İlayda ŞAHİN/EGE TELGRAF- Binlerce yıldır üretimin kaderini yağmurun zamanı, toprağın verimi ve çiftçinin tecrübesi belirledi. Ancak bugün iklim değişikliği, kuraklık, artan maliyetler ve gıda güvenliği tartışmaları tarımda yeni bir dönemin kapısını araladı. Dünyanın birçok ülkesinde artık tarlalar yalnızca insanla takip edilmiyor. Toprağın nem oranını ölçen sensörler, hastalık risklerini belirleyen görüntü analiz sistemleri, ürün gelişimini takip eden dronlar ve milyonlarca veriyi saniyeler içerisinde analiz eden yapay zeka uygulamaları üretim süreçlerinde aktif rol üstleniyor. Birçok ülkede sulama sistemleri yapay zeka tarafından yönetilirken bazı seralarda hasat işlemlerini robotlar gerçekleştiriyor. Uydu görüntüleri sayesinde hangi bölgede verim kaybı yaşanacağı aylar öncesinden tahmin edilebiliyor. Tarımın geleceği olarak gösterilen bu teknolojiler Türkiye'de de giderek daha fazla konuşuluyor. Ancak uzmanlara göre asıl soru teknolojinin varlığı değil, bu teknolojinin çiftçiye ulaşıp ulaşamayacağı.

“GERÇEKLERİMİZ BAŞKA”
Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şube Başkanı İlker Ağın, yapay zeka ve yüksek teknoloji tartışmalarının Türkiye tarımının mevcut gerçeklerinden bağımsız ele alınamayacağını söyledi. Ağın, "Bu değerlendirmeyi yapmadan önce ülkemiz tarımında çiftçilerin yaş ortalamasının 58 olduğunu, tarım topraklarının ve ormanların amaç dışı kullanım nedeniyle küçülmekte olduğunu, üreticinin en başta para kazanamaması ve kırsalda sosyal yaşam olanaklarının eğitim ve sağlık gibi en temel gereksinimler başta olmak üzere kısıtlı kalması ve dolayısı ile yeni neslin kırsalda yaşamak istememesi, tarımda örgütlü bir yapı olmayışı ve tarımın sigortası diyebileceğimiz aile işletmeciliğinin sıkıntılarının her geçen gün daha da büyümesi gibi gerçeklerimizi hatırlamakta yarar var" dedi.

“MALİYETİ GÖZ ÖNÜNE ALMALI”
Yapay zeka ve ileri teknolojilerin tarıma önemli avantajlar sunduğunu belirten Ağın, bu dönüşümün yalnızca teknik yönüyle değil ekonomik ve sosyal sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "Endüstriyel üretimlerin ortak özelliği o alandan kazanılan paranın yine yatırım olarak o alanda harcanması sistemidir” diyen Ağın, "Daha az insan ve işgücü, daha fazla verimlilik, daha az girdi kullanımı, daha etkin su kullanımı gibi tarıma avantaj olanakları olarak sunulan yapay zeka ve ileri teknoloji kullanımını ülke tarımının yapısını, kısa ve uzun vadede etkilerini, üreticisi açısından maliyeti de göz önüne alarak değerlendirmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.
“İKİ AYAĞI VAR”
Yapay zeka kullanımında iki farklı alan bulunduğunu belirten Ağın, “Birincisi erken uyarı sistemleri, coğrafi bilgi sistemleri, rekolte tahminleri gibi bölgesel olarak kamunun sağlayacağı olanaklar. Diğeri üreticilerin tedarik edip yararlanacağı kendi işletmelerinde kullanacağı sulama ve bitki besleme sistemlerinden gerektiğinde kendiliğinden devreye girecek otonom araçlara kadar olan ekipmanlar" dedi. “Tarımda ve aslında gıda da üretimin ve sürdürülebilirliğinin temeli, tüm dünyada tartışmasız kırsalın küçük ve orta büyüklükteki aile işletmeleridir” diyen Ağın, "Bu işletmelerin girdi tedarikinden üretim ve hasadına, ürün işlemeden depolamaya ve satış pazarlamaya kadar her faaliyetleri bir planlama dahilinde yürür ve bu yapıyı kooperatif örgütlenmeleri organize eder. Tarımda bu şekilde örgütlü yapılanmanın olduğu ülkelerde küçük üreticinin yapay zeka ve yüksek teknolojiden yararlanması da hem erişim açısından hem de kullanımın etkinliği ve verimlilik açısından daha kolay ve mümkündür. Kamunun sağlayacağı yapay zeka teknolojinin de aile işletmeleri açısından efektif kullanımı bu örgütlü yapılar çatısı altında mümkündür” dedi.

“DÜNYADA FARKLI”
“Şirket tarımı şeklinde üretim yapan göreceli olarak büyük işletmelerin, zaten endüstriyel üretimin az önce belirttiğimiz yapısı gereği her yeni gelişmeden yararlanması kaçınılmazdır” açıklamasını yapan Ağın, “Dünyada tarımı gelişmiş olarak değerlendirdiğimiz ülkelerde, örgütlü yapılar belirleyici olduğundan tarımın ve gıda üretiminin sigortası durumundaki aile işletmelerinin maliyet ve ihtiyaç ölçüsünde yapay zeka ve yüksek teknolojiden daha kolay ve etkin yararlandığını söylemek yanlış olmaz” uyarısında bulundu.
“TÜRKİYE’DE DAHA FARKLI”
Son olarak Türkiye'deki mevcut yapının gelişmiş ülkelerden farklı olduğunu belirten Ağın, “Ülkemizde ise sözün başında belirttiğimiz tespitler ve kendi haline terk edilmiş üretici yapısı nedeniyle yapay zeka ve yüksek teknolojinin, aile işletmeleri ölçeğinde yakın zamanda tarımı gelişmiş ülkelerdeki gibi yaygınlaşması beklenemez. Bu mevcut yapı içerisinde her zaman söylediğimiz gibi, sürdürülebilir gıda güvenliği ve gıda güvencesinden de söz edilemez” diyerek sözlerini tamamladı.
YAPAY ZEKA TARLADA!
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hakan Çakıcı da, yapay zekanın tarımda uzun yıllardır farklı düzeylerde kullanıldığını ancak son dönemde teknolojinin gelişmesiyle birlikte uygulama alanlarının hızla genişlediğini söyledi. Çakıcı, “Bizde bazı alanlarda zaten otomasyon dediğimiz sistemler içerisinde, özellikle modern seralarda yapay zeka basit anlamda kullanılıyordu. Şimdi artık akıllı çiftlikler kurulmaya çalışılıyor. Bununla ilgili projeler var ve yaygınlaştırılmaya çalışılıyor” dedi. Tarımda sulama zamanının belirlenmesi, hastalıkların teşhisi, gübreleme planlaması ve iklim koşullarının takip edilmesi gibi birçokalanda yapay zeka destekli sistemlerden yararlanıldığını belirten Çakıcı, sensörler, iklim istasyonları ve görüntüleme teknolojileri sayesinde üreticilerin daha doğru kararlar alabildiğini ifade etti. Toprak nemini, hava koşullarını ve bitki gelişimini takip eden sistemlerin özellikle kontrollü üretim alanlarında önemli avantajlar sağladığını söyleyen Çakıcı, dünyada meyve toplayan robotlardan ilaçlama yapan otonom sistemlere kadar çok sayıda uygulamanın kullanıldığını, Türkiye'de de benzer çalışmaların sürdürüldüğünü dile getirdi. Çakıcı, özellikle büyük ölçekli işletmelerin bu teknolojileri kullanmaya başladığını ifade etti.

“MALİYETİ BÜYÜK”
Tarımdaki teknolojik dönüşümün önündeki en büyük engelin maliyet olduğuna dikkati çeken Çakıcı, “Bunlar aslında tarımı kolaylaştırıyor diye görünüyor ki gerçekten de tarımı kolaylaştırıyor. Ama bunların hepsi tarım içinde birer maliyet. Örneğin ilaçlama ve gübrelemede drone kullanıyoruz ama bunun çiftçiye bir maliyeti var. Her çiftçinin buna ulaşması mümkün değil. Bu sadece Türkiye'de değil Avrupa'da da böyle” dedi. Çiftçiliğin son yıllarda giderek daha fazla sermaye gerektiren bir faaliyet haline geldiğini belirten Çakıcı, yüksek girdi maliyetlerinin üreticileri zorladığını söyledi. Yapay zeka ve ileri teknolojilerin büyük işletmeler tarafından daha kolay kullanılabildiğini ifade eden Çakıcı, özellikle ihracata yönelik üretim yapan büyük sera işletmelerinin bu yatırımların karşılığını alabildiğini kaydetti. Türkiye'deki tarım arazilerinin parçalı yapısının da önemli bir engel oluşturduğunu belirten Çakıcı, Avrupa ve Amerika ile birebir karşılaştırma yapılmasının doğru olmayacağını söyledi. Çakıcı, “Bizim küçük çiftçimiz var. Tarım alanları küçük. Çiftçinin 6 dönüm bir yerde, 10 dönüm başka bir yerde arazisi olabiliyor. Toplamda büyük bir alanı olsa bile parçalı yapıda olduğu için modern sistemleri uygulamak zorlaşıyor” ifadelerini kullandı.
“DEVLET TEŞVİKİ YOK”
"Devlet teşviki çok yok” diyen Çakıcı, “Biz devlet teşvikini suyun giderek daha kritik hale geldiği bir dönemde damla sulama, yağmurlama sulama ve basınçlı sulama sistemleri gibi uygulamalarda devlet desteği bekliyoruz. Yapay zekaya dayalı sistemler ise henüz daha ileri aşamadaki yatırımlar olarak görülüyor” dedi.
“YÜZDE 65”
Son olarak akıllı çiftliklerin gelecekte daha fazla yaygınlaşacağını ancak bunun kısa sürede tüm üreticilere ulaşmasının kolay olmadığını belirten Çakıcı, “Bütün dünyada aslında tarım küçük çiftçiler ile yapılıyor. Tarımın yüzde 65'i, hatta daha fazlası küçük çiftçiler eliyle yürütülüyor. O çiftçilere bu teknolojileri yaygınlaştırmak kolay değil. Avrupa Birliği bile bunun çözümünü arıyor. Belirli gelir düzeyine ulaşmamış çiftçilere bu ürünleri yaygınlaştırmak mümkün olmuyor. Devlet desteği olmadan geri dönüş yeterli olmadığı için çok fazla teşvik edilmiyor” diyerek açıklamasını tamamladı.




