Türkiye’de jeotermal kaynaklardan elektrik üreten 68 santral bulunurken, sektörün toplam kurulu gücü 1.800 megavata ulaştı. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’deki santrallerin güncel teknoloji ve yüksek çevre standartlarıyla faaliyet gösterdiğini belirterek, yerli jeotermal kaynakların ülkenin 2053 net sıfır emisyon hedefleri açısından önem taşıdığını vurguladı.
JEOTERMALDE HEDEF 4 BİN 500 MEGAVAT
17 Ekim Dünya Jeotermal Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Kındap, Türkiye’nin jeotermal enerji alanında dünyada dördüncü, Avrupa’da ise lider konumda olduğunu ifade etti. Türkiye’nin jeotermal kaynaklardan elektrik üretimindeki kurulu gücünün 2035 yılına kadar 4 bin 500 megavata çıkarılmasının hedeflendiğini belirten Kındap, bu doğrultuda yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırım potansiyeline dikkat çekti.
Kındap, Türkiye’deki santrallerin yeni teknolojilerle faaliyet gösterdiğini ve çevresel standartların işletme süreci boyunca gözetildiğini söyledi. Mevcut tesislerin hava koşullarından bağımsız olarak günün her saati enerji üretebilmesinin önemli bir avantaj olduğunu kaydetti.

68 SANTRALİN EMİSYONLARI İZLENİYOR
Türkiye’de elektrik üretimi yapan 68 jeotermal santralin ilgili kamu kurumları tarafından denetlendiğini belirten Kındap, emisyonların 7 gün 24 saat izlendiğini aktardı. Jeotermal santrallerin çevresindeki tarımsal üretime etkileri konusunda değerlendirme yapılırken iklim koşullarının ve üretim yöntemlerinin de dikkate alınması gerektiğini dile getiren Kındap, santrallerin tarımsal faaliyetlere olumsuz etkide bulunduğunu ortaya koyan somut bilimsel analizlerin bulunmadığını savundu.
Bilimsel ölçümlere ve somut verilere dayanan eleştirilerin sektörün gelişimine katkı sağlayacağını belirten Kındap, çevresel sorumluluğun yalnızca santrallerin kuruluş aşamasında değil, işletme ömrü boyunca devam etmesi gerektiğini ifade etti.

“JEOTERMALE KARŞI OLMAK, İTHAL KAYNAKLARA BAĞIMLILIĞI ARTIRMAKTIR”
Jeotermalin Türkiye’ye ait yerli bir enerji kaynağı olduğuna dikkat çeken Kındap, bu kaynağın değerlendirilmesinin enerji ithalatına bağımlılığın azaltılması açısından önem taşıdığını söyledi.
Kındap, “Jeotermale karşı olmak Türkiye’nin enerjide ithal kaynaklara daha fazla bağımlı olmasının yanında olmaktır” ifadelerini kullandı.
Jeotermal enerjinin yalnızca elektrik üretiminde değil; konut ısıtması, sera faaliyetleri, termal turizm, balıkçılık ve madencilik gibi farklı alanlarda da kullanılabildiğini belirten Kındap, kaynakların bilimsel bilgi, ileri teknoloji ve çevresel sorumluluk ilkeleri doğrultusunda ekonomiye kazandırılması gerektiğini vurguladı.
170 BİN KONUT JEOTERMALLE ISITILIYOR
Türkiye’de jeotermal kaynaklar elektrik üretiminin yanı sıra ısıtma ve tarımsal üretim alanlarında da kullanılıyor. Ülkede yaklaşık 170 bin konut jeotermal enerjiyle ısıtılıyor.
Konut ısıtmasında 55 bin 610 konutla Afyonkarahisar ilk sırada yer alırken, İzmir 41 bin 295 konutla ikinci sırada bulunuyor. Jeotermal sera yatırımlarının da son yıllarda arttığı belirtiliyor. Türkiye’de jeotermal seraların toplam büyüklüğü 7 bin dönüme ulaşırken, kaynakların daha fazla kullanılmasıyla bu alanın 100 bin dönüme çıkarılabileceği öngörülüyor.
TERMAL TURİZMDE YENİ YATIRIMLAR
Türkiye’nin termal turizm alanında 70 bin yatak kapasitesine sahip olduğu belirtilirken, 2026 yılında hizmete giren veya girmeye hazırlanan 7 termal otelin toplam 2 bin 942 yatak kapasitesi bulunuyor.
2027 ve sonrasında devreye alınması planlanan 19 yeni termal otelin ise toplam 8 bin 454 yatak kapasitesine sahip olması bekleniyor. Böylece 2026 ve 2027 yıllarında hizmete açılacak tesislerle Türkiye’nin termal yatak kapasitesine 11 bin 396 yatak daha eklenmesi öngörülüyor.
JEOTERMAL KAYNAKLARIN KULLANIM ALANI GENİŞLİYOR
Tarım ve Orman Bakanlığı destekleriyle geliştirilen Organize Tarım Bölgelerinin 46’sı tüzel kişilik kazanırken, bunların 15’inin jeotermal kaynaklı bölge olarak faaliyet göstermesi planlanıyor.
Sektör temsilcileri, jeotermal kaynakların elektrik üretiminin yanı sıra tarım, ısıtma ve turizm gibi alanlarda değerlendirilmesinin Türkiye’nin yerli kaynak kullanımına ve ekonomik faaliyetlerine katkı sağlayabileceğine dikkat çekiyor.




