BİRSU KOÇ-EGE TELGRAF/ Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından Liseler Geçiş Sınavı'nda uygulanan kontenjan düşürülmesine yönelik kararla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Eğitim - İş İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Özgür Şen, uygulanan sistemin rekabeti artıracağını ve tercih sürecini zorlaştıracağını söyledi. Tercih dönemi için velilere ve öğrencilere de tavsiyelerde bulunan Şen, tercihlerin sadece puana göre yapılmaması gerektiğinin ve yüzdelik diliminin önemine dikkat çekti.

YÜZDE 20 ORANINDA AZALDI

MEB tarafından bu yıl 13 Haziran'da gerçekleştirilen LGS'de 1 milyon 38 bin 492 öğrenci ter döktü. Sınav sonrası sonuçları heyecanla bekleyen aileler ve öğrenciler ise sonuçlar açıklanmadan bir hafta önce yayımlanan yönetmelik sonrası hayal kırıklığına uğradı. MEB tarafından değiştirilen ortaöğretim kurumları yönetmeliği sonrası ise belirli okullarda kontenjanların düşürüldüğü açıklandı. İzmir Atatürk Lisesi'nin İngilizce bölümünde kontenjanın 180'den 150'ye düşürüldüğü aktarılırken yine birçok köklü lisenin kontenjanlarında yüzde 20 oranında düşüşler olduğu belirtiliyor. Eğitim-İş 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen, söz konusu değişikliklerin tercih sürecini doğrudan etkileyeceğini belirterek, eğitim planlamasının öğrenci talebi ve bilimsel veriler doğrultusunda yapılması gerektiğini söyledi.

“İSTEDİKLERİ OKULA YERLEŞMELERİ ZORLAŞABİLİR”

MEB tarafından alınan karar doğrultusunda Anadolu liselerinde kontenjanların azaltılmasıyla akademik başarı hedefleyen öğrenciler açısından tercih sürecinin zorlu geçeceğini ifade eden Şen, "Bu durum öğrencilerin istedikleri okullara yerleşmesini zorlaştırabilir" dedi. Şen, imam hatip ve meslek liselerindeki kontenjan artışına da dikkat çekerek, önemli olanın kontenjanı artırmak değil, öğrencilerin gerçekten tercih ettikleri okul türünde eğitim alabilmelerini sağlamak olduğunu vurguladı.

“GEREKÇESİ AÇIKLANMADI”

Fen liseleri ve sosyal bilimler liselerindeki kontenjan azaltımının gerekçesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kamuoyunu tatmin edecek ayrıntılı bir açıklama yapılmadığını savunan Şen, yerleştirme kılavuzunda akademik lise türlerindeki kontenjanların azalırken imam hatip ve meslek liselerindeki kontenjanların arttığının görüldüğünü belirtti. Şen, “Eğitim politikalarının öğrenci talebi ve bilimsel planlamaya göre şekillenmesi gerekir” dedi.

“REKABET VE PSİKOLOJİK BASKI ARTABİLİR”

Kontenjan azaltımının daha fazla öğrencinin daha az kontenjan için yarışmasına neden olacağını söyleyen Şen, bunun mevcut sınav baskısını artırabileceğini dile getirdi. Şen, “Birçok öğrenci hedeflediği okul yerine daha alt tercihlerine yönelmek zorunda kalabilir. Bu durum öğrenciler üzerinde ciddi bir psikolojik baskı oluşturacaktır. Başarılı Anadolu ve fen liselerinde rekabet artacaktır. Kontenjan daralması bazı okullarda taban puanların ve başarı sıralamalarının yükselmesine yol açabilir” ifadelerini kullandı.

“EŞİTLİK AÇISINDAN TARTILŞILMASI GEREKİYOR”

Eğitimde fırsat eşitliğinin her geçen gün daha fazla önem kazandığını belirten Şen, “Eğitimin her kademesinde eşitsizlik her geçen gün artıyor. Eğitimde eşitlik öğrencilerin tercih etmek istedikleri okul türlerine adil biçimde ulaşabilmesiyle mümkün. Talebin yüksek olduğu okul türlerinde kontenjan azaltılırken talebin daha düşük olduğu okul türlerinde artırılması, eşitlik açısından tartışılması gereken bir uygulama. Eğitim planlaması ideolojik tercihlerle değil, bilimsel veriler ve toplumsal ihtiyaçlarla yapılmalı” dedi.

“YÜZDELİK DİLİM DAHA SAĞLIKLI BİR ÖLÇÜT”

Öğrenci ve velilere yüzdelik dilim konusunda da uyarılarda bulunan Şen, “Sınavın zorluk derecesinin her yıl değişebiliyor bu nedenle tercih yapılırken puandan çok başarı sıralamasını gösteren yüzdelik dilimde dikkate alınmalı. Geçmiş yılların verileri yalnızca fikir verir. Özellikle kontenjan değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde taban puanlar ve yüzdelik dilimler önemli ölçüde değişebilir. Bu nedenle öğrenciler tercih listelerini sadece geçen yılın sonuçlarına göre değil, bu yılki kontenjan değişikliklerini de dikkate alarak hazırlamalı” diye konuştu.

İzmirli rektör Türkiye'nin ilk 12'sine girdi! İkinci kez ödül kazandı
İzmirli rektör Türkiye'nin ilk 12'sine girdi! İkinci kez ödül kazandı
İçeriği Görüntüle

“TERCİHLER SADECE PUANA GÖRE YAPILMAMALI”

Tercih sürecinde öğrencilerin yalnızca okulun puanına ya da adına odaklanmaması gerektiğini belirten Şen, “Okulun akademik başarısı, ulaşım durumu, yabancı dil olanakları, üniversiteye yerleştirme başarısı ve öğrencinin ilgi alanları birlikte değerlendirilmelidir. En önemlisi de öğrencilerin istemedikleri bir okul türüne yalnızca boşta kalmamak için yönlendirilmemeli” ifadelerini kullandı.

“VELİLER YOL GÖSTERİCİ OLMALI”

Tercih döneminde öğrencilerin ilgi alanları ve kariyer hedeflerinin ön planda tutulması gerektiğini dile getiren Şen, lise eğitiminin yalnızca dört yıllık bir süreç olmadığını, üniversite ve meslek yaşamını da doğrudan etkilediğini söyledi. Velilerin tercih sürecindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şen, “Veliler, tercih sürecinde yol gösterici olmalı, karar verici değil. Çocuklarının ilgi ve yeteneklerini dikkate almalı, onları başkalarının çocuklarıyla kıyaslamamalıdır. Tercihler baskıyla değil, ortak akılla yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“PLANLAMA BİLİMSEL VERİLERLE YAPILMALI”

Türkiye’nin hem nitelikli akademisyenlere hem de nitelikli teknik ara elemanlara ihtiyaç duyduğunu dile getiren Şen, bu dengenin öğrencilerin talepleri ve ülkenin gerçek ihtiyaçları doğrultusunda kurulması gerektiğini söyledi. Sınav odaklı sistemin öğrenciler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Şen, “Kontenjanlar belirlenirken öğrenci talebi, bölgesel nüfus artışı, üniversiteye yerleşme verileri, okulun fiziki kapasitesi, öğretmen durumu ve ülkenin gelecekteki insan gücü planlaması dikkate alınmalı” diye konuştu. Şen, eğitimde planlamanın günlük politikalarla değil, bilimsel verilerle yapılması gerektiğini savundu.

Kaynak: EGE TELGRAF