Ege Telgraf Gazetesi'nden Hakan Serbest'in haberine göre, Türk sinema tarihi ve edebiyat alanındaki çalışmalarıyla bilinen Mazlum Vesek, usta aktör Kadir İnanır’a bir kitap hazırladı. Altın Koza Film Festivali yayınlarından çıkan “Kadir İnanır: Ekine Düşen Yağmur Damlası” adlı kitapta Vesek, İnanır’ın sinema dünyasına dair ilginç bilgilere yer verdi. Kadir İnanır’ın telif hakları başta olmak üzere sektörün sorunlarının çözümü için mücadele eden bir isim olduğunu söyleyen Vesek, oyuncunun bu yönünün gündeme getirilmediğine dikkat çekti. Vesek, “İnanır, politika, tarih başta olmak üzere farklı alanlarla ilgili birisi. Sinema telif yasası, sinema emekçilerinin sorunları gibi konularda söz söyleyen, hatta en önce söz söyleyen isimlerden biri. Açıkçası aktör olduğu kadar sinemanın emekçi hakları dahil her alanda daha düzeyli olması için mücadele eden biri” dedi. Sözü Vesek’e bırakıyoruz…

Kadir İnanır kitabı yazmak fikri sizde nasıl oluştu? Kitabın hazırlanış süreci hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılında Altın Koza Film Festivali o yıl “Sinemanın Yüzü Ödülü”nü Kadir İnanır ve Türkân Şoray’a verdi. Festivalin kapanış töreninde ikisi sahneye el ele çıktı. Büyülü bir andı. Kadir İnanır “Yaşasın tam bağımsız Türkiye” diyerek bitirdiği etkileyici bir konuşma yaptı. O anda Kadir İnanır ve Türkân Şoray’ın iç içe geçmiş biyografilerini yazmak fikri bende gelişti. Diğer gün Adana’da otel lobisinde Kadir İnanır’ın masası sayısız festival konuğu ile doluydu. Kıyısından köşesinden ben de sohbeti dinledim. Kapanış gecesi yaptığı konuşma sohbet konusuydu. Dahası ilk defa Kadir İnanır’la aynı ortamı bu kadar yakın paylaşıyordum. Biyografi çalışması için şöyle bir araştırma yaptığımda İnanır ve Şoray’ın sinema ortamındaki çalışmalarının 1970’lerde ağırlıkta olduğunu bir kez daha gördüm. 2000’li yıllarda oynayacakları Gönderilmemiş Mektuplar filmini saymazsak bir daha birlikte bir çalışmaları söz konusu değildi. Yaşamlarının kesiştiği alanlar da sınırlıydı. Bu açından bu fikir benden uzaklaştı. Ancak, Kadir İnanır’la ilgili araştırmam ağır da olsa sürdü. Vefatından sonra çalışmamı Altın Koza Film Festivali Genel Koordinatörü İsmail Timuçin’le paylaştım. Festivale kadar yetiştirebilirsem kitabı basacaklardı. Ben de deyim yerindeyse dizimi kırıp çalıştım ve kitabı yetiştirdim.

MEMLEKETİYLE KURDUĞU BAĞ

Kadir İnanır’ın sizin için bir anlamı olmalı ki onun hakkında kitap yazmak fikri oluşmuş….

Bu anlam benimle sınırlı bir durum değil. Türkiye topraklarında büyümüş her kesimden insan Kadir İnanır’ı tanır. Onun oyunculuk kadar insanî yönünün etkisi de bilinen bir şeydir. Diğer yandan ülkemizde ilk konulu filmin çekildiği 1916’den bu yana Türk sinemasında etkili olmuş en önemli on aktör sayacak olursak Kadir İnanır onlardan biridir. Yeşilçam dönemi itibariyle değerlendirecek olursak daha önlerde yer aldığına kuşku yoktur. Benim en çok dikkatimi çeken yanı şöhretle sınırlı olmayan yanı oldu. Ordu’nun Fatsa ilçesinde yoksul ve kalabalık bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelip Türkiye’nin en tanınan insanlarından biri olarak daima memleketiyle, ülkesinin insanlarıyla bağ kuran yanı onu daha fazla araştırmama sebep oldu diyebilirim.

Peki kitabın adı hakkında neler söyleyeceksiniz. Neden “Ekine Düşen Yağmur Damlası”?

Çalışmam boyunca Kadir İnanır’ın 1974’ten yakın zamana kadar basında yer alan tüm röportajlarını inceledim. 1974’te Hey dergisinde okurlar kendisine “Bir yağmur damlası olsaydınız, nereye düşmek isterdiniz?” sorusunu yöneltir. Kadir İnanır, ekin tarlasına düşmek istediğini söyler. Bu sözü çok sevdim. Bir yanıyla çok sevdiğim bir başka Karadenizli Rıfat Ilgaz’ı da bana hatırlattığı için bu adı kitaba verdim.

Yarım asrı aşan bir arşiv taramanız var. O günden bugüne nasıl bir Kadir İnanır gördünüz?

Gördüğüm Kadir İnanır’ı anlatmak için açıkçası özellikle 1980 sonrası basınımızın Kadir İnanır’a yaklaşımını anlatmak gerekir. İnanır, politika, tarih başta olmak üzere farklı alanlarla ilgili birisi. Sinema telif yasası, sinema emekçilerinin sorunları gibi konularda söz söyleyen, hatta en önce söz söyleyen isimlerden biri. Açıkçası aktör olduğu kadar sinemanın emekçi hakları dahil her alanda daha düzeyli olması için mücadele eden biri. Ancak, basınımız ısrarla ancak magazinin konusu olabilecek sorular soruyor. Kadir İnanır’ın özel yaşamı sürekli didiklenir ve sorular karşısında İnanır rahatsızlığını da ifade eden bir yerdedir. Çok nazik bir şekilde sürekli hoşlanmadığı özel yaşam sorularına muhatap olmak istemediğini, başka meselelerle ilgili olduğunu söyler. Gazetecilik adına çok güzel söyleşiler yok değil; ancak 1980’ler ve 1990’larda iyi örneklere çok az rastladım. Kadir İnanır’ı farklı yönleriyle ele alan söyleşiler okumak için 2000’li yılları görmemiz gerekiyormuş.

KEMAL TAHİR’İ SORMAK İSTERDİM

Mesela siz o yıllarda gazetecilik yapıyor olsaydınız ne sorardınız?

Nazilli Devlet Hastanesi'nde görev yapan beyin cerrahı tutuklandı!
Nazilli Devlet Hastanesi'nde görev yapan beyin cerrahı tutuklandı!
İçeriği Görüntüle

Şimdi bakın… Kadir İnanır, Kemal Tahir gibi bir yazarın hayatını oynuyor. Karılar Koğuşu filminde. Üstelik kitapta da belgelediğimiz gibi filmin yönetmenini motive eden o olduğu gibi yapımcıyı da ikna eden o. Gelin görün ki bu konuda onu konuşturan bir gazeteci yok. Yönetmen Halit Refiğ Karılar Koğuşu romanını Kadir İnanır’ın okuduğunu da söylüyor. Ne yalan söyleyeyim, Kadir İnanır’a Kemal Tahir’le ve 1940’lı yılların ortamıyla ilgili sorular sormak isterdim. Diğer yandan Kadir İnanır, Orhan Kemal’in 72’inci Koğuş’unun uyarlamamasında, Kerim Korcan’ın Tatar Ramazan uyarlamasında da başrolde. Bunlar tesadüf değil. Bu gibi konularda sorulacak soruların ve alınacak cevapların sinema kültürü açısından çok şey ifade edeceğini düşünüyorum.

Altın Koza Film Festivali’nde Kadir İnanır’la ilgili bir anma yapıldığını biliyoruz. Bir de sizin kitabınız basılmış. Nasıl bir ortam vardı?

Kadir İnanır, Altın Koza Film Festivali’nde daha önce Yaşam Boyu Onur Ödülü almış bir sanatçı. Bir de az önce anlattığım gibi 2023 yılında Cumhuriyet’in 100’üncü yılı kapsamında önemli bir ödüle layık görüldü. Bu anlamda Kadir İnanır festival için büyük önem taşıyor. Bu yıl da Hüseyin Karabey, Halil Ergün, Menderes Samancılar ve Nebil Özgentürk’ün konuşmacı olduğu bir panel ve anma düzenlendi. Panel sonrası Hüseyin Karabey’in yönetmenliğini yaptığı Kuzeyden Gelen Adam adlı belgesel de gösterildi. Karabey’in çalışması Kadir İnanır’ın vefatından kısa bir süre önce izleyiciyle buluşmuştu. Bu açıdan da anlamlı bir gösterim oldu. Bu arada ben de hazırladığım kitap hakkında kısa bir konuşma yaptım. Kitabı ilk defa burada okurlara imzaladım. İlgi büyüktü. Kadir İnanır’la ilgili bana sorulanlar oldu. Keyifli sohbetlerimiz oldu.

KADİR İNANIR FİLMLERİNİ ANLATIYOR

Sizin kitabınızın en önemli özelliği nedir diye sorsak…

Açıkçası kısa kısa bilgiler veren, filmografi ve kısa özgeçmiş içeren, görseli bol bir festival kitabından daha fazlası olması için gayret gösterdim. Az önce de ifade ettiğim gibi Kadir İnanır’a sorulması gerekip sorulmayanlar var. Bunların en başında aktörün sineması ile ilgili sorular geliyor. Kadir İnanır’ın festivalleri sarsan, izleyici rekoru kıran filmleriyle ilgili bile görüşlerinin söyleşi ya da haber konusu edilmediğini görüyoruz. Popülist diyebileceğimiz sorulara verdiği cevapların yoğun olduğu röportajlarda satır aralarında filmlerine dair birkaç satır bulduğumuzda “işte bu” diyerek ilerledik. Bu kitapta Kadir İnanır’ın kendi sineması, oyunculuğu hakkında söylediklerini bulmak önemli bir farklılık. Diğer yandan onun özellikle sinemadaki hak gasplarıyla ilgili verdiği mücadeleyi ayrı bir bölümde özellikle ele almayı uygun gördük.

İLGİNÇ BAŞLIKLAR

İlginç olabilecek başlıklar görüyoruz. Örneğin bir filmde geçen Nazım Hikmet şiiriyle ilgili bir başlık var. Sanırım bunlar için sadece arşiv taramadınız.

Elbette. Yıllardır Türkiye sinema tarihi alanında çalışıyorum ve yazıyorum. İçinde Kadir İnanır geçme ihtimali olan sayısız kitabı inceledim. Tabii bütün filmlerini baştan izledim. Bu izlemeler sırasında ilginç şeyler keşfettim. Söz ettiğiniz başlık da bunlardan biri. Meraklısı kitaba baksın derim.

Sizin Adana’ya olan tutkunuzu biliyoruz. Ama uzun yıllardır İzmir’de yaşıyorsunuz. Yakın zamanda İzmir’in sanat, edebiyat, sinema geçmişine dair bir kitap görebilecek miyiz?

Bu konuda gazetemiz Ege Telgraf’ta yayınlanan araştırmalarım var. Bunlardan, biliyorsunuz ödül alan çalışmalarım da oldu. Geniş kapsamlı diyebileceğim araştırmalarım da mevcut. Kitap olarak basılması için çaldığımız kapılar da oldu. Ancak kısmet olmadı diyelim. İleriki zamanlarda Ege için çok önemli diyebileceğimiz bazı yazarlarımız hakkında hazırlamış olduğum belge kitap çalışmalarının basılmasını umut ediyorum.

Mazlum Vesek, Kadir İnanır: Ekine Düşen Yağmur Damlası, Altın Koza Film Festivali Yayınları, 2026

Kaynak: EGE TELGRAF