Ege Telgraf Gazetesi'nden Nihat Ak'ın haberine göre, Ege Telgraf’a değerlendirmede bulunan Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Meriç, seyahat sayısı azalırken harcamaların artmasının başarı sayılamayacağını vurguladı. Akraba ve arkadaş evlerindeki konaklamaların ağırlığına dikkat çeken Meriç, vatandaşın tatil bütçesinin, işletmelerin ise kazancının eridiğini belirterek erişilebilir tatil ve uygun finansman çağrısı yaptı.

Kıvanç Meriç 4 (2)-1

ENFLASYONİST BÜYÜME

Yılın ikinci çeyrek verilerinin turizm sektörünün görmezden gelemeyeceği ekonomik gerçeği ortaya koyduğuna dikkati çeken Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Meriç, “Yılın ikinci çeyreğinde 13 milyon 549 bin kişi yurt içinde seyahate çıktı. Nisan, mayıs ve haziran aylarını kapsayan dönemde, yurt içinde ikamet edenlerin en az bir gece konaklamalı seyahat sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 azalarak 16 milyon 467 bine geriledi. Söz konusu dönemde toplam 85 milyon 890 bin geceleme yapılırken, seyahat başına ortalama geceleme süresi 5,2 gece olarak hesaplandı” diye konuştu.

HARCAMALAR ŞİŞTİ

Yerli turistin seyahat iştahı azalırken, turizm harcamalarındaki yükselişin dikkat çekici boyutlara ulaştığının altını çizen Meriç, “2026 yılının ikinci çeyreğinde yurt içi seyahat harcamaları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32,6 artarak 154 milyar 998 milyon liraya yükseldi. Bu tutarın yüzde 86,9'unu oluşturan 134 milyar lirası kişisel harcamalara giderken, paket turlara ayrılan 20 milyar 313 milyon liranın toplam içindeki payı yüzde 13,1'de kaldı. Seyahat başına ortalama harcama ise 9 bin liraya ulaştı. Seyahat sayısı düşerken artan nominal harcamalarla kendimizi kandıramayız. Kasaya daha fazla para girmesi, işletmelerin daha çok kazandığı anlamına gelmez. Enflasyon, yükselen enerji, personel ve işletme maliyetleri karşısında ciro artışı kârlılık artışı değildir. Turizmde gerçek başarı, şişen kasalar değil, çoğalan yolculuklar ve sürdürülebilir kârlılıktır. Vatandaş tatile çıkamıyorsa sektörün geleceği de tehlikededir. Çözüm, alım gücünü güçlendirmek ve yerli turizmi yeniden erişilebilir kılmaktır. Çünkü turizm yalnızca rakamlarla değil, insanların yolculuklarıyla büyür” dedi.

Aile Tatili 02

Kartlı harcamalarda rekor rakam! Eylül ayında 2,9 trilyon lirayı aştı
Kartlı harcamalarda rekor rakam! Eylül ayında 2,9 trilyon lirayı aştı
İçeriği Görüntüle

‘ASLAN PAYI YEME İÇMEYE’

Yerli turistlerin seyahatlerinde yemeye ve içmeye büyük önem verdiğine işaret eden Meriç, “Yerli turistin tatil bütçesinde aslan payını yüzde 31,6 ile yeme içme harcamaları alırken, ulaştırma yüzde 25, konaklama yüzde 14,5 paya sahip. Geçen yılın aynı dönemine göre yeme içme giderleri yüzde 39,1, ulaştırma yüzde 28,3, konaklama ise yüzde 22,5 arttı. Bu tablo, turizmin ekonomik gerçeklerini gözler önüne seriyor. Vatandaş artık tatilin keyfinden önce maliyetini hesaplıyor. Enflasyonun büyüttüğü harcamalar, refahın değil hayat pahalılığının göstergesi. Tatilin faturası kabarırken vatandaşın hayalleri küçülüyor” diye konuştu.

AKRABA ZİYARETİ

Tatilde konaklama yapacak bütçeyi bulamayan milyonlarca yurttaşın akrabalarına yöneldiğine vurgu yapan turizmci Meriç, “Yurt içi seyahatlerin yüzde 60,1’i akraba ziyareti amacıyla gerçekleştirilirken, gezi, eğlence ve tatilin payı yüzde 33,6’da, sağlık amaçlı seyahatlerin payı ise yüzde 2,3’te kaldı. Konaklama verileri de vatandaşın daralan bütçesini gözler önüne seriyor. Arkadaş ve akraba evlerinde 61 milyon 192 bin geceleme yapılırken, otellerde bu rakam 11 milyon 376 bin, kişilerin kendi evlerinde ise 8 milyon 216 bin olarak gerçekleşti. Bu tabloyu yalnızca değişen seyahat tercihleriyle açıklayamayız. Vatandaşın satın alma gücü zayıfladıkça ücretli konaklama yerine aile dayanışmasına yönelmesi, ekonomik baskının önemli bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

Aslan Payi Yeme İçme

18 AY TAKSİT

Yurt içi turizme 18 ay taksit imkanı tanınmasını olumlu bulduklarını belirten Meriç, “Yurt içi tamam ama yurt dışı seyahatlerini lüks tüketim olarak değerlendirmek doğru değildir. Vatandaşlarımızın dünyayı tanımak, farklı kültürleri keşfetmek, gelişmeleri yerinde görmek ve bilgi birikimlerini artırmak en doğal hakkıdır. Seyahat yalnızca tatil değil, kültürel gelişim ve çağdaşlaşmanın da kapısıdır. Bu nedenle yurt dışı seyahatlerinde de taksitlendirme imkanı sağlanmalı, dünyayı keşfetmek yalnızca yüksek gelir gruplarının ayrıcalığı olmamalıdır” dedi.

YÜKSEK KATMA DEĞER

Türkiye’nin dünya turizm pastasından daha büyük pay alabilmesinin yüksek katma değer üreten turizm yatırımlarına yönelmesiyle mümkün olacağını dile getiren Kıvanç Meriç, “Dünyada sağlık, termal, gastronomi, kültür, kongre, yat ve lüks deneyim turizmi yüksek gelir potansiyeli taşıyor. İzmir’in termal kaynakları, Ege’nin gastronomisi, Akdeniz’in yat turizmi ve Anadolu’nun kültürel mirası büyük fırsatlar sunuyor. Ancak yüksek finansman maliyetleri ve ekonomik belirsizlikler yatırımcıyı ürkütüyor. Merkezi yönetim uzun vadeli finansman, vergi teşvikleri ve örnek yatırımlarla sektöre güven vermeli, özel sermayeyi cesaretlendirmelidir. Hedefimiz turist sayısını değil, turist başına geliri artırmak olmalıdır. Türkiye’nin geleceği daha fazla yatakta değil, her yataktan daha yüksek katma değer üretmektedir” diye konuştu.

‘REEL PAY İSTİYORUZ’

Turizmde iddialı sözler ve büyük rakamların küçük işletmelere reel gelir olarak yansımasıyla gerçek bir başarıyı getirebileceğine vurgu yapan Kıvanç Meriç, “Türkiye’nin 2026’yı turizm gelirlerinde dünya yedincisi olarak tamamlayacağı, 2027’de altıncı, 2028’de ise beşinci sıraya yükseleceği öngörüsü heyecan verici. Geçen yıl ulaşılan 65,2 milyar dolarlık rekor da sektörümüzün potansiyelini gösteriyor. Ancak bölgedeki savaş nedeniyle bu yılki hedefin 68 milyar dolardan 65 milyar dolara indirilmesi, turizmin belirsizliklere karşı hassasiyetini ortaya koyuyor. Biz turizmciler, bu iddialı hedeflerin işletmelerimizin gelirlerine reel olarak yansımasını istiyoruz. Otellerin, acentelerin, restoranların cirosu yükselirken kazancı enerji, gıda, personel ve finansman maliyetleri karşısında eriyorsa, sıralamadaki yükseliş sahada karşılığını bulamaz. Başarıyı işletmelerimizin borçlarını ödeyebilmesinde, çalışanına daha iyi ücret verebilmesinde ve yeni yatırımlara cesaret edebilmesinde görmek istiyoruz. Merkezi yönetim; öngörülebilir politikalar, uygun finansman ve katma değeri yüksek turizm yatırımlarıyla sektörün önünü açmalıdır. Türkiye’nin yükselişi, İzmir’den Akdeniz’e kadar turizmden geçinen herkesin kazancına yansımalıdır. Dünya sıralamasında yükselirken işletmelerimizin bilançolarında da güçlenme görmek istiyoruz. Gerçek başarı, büyüyen gelirden küçük işletmelerin de hak ettiği payı alabilmesidir” dedi.

Kaynak: EGE TELGRAF