Kasım 2002’de Türkiye’de ne oldu?

chpde-muharrem-ince-istifalari-350-kisi-birden-ayrildi

İktidara böyle mi gidilir!