Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU/EGE TELGRAF- Bir dönem Avrupa şehirlerini keşfetmek genç gezginlerin en büyük hayaliyken günümüzdeGüney Kore'nin başkenti Seul sokaklarında yürümek, Kore barbeküsü yemek ya da Han Nehri kıyısında geceyi izlemek birçok kişinin seyahat listesinde üst sıralarda yer alıyor. Üstelik Türk vatandaşları için vizesiz olması da Güney Kore’yi erişilebilir hale getiriyor. Özellikle sosyal medyada artan içerikler, Kore kültürüne duyulan merak ve 'uzak ama ulaşılabilir' hissi bu ilgiyi her geçen gün büyütüyor.

Güney Kore bir yandan ultra modern gökdelenlerin yükseldiği teknoloji ülkesi görüntüsü verirken diğer tarafta yüzlerce yıllık tapınakları, geleneksel mahalleleri ve sokak lezzetleriyle yaşayan bir kültürü korumayı başarıyor. Belki de ülkeyi bu kadar etkileyici yapan tam olarak bu zıtlıkların bir araya getirdiği uyum.

Türkiye ile Güney Kore arasındaki bağ sıradan bir turistik yakınlığın ötesinde. Kore Savaşı’ndan gelen tarihsel bağ nedeniyle Türk turistlere karşı ciddi bir sempati hissediliyor. Özellikle belirli yaş üzerindeki Koreliler Türkiye’den geldiğinizi duyduğunda 'brother country' yani kardeş ülke vurgusunu mutlaka yapıyor.

Bu durum bazen küçük jestlere de dönüşüyor. Restoranda ekstra ikram, takside sıcak sohbet ya da Türk olduğunuzu öğrenince gülümseyen insanlar… Dünyanın birçok ülkesinde turist olabilirsiniz ama Kore’de zaman zaman misafir gibi hissediyorsunuz.

İzmir'de çam ormanları arasında gizlenen eşsiz plaj! Giden hayran kalıyor: Kum, deniz ve doğa bir arada!
İzmir'de çam ormanları arasında gizlenen eşsiz plaj! Giden hayran kalıyor: Kum, deniz ve doğa bir arada!
İçeriği Görüntüle

Üstelik ülke genel anlamda oldukça güvenli. Gece geç saatlerde bile metro kullanabilmek, sokakta rahatça yürüyebilmek özellikle büyük şehir deneyimlerinde ciddi konfor sağlıyor.

SEUL: HİÇ UYUMAYAN DEV ŞEHİR

Güney Kore denildiğinde ilk durak doğal olarak başkent Seul oluyor. Yaklaşık 10 milyonluk nüfusuyla yaşayan dev bir metropol olan şehir, ilk bakışta karmaşık görünse de birkaç gün içinde ritmine alışıyorsunuz.

Seul’de mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında Gyeongbokgung Sarayı geliyor. Geleneksel Kore mimarisini görmek isteyenler için şehirdeki en etkileyici noktalardan biri. Sarayın çevresindeki Bukchon Hanok Village ise adeta geçmiş zamanın içinde yürüyormuş hissi yaratıyor. Ahşap geleneksel Kore evleri, dar sokaklar ve küçük kafeler şehrin modern görüntüsünün tam tersini sunuyor. Şehrin en hareketli bölgelerinden biri ise Myeongdong. Kozmetik mağazaları, neon ışıkları, sokak lezzetleri ve alışveriş kültürüyle tam bir Asya deneyimi yaşatıyor. Kore cilt bakım ürünlerinin dünya çapındaki yükselişini burada çok daha iyi anlıyorsunuz. Hongdae bölgesi ise gençliğin merkezi gibi. Sokak performansları, bağımsız kafeler, tasarım dükkânları ve gece hayatıyla Seul’ün enerjisini en yoğun hissedebileceğiniz yerlerden biri. Bir diğer önemli durak da N Seoul Tower. Özellikle akşam saatlerinde şehrin ışıklarını yukarıdan izlemek Seul deneyiminin klasiklerinden biri haline gelmiş durumda.

BUSAN: DAHA SAKİN BİR KORE

Güney Kore sadece Seul’den ibaret değil. Ülkenin güneyindeki Busan şehri özellikle son yıllarda Türk gezginlerin radarına daha fazla girmeye başladı.Busan daha rahat, daha sakin ve denizle iç içe bir şehir. Haeundae Beach yaz aylarında oldukça hareketli oluyor. Deniz kenarında gökdelenlerin yükseldiği görüntü ilk kez gelenleri şaşırtıyor.

Gamcheon Culture Village ise şehrin en fotojenik noktalarından biri. Rengârenk evler, sanat galerileri ve dar sokaklar nedeniyle Kore’nin Santorini’si olarak anılıyor.

Busan aynı zamanda sokak yemekleriyle de öne çıkıyor. Jagalchi Balık Pazarı’nda taze deniz ürünlerini deneyimlemek Kore mutfağını daha yakından tanımak için önemli bir fırsat.

KORE YEMEKLERİ

Türkiye’de Kore mutfağı denildiğinde birçok kişinin aklına sadece noodle geliyor ama ülkeye gidince işin çok daha farklı olduğunu anlıyorsunuz. Kimchi neredeyse her öğünün parçası. Fermente sebzelerden yapılan bu geleneksel lezzet Kore mutfağının temel taşı gibi. İlk başta alışması zor gelebiliyor ama zamanla birçok kişi bağımlısı oluyor.

Kore barbeküsü ise başlı başına sosyal bir deneyim. Masanın ortasında kendi etinizi pişiriyor, yanında onlarca küçük meze ile birlikte saatler süren bir yemek kültürü yaşıyorsunuz.

Bibimbap, tteokbokki, Korean friedchicken ve ramen çeşitleri ise mutlaka denenmesi gereken tatlar arasında. Sokak yemekleri kültürü de oldukça güçlü. Özellikle gece pazarlarında dolaşırken her köşede farklı bir lezzet görmek mümkün.

Kahve kültürü de ülkede inanılmaz gelişmiş durumda. Seul’de bazı kafeler yalnızca kahve içmek için değil, mimarisi ve atmosferi için ziyaret ediliyor.

NASIL GİDİLİR?

Türkiye’den Güney Kore’ye direkt uçuşlarla ulaşım mümkün. Türk Hava Yolları başta olmak üzere farklı hava yolu şirketleri Seul uçuşları düzenliyor. İstanbul-Seul uçuşu yaklaşık 10-11 saat sürüyor.Türk vatandaşları kısa süreli turistik seyahatlerde vizesiz giriş yapabiliyor. Ancak elektronik seyahat sistemi ve güncel giriş kurallarını seyahat öncesinde kontrol etmek gerekiyor. Ülke içi ulaşım ise oldukça gelişmiş. Metro sistemi ilk başta karmaşık görünse de çok düzenli çalışıyor. Hızlı tren ağı sayesinde Seul’den Busan’a birkaç saatte ulaşmak mümkün.

Aslında Güney Kore’nin yükselişi yalnızca turizm başarısı değil. Kore dizileri, müzik endüstrisi, gastronomi kültürü, kozmetik sektörü ve dijital üretim gücü ülkenin dünyadaki algısını tamamen değiştirdi. Güncel seyahat trendlerinde Kore'ye olan ilginin arttığını gözlemlemek mümkün. İnsanlar sadece bir ülkeye gitmek istemiyor; izlediği dizinin geçtiği sokakta yürümek, gördüğü yemekleri tatmak ve sosyal medyada karşılaştığı hayatın içine girmek istiyor.Güney Kore tam olarak bunu sunuyor.

Kaynak: EGE TELGRAF