Uzun yıllar boyunca menopoz, kadınların yaşamlarının doğal bir parçası olarak görülürken bu dönemde ortaya çıkan sıcak basmaları, uykusuzluk, ruh hali değişiklikleri ve vajinal kuruluk gibi şikâyetler çoğu zaman yaşın doğal sonucu olarak değerlendirildi. Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, günümüzde bilimsel verilerin menopoz belirtilerinin önemli bir bölümünün etkili ve güvenli yöntemlerle yönetilebildiğini ortaya koyduğunu belirtti.
“HAYATIN ÜÇTE BİRİ MENOPOZDA GEÇİYOR”
50 yaşındaki bir kadının önünde ortalama 30 yılı aşkın bir yaşam süresinin bulunduğu öngörülürken, kadınların yaşamlarının yaklaşık üçte birini menopoz sonrasında geçirdiği ifade ediliyor. Bu nedenle menopoz yönetiminde yalnızca menopoza girilip girilmediğine değil, bu dönemin sağlıklı ve yaşam kalitesi yüksek şekilde geçirilmesine odaklanılması gerektiği belirtiliyor.
POLİKLİNİKLERE BAŞVURULAR ARTIYOR
Son yıllarda menopoz polikliniklerine başvuruların artmasının, kadınların daha uzun yaşamın yanı sıra sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürme hedefini de ortaya koyduğunu belirten Op. Dr. Latife Nevin Pehlivanlar Dar, menopoz yönetimindeki yaklaşımın da değiştiğini ifade etti. Dar, "Bu değişim, hekimlerin menopoz yönetimine bakışını da dönüştürdü. Artık yalnızca semptomları azaltmaya değil; kemik sağlığını korumaya, kalp-damar riskini değerlendirmeye, bilişsel fonksiyonları desteklemeye ve yaşam kalitesini bütüncül olarak iyileştirmeye odaklanıyoruz. Yaklaşık yirmi yıl önce menopoz hormon tedavisiyle ilgili oluşan çekinceler, birçok kadının etkili tedavilerden uzak kalmasına neden oldu. Ancak geçen sürede yayımlanan yüksek kaliteli çalışmalar ve uluslararası kılavuzlar, bu konudaki yaklaşımı önemli ölçüde değiştirdi. Bugün Kuzey Amerika Menopoz Derneği (NAMS/ The Menopause Society), Avrupa Menopoz ve Andropoz Derneği (EMAS) ve Uluslararası Menopoz Derneği (IMS) ortak bir noktada buluşuyor: Uygun hasta seçildiğinde, doğru zamanda başlanan menopoz hormon tedavisi, vazomotor semptomların tedavisinde en etkili yöntemdir ve yarar-risk dengesi birçok kadın için olumludur. Elbette her kadın için tek bir tedavi modeli yoktur. Yaş, menopoz süresi, kişisel ve ailesel sağlık öyküsü, kardiyovasküler risk, meme kanseri riski ve hastanın beklentileri birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır" dedi.
TEDAVİDE KİŞİYE ÖZEL YAKLAŞIM
2026 itibarıyla menopoz yönetimindeki en önemli kavramlardan birinin kişiselleştirilmiş tedavi olduğunu belirten Dar, yalnızca hormon tedavilerinin değil, hormon kullanamayan veya kullanmak istemeyen kadınlara yönelik yeni tedavi seçeneklerinin de gündemde olduğunu söyledi. Dar, "Özellikle nörokinin-3 (NK3) reseptör antagonistleri, sıcak basmalarının oluşum mekanizmasını hedefleyen ilk nonhormonal ilaç grubu olarak menopoz tedavisinde önemli bir yenilik sunmaktadır. Bunun yanında transdermal östrojen uygulamaları ve mikronize progesteron gibi seçenekler, uygun hastalarda bireysel risk profiline göre tedaviyi daha güvenli ve daha esnek şekilde planlamamıza imkan sağlamaktadır. Artık amacımız yalnızca sıcak basmalarını azaltmak değildir; kadının uyku düzenini, iş yaşamını, ruh sağlığını, cinsel yaşamını, kemik sağlığını ve uzun dönem genel iyilik halini birlikte değerlendirmektir. Menopoz yaşamın doğal bir dönemidir; ancak yaşam kalitesini düşüren belirtilerin normal kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Bugün elimizde bilimsel kanıtlarla desteklenen çok sayıda etkili tedavi seçeneği bulunmaktadır. Her kadının menopoz deneyimi farklıdır. Bu nedenle en doğru yaklaşım, hastayı yalnızca laboratuvar sonuçlarıyla değil; yaşam tarzı, beklentileri ve bireysel riskleriyle birlikte değerlendirmektir. Kadınlar artık daha uzun yaşıyor. Buradaki hedef ise sadece yaşam süresini uzatmak değil; sağlıklı, aktif ve kaliteli geçirilen yaşam yıllarını da artırmak olmalıdır. Çünkü menopoz bir son değil, yaşamın yeni ve güçlü bir başlangıcıdır."
HER KADINDA BELİRTİ AYNI DEĞİL
Menopoz döneminde ortaya çıkan belirtilerin her kadında aynı şekilde görülmediği belirtiliyor. Sıcak basmaları ve uykusuzluğun yanı sıra ruh hali değişiklikleri ve vajinal kuruluk gibi şikâyetler de yaşam kalitesini etkileyebiliyor. Uzmanlar, bu belirtilerin yaşın kaçınılmaz sonucu olarak değerlendirilmek yerine kişinin sağlık öyküsü ve yaşam koşullarıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
AMAÇ SADECE BELİRTİLERİ AZALTMAK DEĞİL
Menopoz tedavisinde güncel yaklaşımın yalnızca sıcak basmaları gibi kısa vadeli şikâyetlere odaklanmadığı belirtiliyor. Kemik sağlığının korunması, kalp-damar risklerinin değerlendirilmesi, bilişsel işlevlerin desteklenmesi ve genel yaşam kalitesinin artırılması da tedavi planında dikkate alınıyor. Hormon tedavisinin uygun hastalarda değerlendirilebildiği, hormon kullanamayan veya kullanmak istemeyen kadınlar için ise nonhormonal seçeneklerin bulunduğu ifade ediliyor.



