NATO toplantısı bitti, yankıları sürüyor. Gazetecilerin soruları, liderlerin giyimleri, eşlerinin aksesuarları, tavırları, hediyeleri, davet menüleri, Fatih Tutak sunumları, Ajda Pekkan performansı, Özgür Masur defilesi…

Dev organizasyonun her bir detayı ile ilgili bilgi sahibi olduk. Bazı bilgileri gözlemledik, liderler arasında esen soğuk rüzgarlardan ya da birbirinin ayağına kadar giderek selamlaştıkları samimiyetten tahlil ettik.

Liderlerin tercih ettikleri renklerdeki mesajlar bile analiz edildi. Karşılama tüm detaylarıyla incelendi. Velhasıl, bir süredir ana hatlarıyla temizlenen Ankara, şık sunumlar, renkli şovlarla misafirlerine Türkiye’nin tarihi, coğrafi ve kültürel zenginliklerini sundu.

Tüm bu debdebe içinde, vatandaşların tartıştığı nokta ise Türkiye’nin hukuk, kişi başına düşen milli gelir, basın özgürlüğü, insan hakları, ekonomik bağımsızlık, ithalat - ihracat kapasitesi, yoksullukla mücadele stratejileri, sanat, spor, kültür atılımları oldu. Dev külliyeye şaşkınlıkla bakan liderlerin, aslında bahsedilen verilere hakim olduğu, ülkenin bu yönleriyle ilgilendikleri vurgulandı.

Kişi başına düşen milli gelirler kıyaslansığında, konuk ülkelerin emeklilerinin Türkiye’de tatil yapabildiği, Türk emeklilere göre daha konforlu bir emeklilik geçirdiği belirtildi. Türkiye’de ise derinleşen yoksulluğa, geçinemeyen emeklilere dikkat çekildi.

Dev organizasyonun geride bıraktığı tartışmalar düşündürüyor. Konuk liderlerin gördüğü ile bildiği arasındaki makas gerçekten açık gibi. Önümüzdeki organizasyonlarda basın özgürlüğünde, insan haklarında, refah düzeyinde daha üst sıralarda olabilmemiz umuduyla.