NİHAT AK/EGE TELGRAF- World Population Review’ın 2026 “Most Visited Countries” raporuna göre Türkiye, 60,6 milyon ziyaretçi ve 56,3 milyar doları aşan turizm geliriyle dünyanın en çok ziyaret edilen dördüncü ülkesi oldu. Türkiye dünya turizm liginde yükselirken; Efes’ten Kemeraltı’na, termal kaynaklardan deniz turizmine kadar güçlü bir potansiyele sahip İzmir bu başarıdan ne kadar pay alabildi? Kentin Türkiye turizmindeki payı neden yüzde 10’dan yüzde 3’e geriledi?

Şezlong, duş, deniz... Üstelik girişi de ücretsiz! Mavi bayraklı ve sığ deniziyle ailelerin vazgeçilmezi!
Şezlong, duş, deniz... Üstelik girişi de ücretsiz! Mavi bayraklı ve sığ deniziyle ailelerin vazgeçilmezi!
İçeriği Görüntüle

Ege Telgraf’a değerlendirmelerde bulunan TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Meriç ile Destination İzmir Başkanı Bülent Tercan, Türkiye’nin dünya sıralamasındaki yükselişinin İzmir’e neden yansımadığını sert sözlerle anlattı. Meriç, açıklanan başarının sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini savunurken; Tercan, “İzmir’de her şey var, turist yok” diyerek kamuya ve yerel yönetimlere sorumluluk çağrısında bulundu. İki turizmciye göre İzmir’in asıl sorunu değerlerinin eksikliği değil; plansızlık, yatırım yetersizliği ve kentin turizmi öncelikli sektör olarak görmemesi.

‘KAĞIT ÜSTÜNDE’

Raporlardaki sıralamada yükseliş başarısının kağıt üstünde olduğunu savunan Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu üyesi Kıvanç Meriç, “Türkiye’nin Fransa, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ardından küresel turizmde dördüncü sıraya yükselmesi, sahadaki gerçeklerle tam olarak örtüşmediği için kâğıt üzerinde kalan bir başarıdır. Açıklanan ziyaretçi sayılarında günübirlik sınır geçişlerinin ve çevre ülkelerden yapılan kısa süreli girişlerin önemli payı bulunuyor. Buna karşılık turizm sektörünün önde gelen işletmeleri geçen yılın yüzde 40 gerisinde olduklarını ifade ediyor. Dolayısıyla yalnızca toplam giriş rakamlarına bakılarak sektörün güçlü olduğu sonucuna varmak doğru değildir” dedi.

‘HİÇ NOKTASINDA’

İzmir’in turizm pastasına yaklaştırılmadığını dile getiren Meriç, “Türkiye’nin turizmde dünyada dördüncü sıraya yükseldiği söyleniyor. Ancak İzmir bu başarıdan pay alamadığı gibi, turizm pastasının etrafına dahi yaklaştırılmıyor. Pastanın etrafında Antalya, İstanbul ve Muğla oturuyor; bu bölgelerin aldığı payın yanında İzmir ne yazık ki ‘hiç noktasında’ kalıyor.

İzmir turizmi bugüne kadar kamunun planlı ve güçlü desteğiyle değil, buradaki yatırımcıların ve turizm profesyonellerinin kendi başlarına gösterdikleri çabalarla bir noktaya getirilmeye çalışıldı. Çünkü kamu, İzmir turizmini hiçbir zaman gerçek anlamda kabul etmedi; kente büyük yatırımlar ve güçlü destekler gelmedi” diye konuştu.

‘UMUT IŞIĞI YOK’

İzmir turizminin geleceğine ilişkin umut vermeyen asıl tabloya dikkati çeken Meriç, “İzmir, Türkiye’nin en önemli havalimanlarından birine, çok güçlü tarihi, kültürel ve doğal değerlere sahip. Gerçek sorun açıklanan projelerin bir türlü uygulama aşamasına geçememesidir. Kentin turizm vizyonunu büyütecek, yatak kapasitesini artıracak, uluslararası ziyaretçiyi İzmir’de daha uzun süre tutacak ve sezonu yıl geneline yayacak somut bir yol haritası bulunmuyor. Çeşme Turizm Projesi de önce 100 bin yatak gibi gerçeklikten uzak, trajikomik bir hedefle ortaya çıktı; ardından 20 binin üzerinde yatak kapasitesine çekilerek daha ayakları yere basan bir yapıya dönüştürüldü. Ancak proje sürekli tartışmaların, değişen yaklaşımların ve belirsizliğin arasında kaldı. Aradan geçen zamana rağmen ne başlanmış bir yatırım ne de sektöre güven verecek kesinleşmiş bir takvim var. Bu nedenle İzmir turizmi açısından bugün görünen bir gelişme de umut verecek bir ışık da yok” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin dördüncülüğünün sürdürülebilir tanıtım ataklarının bir meyvesi olduğu değerlendirmesinde bulunan Destination İzmir Başkanı Bülent Tercan, “Türkiye’nin dördüncü sıraya yükselmesi tesadüfi değil; uzun yıllardır sürdürülen istikrarlı, bilinçli ve hedef odaklı tanıtım politikasının sonucudur. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tanıtma Genel Müdürlüğü ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, turizmin savaşlardan ve küresel gelişmelerden hızla etkilenen canlı bir sektör olduğunu bilerek piyasanın nabzını sürekli tutuyor.

Ana pazarlardaki turist hareketleri yakından izleniyor, olası bir daralmada hızlı biçimde aksiyon alınıyor, hedef pazarlar değiştiriliyor ve daha önce girilmemiş yeni pazarlara yöneliniyor. Almanya, Rusya, İngiltere ve Hollanda başta olmak üzere önemli pazarlarda tur operatörleriyle kurulan sürekli temas, hem turist sayısının yüksek tutulmasını hem de turist başına gelirin artırılmasını hedefliyor. Bugün elde edilen dördüncülük, yıllardır devam eden bu ‘sıcak takibin’ ve sürdürülebilir tanıtım atağının meyvesidir” dedi.

‘KENDİNİ SORGULAMALI’

Son çeyrek yüz yılda turizmdeki aldığı payın yüzde 10’dan yüzde 3’e düştüğü değerlendirmesinde bulunan Başkan Tercan, “Türkiye küresel turizmde dördüncü sıraya yükselirken, gelin görün ki İzmir bu sahnede yok; uzun yıllardır da yok. İzmir, 25 yıl önce Türk turizminden yüzde 10 pay alırken bugün bu oran yüzde 3’lere kadar düştü. Sahip olduğu bütün imkânlara rağmen Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğu döviz girdisine yeterli katkıyı veremeyen İzmir, artık kendisini sorgulamak zorunda. İzmir turizmi öncelikli sektör olarak görmüyor, gerekli ciddiyeti ve hassasiyeti göstermiyor. Kemeraltı, UNESCO yolunda ilerlerken çevresindeki kamuya ait değerli alanlara turistin konaklayacağı oteller yapmak yerine iş merkezi ve apartman yapılması, kente turizm gözlüğüyle bakılmadığını gösteriyor” şeklinde konuştu.

İNANÇ TURİZMİ

Kent genelindeki turizmdeki performans düşüklüğünü yerel yönetimlerin eksiklerine bağlayan Başkan Tercan, “İzmir’de turist çekecek her şey var. İnanç turizmi var; Efes burada, İncil’de anlatılan yedi kilise İzmir ve yakın çevresinde. Deniz, kum ve güneşin en güzeli burada. Termal kaynaklarımız, kültürümüz, gastronomimiz, dalış, yelken ve sörf turizmimiz var. Yani İzmir’de yok yok; ama turist yok.

Bunu işin içinde olan biri olarak söylüyorum: Yeterli turist alamıyorsak başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere Konak, Çeşme, Foça, Menderes ve Selçuk belediyeleri bu durumu sorgulamak zorunda. Çeşme’ye turizmin başkenti diyoruz ama belediyesinde Kültür ve Turizm Müdürlüğü yok. Kime hesap soracağız?

5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre turizm ve tanıtım; çöp toplamak, asfalt dökmek, park ve bahçe yapmak kadar belediyelerin kanuni görevidir. Bu benim yorumum değil, kanun böyle söylüyor. Turist gelmiyorsa, çöp toplanmadığında ortaya çıkan sorumluluk neyse aynı hukuki sorumluluk burada da vardır. Turisti kente getirmek, belediyelerin de Turizm Bakanlığı kadar asli görevidir” diye konuştu.

Kaynak: Haber Merkezi