Menopoz döneminde ortaya çıkan hormonal değişiklikler yalnızca sıcak basması ve ruh hali değişiklikleriyle sınırlı kalmıyor. Östrojen hormonundaki azalma nedeniyle kemik yıkımı hızlanırken osteoporoz ve buna bağlı kırık riski de yükseliyor. Uzmanlar ise güçlü kemik yapısının temelinin menopoz döneminde değil, genç yaşlarda atıldığını belirtiyor.

Medicana International Ankara Hastanesi Menopoz Wellness Komitesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, kemik sağlığının yaşam boyu sürdürülen doğru alışkanlıklarla korunabileceğini belirterek, menopoz öncesi ve sonrasında uygulanacak doğru beslenme planının ilerleyen yaşlardaki yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini ifade etti.
PREMENOPOZ DÖNEMİ KEMİK REZERVİ İÇİN KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR
Kadınlarda kemik kütlesinin yaklaşık 30 yaşına kadar en yüksek seviyeye ulaştığını belirten Sena Nur Doğan, bu yaştan sonra kemik yapım hızının yavaşlamaya başladığını söyledi.
Doğan: "Premenopoz dönemi, kemiklerin en güçlü rezervini oluşturduğu yıllardır. Bu dönemde yeterli kalsiyum ve protein tüketimi, D vitamini düzeylerinin korunması ve düzenli direnç egzersizleri ilerleyen yaşlarda oluşabilecek kemik kaybına karşı önemli bir koruma sağlar. Ne kadar güçlü bir kemik kütlesi oluşturulursa menopoz sonrasında yaşanacak kayıpların etkisi de o kadar azalır. Kemik yapımındaki yavaşlama 40’lı yaşlarla birlikte daha belirgin hale gelir. Menopoz sonrasında ise östrojen düzeylerindeki azalmaya bağlı olarak kemik kaybı hızlanır. Bu nedenle kemik sağlığını korumaya yönelik önlemlerin menopoz dönemini beklemeden, genç yaşlardan itibaren benimsenmesi büyük önem taşır" diye konuştu.
KALSİYUMUN ETKİSİ SADECE KEMİKLERLE SINIRLI DEĞİL
Kalsiyumun yalnızca kemik yapımında görev almadığını belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan, vücuttaki kalsiyumun yaklaşık yüzde 99'unun kemik ve dişlerde depolandığını, kalan kısmının ise kas kasılması, sinir iletimi ve kalbin düzenli çalışması gibi hayati işlevlerde görev yaptığını söyledi.
Yeterli kalsiyum alınmadığında vücudun ihtiyacını kemik depolarından karşıladığını ifade eden Doğan, kalsiyumun etkili kullanılabilmesi için D vitamini ve diğer besin ögelerinin de önemli olduğunu vurguladı.
KALSİYUMUN EMİLİMİNDE D VİTAMİNİ VE C VİTAMİNİ ETKİLİ
Kalsiyumun tüketilmesinin tek başına yeterli olmadığını belirten Sena Nur Doğan: "Kalsiyumu tüketmek kadar, vücudun onu doğru şekilde emebilmesi de büyük önem taşır. D vitamini bağırsaklardan kalsiyum emilimini artıran en önemli faktörlerden biridir. Kolajen sentezinde görev alan C vitamini de kemik dayanıklılığı açısından önemli destekleyiciler arasında yer alır. Yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerinin yanı sıra susam, tahin, badem, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kılçığıyla tüketilen küçük balıklar ve kalsiyumla zenginleştirilmiş bazı bitkisel içecekler de günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlar. Beslenmede çeşitlilik oluşturmak kemik sağlığını destekleyen en önemli adımlardan biridir" dedi.
YAŞAM TARZI DA KEMİK SAĞLIĞINI BELİRLİYOR
Kemik sağlığının yalnızca beslenmeyle değil yaşam tarzıyla da doğrudan ilişkili olduğunu belirten Doğan, aşırı tuz tüketimi, fazla kafein alımı, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşamın kemik sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
KONTROLSÜZ DESTEK KULLANIMI RİSK OLUŞTURABİLİR
Kalsiyum desteğinin her birey için gerekli olmadığını söyleyen Sena Nur Doğan, önceliğin günlük kalsiyum ihtiyacının doğal besinlerden karşılanması olduğunu belirtti.
Doğan: "Öncelikli hedef günlük kalsiyum ihtiyacını doğal besinlerle karşılamaktır. Ancak beslenmenin yetersiz kaldığı, osteoporoz riskinin yüksek olduğu veya hekim tarafından eksiklik tespit edilen kişilerde kalsiyum desteği planlanabilir. Gereksiz ve kontrolsüz kullanılan destekler ise bazı bireylerde böbrek taşı riskini artırabilir. Menopoz kemiklerin kaçınılmaz olarak zayıfladığı bir dönem değildir. Yaşamın her döneminde sürdürülen doğru beslenme alışkanlıklarının, düzenli egzersiz ve yeterli kalsiyum alımı; ileri yaşlarda bağımsız, aktif ve kaliteli bir yaşamın en önemli anahtarlarından biridir" dedi.




