Nihat AK-EGETELGRAF/ Sebze-meyvede yıllardır konuşulan “tarladan sofraya fahiş fiyat” tartışması, dudak uçuklatan iddialarla patladı. 22 ilde 41 büyük dağıtıcı firmanın yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi; önemli oda ve ihracatçı birliği başkanları ile iş dünyasının önde gelen isimleri de operasyonun kapsamına girdi. 1.029 çiftçinin beyanıyla ortaya çıkan tablo ise şoke etti: 8-9 liraya satıldığı belirtilen kapya bibere 23,95 liraya kadar makbuz kesildiği, soruşturma dosyasında tutarı 29 bin lira ile 118 bin lira arasında değişen tutarlarda ölü çiftçiler adına düzenlenen müstahsil makbuzlarına ilişkin liste yer aldı. 6 ton portakal alıp 10 ton satan firma tespiti ise “Tarladan sofraya fiyatı kim şişiriyor?” sorusunu yeniden alevlendirdi.

Çiftçi-2

ÇÜRÜK ELMALAR TEMİZLENSİN

Operasyon kapsamında ortaya çıkan iddialar ve tespitlerin camiayı adeta şok ettiğini vurgulayan İzmir Pazarcılar Odası Başkanı Hamdin Erişen, “Üreticinin 8-9 liraya sattığı ürünün kayıtlarda 20 liranın üzerine çıkarılması, üretilmeyen ürünler için belge düzenlenmesi, hatta hayatını kaybetmiş insanların isimlerinin ticari kayıtlarda kullanıldığı iddiaları kabul edilebilir şeyler değildir. Böyle bir düzen varsa bunun bedelini üretici, pazarcı esnafı ve vatandaş ödüyor. Pazarcı esnafı yıllardır ‘fiyatı biz artırmıyoruz’ diye anlatmaya çalışıyor. Tezgahtaki esnaf günah keçisi ilan edilirken fiyat zincirinin başka halkalarında neler yaşandığının ortaya çıkarılması son derece önemlidir. Kim ürün arzını manipüle etmiş, kim maliyeti şişirmiş, kim haksız kazanç sağlamışsa üzerine sonuna kadar gidilmelidir. Çürük elmalar temizlenmeli, dürüst çalışan üretici ve esnaf zan altında bırakılmamalıdır” dedi.

DİJİTAL TAKİP

Yaş meyve ve sebze piyasasının artık şeffaf, takip edilebilir ve sürekli denetlenebilir bir yapıya kavuşturulmasına şiddetle ihtiyaç olduğunu vurgulayan Başkan Erişen, “Tohumdan toprağa, üreticiden hale, halden pazarcıya ve sofraya kadar ürünün bütün yolculuğu dijital sistem üzerinden izlenebilmelidir. Hangi ürün nerede üretildi, kaç liradan çıktı, kaç el değiştirdi, hangi maliyetler eklendi; vatandaş bunları görebilmelidir. Dijital çağın baş döndürücü gelişimi içerisinde bunu yapmak artık zor değil. Her parti ürüne dijital kimlik ve QR kod verilebilir, alış-satış hareketleri anlık kaydedilebilir, kayıt dışı geçişlere sistem izin vermeyebilir. Denetim yalnızca şikâyet olduğunda değil, sürekli ve otomatik yapılmalıdır. Çünkü burada kullan-at bir üründen değil, insanın doğrudan tükettiği ve sağlığını ilgilendiren gıdadan söz ediyoruz. Şeffaflık hem üreticiyi hem dürüst esnafı hem de tüketiciyi korur. Yaş sebze-meyvede güven zincirini artık teknolojiyle kurmak zorundayız” diye konuştu.

Bütçe fazla verdi! Gelirler 1,65 trilyon liraya ulaştı
Bütçe fazla verdi! Gelirler 1,65 trilyon liraya ulaştı
İçeriği Görüntüle

Hamdin Erişen1-1

‘BATMADAN ÖNCE DENETLEYİN’

Şirketlerin kötü yönetiminin ağır faturasının dürüst kişi ve kurumlara kesilmemesi gerektiğini belirten Başkan Erişen, “Piyasaya yön veren büyük yaş sebze ve meyve işletmeleri son noktada değil, düzenli aralıklarla adım adım denetlenmelidir. Devlet desteğinden yararlanıp piyasayı manipüle ettiği, bankaya, finans kuruluşuna, çiftçiye, nakliyeciye ve esnafa büyük borçlar bıraktığı iddia edilen bir işletmeye ancak konkordata aşamasında bakmak çok geçtir. Çünkü o noktada mesele yalnızca bir şirketin mali sorunu olmaktan çıkar; binlerce insanın ekmeğini, sermayesini ve geleceğini tehdit eder. Kamu otoriteleri büyük alıcıların mali yapısını, ödeme düzenini, borçluluğunu ve piyasa davranışlarını belirli periyotlarla izlemelidir. Alarm veren işletmelere erkenden müdahale edilmelidir. Bir şirket yanlış yönetiminin bedelini çiftçiye, nakliyeciye, pazarcıya ve vatandaşa ödetmemelidir. Sistemin faturası dürüst çalışanların sırtına bırakılamaz” şeklinde konuştu.

‘ÇİFTÇİ YOKSA SOFRA YOK’

Yaş sebze ve meyvenin gerçek sahibinin çiftçi olduğunu dile getiren Başkan Erişen, “Çiftçi olmadan ne üretimden ne piyasadan ne de sofradaki bereketten söz edebiliriz. Tarımda çalışanların yaş ortalamasının 60’a dayanması bize çok açık bir mesaj veriyor: Gençler bu alanda gelecek görmüyor. O halde gençlerin, kadınların ve orta yaş grubunun alın terinin karşılığını alabildiği sürdürülebilir bir tarım ekonomisi kurmalıyız. Tarla kirasından sulamaya, elektrikten gübreye, ilaçtan toprak işlemeye kadar bütün girdiler makul seviyeye çekilmeli; modern tarım ekipmanlarına erişim kolaylaştırılmalıdır. Çiftçi tarlasına tohumu atarken sezon sonunda ne kazanacağını öngörebilmelidir. Üretici hesabını gece karanlığında değil, ekim öncesinde yapabilmelidir. Toprağın umudu çiftçinin kazancıdır; kazanç yoksa yarının sofrası da güvende değildir” ifadelerini kullandı.

Pazar Barbunya

HER HALKA KAZANMALI

Yaş sebze ve meyve piyasasının yalnızca üreticiyle pazarcıdan ibaret olmadığına dikkati çeken Başkan Erişen, “Bu sistem sayesinde binlerce aile evine ekmek götürüyor. Tarlada çalışan yevmiyeciden ürünü hale taşıyan nakliyeciye, şehirler arası taşımacılık yapan kamyoncudan hal esnafına, semt pazarlarında vatandaşımıza hizmet veren pazarcımıza kadar çok büyük bir ekonomik zincirden söz ediyoruz. Hele bugün litre fiyatı 100 liraya dayanan mazot karşısında nakliyecinin yükü her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Bu zincirin hiçbir halkası zayıflatılmamalıdır. Üretici kazanmalı, taşıyan kazanmalı, hal esnafı kazanmalı, pazarcı kazanmalı ki tüketici de ürüne makul fiyatla ulaşabilsin. Sağlam halkalar güçlü bir zincir oluşturur; güçlü zincir de sağlıklı bir piyasa demektir. Bizim ihtiyacımız, herkesin emeğinin karşılığını aldığı, maliyetlerin yönetilebilir olduğu, rekabetin korunduğu ve tüketicinin ezilmediği dengeli bir sistemdir” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: EGE TELGRAF