Dünyada ve Türkiye’de her yıl çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine yol açan inmenin önlenebilir bir hastalık olduğu vurgulandı. Uzmanlar, inme belirtilerinin hafife alınmaması gerektiğini belirterek erken başvurunun tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktörlerden biri olduğunu ifade etti.
Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Nevin Pazarcı ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Demir, inmenin yüzde kayma, çekilme, konuşmada bozulma, aynı taraf kol ya da bacakta güçsüzlük ile kol ve bacakta uyuşma gibi belirtilerle ortaya çıkabildiğini aktardı.
GENÇLERDE DE İNME ARTIYOR
İnmenin genellikle ileri yaş hastalığı olarak bilindiğini ancak gençlerde de görülebildiğini belirten uzmanlar, son yıllarda genç popülasyonda tansiyon, şeker ve kalp rahatsızlıklarının daha sık görülmesiyle birlikte inme sıklığının arttığını ifade etti.
“112 ÜZERİNDEN BAŞVURULMASINI TERCİH EDİYORUZ”
İnmenin acil bir durum olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Nevin Pazarcı: "Dünyada inme sıklığı oldukça artıyor çünkü hem yaş artıyor hem farkındalık artıyor. İnme bazen uyuşma bazen konuşmada takılma, konuşamamayla, bilinç değişiklikleriyle baş dönmesi, dengesizlik, çift görme gibi problemlerle geliyor. Ani olarak gelişen beyinde bir damarın tıkanması ya da kanaması şeklinde ortaya çıkan tabloları inme olarak değerlendiriyoruz. Yaş ilerledikçe inme için risk artıyor çünkü inmeye yol açacak hastalıkların sıklığı da artıyor. Tansiyon, şeker, yüksek kolesterol, sedanter yaşam, sigara ciddi bir risk faktörü" dedi.
Pazarcı, genç hastalarda genetik ve damar yapısına bağlı faktörlerin öne çıktığını belirterek kadınlarda gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemler ile gebelik önleyici ilaçların da bazı inme tablolarına yol açabildiğini söyledi.
"Kesinlikle hastaneye gelişlerin 112 üzerinden olmasını tercih ediyoruz çünkü kendi imkanlarıyla gelmek isterken çok fazla vakit harcayabiliyorlar" dedi.
“GEÇER DİYE DÜŞÜNMEK BÜYÜK RİSK”
Belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Pazarcı: "‘Geçer, hafif bir şey, gitmeyelim’ diye düşünmemek lazım. Bazen küçük bir güçsüzlük ya da uyuşmayla başlayıp birkaç saat sonrasına ciddi yaşamı tehdit eden, hayatın kalan kısmında büyük zorluklar çıkartabilecek seviyelere ulaşabiliyor" dedi.
İnmenin önlenebilir bir hastalık olduğunu ifade eden Pazarcı, risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
“ZAMAN TEDAVİDE EN KRİTİK FAKTÖR”
Geçmişte inme tedavisi uygulanan hastalarına değinen Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Demir: "Vatandaşların en çok dikkat etmesi gereken nokta; şöyle biliniyor, ‘İnmenin ya da felcin tedavisi yoktur’. Tedavideki en önemli faktör; zaman. Hasta, ne kadar hızlı, erken başvurursa tedavideki başarı oranımız o kadar yüksek. 1’inci saat ile 3-4 saat sonra tedavi ettiğimiz hasta arasında ciddi farklar var. Bazen 1 dakika bile çok önemli" dedi.
Dr. Demir, inmede pıhtının kateter ya da stent yardımıyla çıkarıldığını, işlemlerin ortalama 2-3 saat sürdüğünü ve yanlış müdahalelerin zaman kaybettirdiğini söyledi.
GERÇEK BİR HAYAT HİKAYESİ
Geçmişte inme geçiren 45 yaşındaki Şef Rüzgar Sünbül de yaşadıklarını paylaştı.
"Kendime geldikten sonra önce konuşuyorum sanıyorum ama dışarıda anlamıyorlar, hiç konuşamadım, sadece sesler geliyordu." diyen Sünbül, yaşadığı güç kaybı ve görme problemlerini anlattı.
Sünbül, tedavi sürecinin ardından mesleğine döndüğünü belirterek, erken müdahalenin kendisi için hayati olduğunu vurguladı.