Güncel

Pasifik ısınıyor! Küresel sıcaklık, kuraklık ve gıda riski artabilir: Tarihin en güçlü El Nino’su kapıda mı?

NOAA’nın tahminlerine göre 2026-27 El Nino’sunun sonbahar ve kış aylarında “çok güçlü” seviyeye ulaşma ihtimali yüzde 90’ın üzerinde. Olayın, yüzde 69 olasılıkla 1950’den bu yana kaydedilen en güçlü El Nino olması bekleniyor

Abone Ol

İspanyolca "erkek çocuk" anlamına gelen El Nino, ekvatoral Pasifik’in orta ve doğu kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının normal seviyelerin üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan doğal iklim olayı olarak tanımlanıyor. NOAA, El Nino’nun varlığını değerlendirmek için ekvatoral Pasifik’teki Nino 3.4 olarak adlandırılan bölgenin deniz yüzeyi sıcaklıklarını izliyor. Bu bölgede deniz suyu sıcaklığının üç aylık ortalamasının, art arda beş üç aylık dönem boyunca normalin 0,5 derece üzerinde kalması El Nino koşullarının oluştuğu anlamına geliyor. Genellikle 2 ila 7 yılda bir ortaya çıkan El Nino yaklaşık bir yıl etkili oluyor. NOAA’ya göre mevcut El Nino haziran ayında resmen başladı. Pasifik’te deniz suyu sıcaklıklarının kasım-aralık-ocak döneminde zirveye ulaşması, ardından düşmeye başlaması ve El Nino koşullarının 2027 ilkbaharında kademeli olarak zayıflaması bekleniyor. 2026-27 El Nino’sunu öne çıkaran temel unsur ise beklenen şiddeti. Deniz suyu sıcaklıklarının normalin 2 derece üzerine çıktığı dönemler "Çok güçlü El Nino" veya "Süper El Nino" olarak adlandırılıyor. 1982-1983, 1997-1998 ve 2015-2016 dönemleri daha önce bu sınıfta değerlendirilen El Nino olayları oldu. NOAA’nın tahminine göre mevcut olayın sonbahar ve kış aylarında çok güçlü seviyeye ulaşma ihtimali yüzde 90’ın üzerinde. Temmuz ayında Pasifik sularının normalden 2 derece daha sıcak olduğu belirlenirken, bu farkın artması ve ekim-kasım-aralık döneminde 2,5 derecenin üzerine çıkması bekleniyor. Tahminler, 2026-27 El Nino’sunun yalnızca "Süper El Nino" seviyesine ulaşma ihtimaline değil, yüzde 69 olasılıkla 1950’den bu yana kaydedilen en güçlü El Nino olma ihtimaline de işaret ediyor.

AŞIRI HAVA OLAYLARI

El Nino sırasında Pasifik Okyanusu’ndaki deniz yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesi, buharlaşmayı artırarak atmosfere daha fazla ısı ve su buharı taşınmasına neden oluyor. Dünya yüzeyinin yaklaşık üçte birini kaplayan Pasifik’in atmosferle yaptığı enerji ve nem alışverişindeki değişim, sıcaklık ve yağış düzenlerinin binlerce kilometre uzakta da değişmesine yol açabiliyor. Güçlü bir El Nino’nun küresel ortalama sıcaklığı yaklaşık 0,2 derece artırdığı belirtiliyor. Batı Pasifik’te normalde yoğunlaşan yağışların El Nino dönemlerinde doğuya doğru kayabilmesi; atmosferik basınç ve rüzgar sistemleriyle birlikte jet akımları ve büyük ölçekli hava dolaşımında değişikliklere neden olabiliyor. El Nino’nun etkileri özellikle tropikal bölgelerde belirginleşiyor. Peru ve Ekvador’da daha fazla yağış, sel, heyelan ve kıyı taşkınları görülebilirken Güney Afrika, Kolombiya, Endonezya ve Avustralya’da kurak koşullar ortaya çıkabiliyor. Hindistan’da muson yağışlarının azalması, ABD’nin güneyinde daha yağışlı, kuzeyinde daha sıcak hava koşulları, Brezilya’nın güneyinde sel ve kuzeyinde kuraklık yaşanabiliyor. El Nino dönemlerinde Atlantik’teki kasırga sezonunun da daha sakin geçme eğilimi bulunuyor. Sıcaklığın yükseldiği bölgelerde orman yangını riski artarken, kuraklık ve aşırı yağışlar tarımsal üretim ile küresel gıda stoklarını da etkileyebiliyor. Geçmiş El Nino olaylarının ekonomik sonuçlarının da yüksek olduğu belirtiliyor. Dartmouth College araştırmacılarının 2023’te Science dergisinde yayımladığı çalışmaya göre 1997-98 El Nino’sunun ardından beş yıl içinde küresel gelirde yaklaşık 5,7 trilyon dolarlık kayıp meydana geldi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) haziran ayındaki değerlendirmesinde ise Güney ve Güneydoğu Asya, Orta Amerika, Karayipler, Sahel ve Güney Afrika’nın geniş kesimlerinde bazı tarım ve mera alanlarında kuraklık görülme ihtimalinin yüzde 50’nin üzerine çıktığı belirtildi. Dünya Gıda Programı (WFP) ise güçlenen El Nino’nun 2027 sonuna kadar en az 49 milyon kişiyi daha akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulundu.

TÜRKİYE’DE HANGİ ETKİLER BEKLENİYOR?

Türkiye, El Nino’nun doğrudan ve en güçlü etkilerinin görüldüğü bölgeler arasında bulunmuyor. Ancak olayın Türkiye ve Akdeniz havzasındaki hava koşullarına etkisi atmosferik dolaşım üzerinden ortaya çıkabiliyor ve bu etkilerin daha belirsiz olduğu belirtiliyor. Akdeniz havzasında El Nino yıllarında genel olarak daha sıcak ve daha kurak bir sonbahar-kış eğilimi görülüyor. Bu nedenle Türkiye’de önümüzdeki aylarda sıcaklıkların normalin üzerinde seyretmesi ve kurak koşulların etkili olması olası riskler arasında değerlendiriliyor. Sıcak ve kuru hava koşullarının devam etmesi, orman yangını sezonunun uzaması ve yangın riskinin artması ihtimalini de beraberinde getiriyor. El Nino’nun karşıt fazı olan La Nina ise ekvatoral Pasifik’te deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin altına inmesiyle oluşuyor ve küresel ortalama sıcaklıkları düşürme eğilimi gösteriyor. Ancak bir El Nino döneminin ardından her zaman La Nina meydana gelmiyor; iki olay arasındaki süreçte nötr koşullar da görülebiliyor. El Nino ile iklim değişikliği arasındaki ilişki konusunda ise daha güçlü El Nino olaylarının küresel ısınmayla bağlantısı konusunda bilim dünyasında kesin bir görüş birliği bulunmuyor. Bununla birlikte son dönemdeki bazı çalışmalar, küresel ısınmanın daha güçlü El Nino olaylarının ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceğine işaret ediyor. Imperial College London araştırmacılarının çalışmasına göre El Nino’nun yol açtığı deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki aşırı değerler, 1960 öncesindeki seviyelerle karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 10 oranında güçlenmiş durumda.