AHMET BUĞRA TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ İzmir’de hafta sonu denildiğinde çoğu kişinin aklına Urla, Foça veya Çeşme geliyor. Oysa Menemen Ovası’nın içinde, kalabalık turistik rotaların gölgesinde kalan çok daha sessiz bir yer bulunuyor. Seyrek, bugün üniversite kampüsü ve yeni konutlarla anılsa da bölgenin geçmişi sanılandan çok daha eskiye uzanıyor. Menemen Belediyesi tarafından yayımlanan bilgilere göre Seyrek’in kuruluş tarihi, eldeki veriler ışığında milattan sonra 7’nci yüzyıla kadar götürülüyor Köyün çevresindeki tarlalarda Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerine tarihlenen çanak çömlek parçalarına rastlanması da bu topraklardaki eski yaşamın izlerini gösteriyor.

ADI BİLE GEÇMİŞİN İÇİNDEN GELİYOR

Bölgenin eski kaynaklarda “Sarrakenikon” adıyla anıldığı, Seyrek isminin de zaman içerisinde bu sözcüğün değişmesiyle ortaya çıktığı değerlendiriliyor. Yerleşim, 1300’lü yıllarda Türklerin hakimiyetine girdikten sonra kayıtlarda Seyrek, Serek ve Sirek gibi farklı adlarla görülmeye başladı. Yüzyıllar boyunca Menemen Ovası’nın önemli köylerinden biri olan Seyrek, tarım ve hayvancılıkla yaşayan küçük fakat hareketli bir yerleşim olarak varlığını sürdürdü. Bugün meydanda yürürken bu uzun geçmişi gösteren büyük turistik tabelalarla karşılaşılmıyor. Seyrek’in hikayesi daha çok eski yapıların duvarlarında, sokakların kıvrımında ve bölge halkının hafızasında saklanıyor.

KAPILARIN ARDINDA MÜBADELE HAFIZASI

Seyrek, 1922 yılına kadar Menemen Ovası’nda Hristiyan nüfusun yoğun olarak yaşadığı yerleşimlerden biriydi. Nüfus mübadelesinin ardından bölgeye Rumeli’den gelen göçmen aileler yerleştirildi. Böylece Seyrek’in gündelik yaşamı, mutfağı ve kültürel yapısı büyük bir değişim geçirdi. Mahallede mübadele öncesinden kaldığı belirtilen bazı eski evler hala görülebiliyor. Ancak yapıların önemli bir kısmı kapalı durumda ve restorasyon bekliyor. Bu nedenle evlerin içine girmeye çalışmadan, sokaktan ve güvenli mesafeden gözlemlemek gerekiyor. Yıpranmış binaların çevresinde çocuklarla dolaşırken de dikkatli olunması önemli.

DEV KAVUNLARIN KAYIP HİKAYESİ

Seyrek’in geçmişindeki en ilginç ayrıntılardan biri ise kavunları. Bir zamanlar burada yetiştirilen Seyrek kavunlarının 5 ile 12 kilogram arasında değişen ağırlıklara ulaştığı aktarılıyor. Kokusu ve lezzetiyle tanınan kavunlar yalnızca İzmir’de satılmıyor, yurt içine ve yurt dışına da gönderiliyordu. Her hasat döneminin ardından köy meydanında kavun festivali düzenleniyor, en iyi kavun yetiştiricisi seçiliyor ve “kavun güzeli” belirleniyordu. Ancak çiftçilerin zamanla pamuk üretimine yönelmesiyle Seyrek kavunu eski önemini kaybetti. Son kavun festivalinin 1986 yılında düzenlendiği, ardından bu geleneğin sona erdiği belirtiliyor. Bugün Seyrek’e gittiğinizde tezgahlarda her mevsim dev kavunlar görmeniz mümkün değil. Fakat artık yetiştirilmeyen bu ürünün hikayesi, köyün kaybolmaya yüz tutan kültürel mirasının en dikkat çekici parçalarından biri olmaya devam ediyor.

KÖYÜN BUGÜNKÜ ŞÖHRETİ

Seyrek’te hayvancılık ve kasaplık kültürü hala önemini koruyor. Bölgede kendi yetiştirdiği büyükbaş hayvanları değerlendiren üreticiler ve kasaplar bulunuyor. Bu nedenle köyün bugün en fazla tanınan yerel ürünlerinden biri sucuk. Seyrek gezisini küçük bir yöresel alışverişle tamamlamak isteyenler mahalledeki kasaplara uğrayabiliyor. Ürün alırken fiyatı, içeriği ve saklama koşullarını doğrudan işletmeden öğrenmek gerekiyor. Özellikle uzun süre toplu taşımada kalacakların soğuk zincire uygun taşıma çantası kullanması yararlı olabilir.

İzmir’de iş çıkışı nereye gidilir? Termosunu alan buraya çıkıyor: Tramvaydan inen Körfezi tepeden ücretsiz izliyor
İzmir’de iş çıkışı nereye gidilir? Termosunu alan buraya çıkıyor: Tramvaydan inen Körfezi tepeden ücretsiz izliyor
İçeriği Görüntüle

AİLECE YAPILACAK SAKİN BİR GÜN

Seyrek, büyük turistik tesislerin ve kalabalık gezi gruplarının bulunduğu bir yer değil. Burayı güzel kılan da gösterişli yapılardan çok sakinliği ve sıradan görünen sokaklarının taşıdığı geçmiş. Köy meydanından başlayarak eski evlerin bulunduğu sokaklarda kısa bir yürüyüş yapılabilir. Ardından yerel dükkanlara uğranıp ovanın açık manzarasına doğru gezinti sürdürülebilir. Çocuklarla gelecekler için uzun ve yorucu bir parkur bulunmuyor. Buna rağmen araç trafiğinin devam ettiği sokaklarda yürürken kaldırım ve güvenli yol kenarlarının tercih edilmesi gerekiyor. Serin sonbahar günlerinde öğle ile ikindi arasındaki saatler rota için daha uygun olabilir. Ovanın açık yapısı nedeniyle akşam saatlerinde rüzgar ve sıcaklık düşüşü daha belirgin hissedilebiliyor.

GÖL KENARINDA MOLA VERİLEBİLİR

Seyrek yolunda bulunan Hobi Park durağı, geziyi açık havada bir molayla tamamlamak isteyenler için alternatif oluşturuyor. Bölgede göl kenarında hizmet veren özel bir işletme, açık alanları ve çocuklu ailelere yönelik bölümleriyle tanınıyor. Ancak burası kamusal ve ücretsiz bir piknik alanı değil. Bu nedenle gitmeden önce işletmenin açık olup olmadığını, güncel giriş koşullarını ve menü fiyatlarını telefonla öğrenmek gerekiyor. Yalnızca bütçesiz bir yürüyüş planlayanlar ise Seyrek merkeziyle sınırlı bir rota oluşturabilir.

TEK OTOBÜSLE GİDİLİYOR

İzmir merkezden toplu taşımayla gelecekler önce İZBAN’ın Ulukent İstasyonu’na ulaşabilir. Ulukent Aktarma Merkezi’nden hareket eden 619 numaralı ESHOT hattı; Hobi Park, Seyrek Belediyesi, Seyrek İlköğretim Okulu ve Seyrek Meydan duraklarından geçiyor. Güncel tarifede 619 numaralı hattın gündüz saatlerinde sık aralıklarla çalıştığı görülüyor. Yine de sefer planları değişebildiği için yola çıkmadan önce ESHOT’un resmî uygulamasından dönüş saatini kontrol etmek gerekiyor. Seyrek’in içinde yapılacak yürüyüş ücretsiz. Harcama yapmak istemeyenler yanlarında su ve küçük bir atıştırmalık getirerek geziyi yalnızca toplu taşıma maliyetiyle tamamlayabilir.

Muhabir: Ahmet Buğra Tokmakoğlu