Nihat AK/EGE TELGRAF- Bir zamanlar makamın ağırlığı mobilyanın heybetiyle ölçülürdü. Bugün ise küçülen ofisler, yükselen maliyetler ve sertleşen küresel rekabet sektörü başka bir oyuna zorluyor. Ofis ve İş Mobilyaları Sanayici İş insanları Derneği OFİSMOD Başkanı Gökhan Hepkafadar, mobilyacının neden artık metrekare değil fikir, takım değil katma değer satmak zorunda olduğunu çarpıcı örneklerle anlattı.

KURUMSAL GÜÇ

Statü göstergesi makam odalarının günümüz şartlarında yarım milyon liraya imal edilebildiğini vurgulayan Ofis ve İş Mobilyaları Sanayici İş insanları Derneği OFİSMOD Gökhan Hepkafadar, “Ofis mobilyasında makam odası, uzun yıllar yalnız bir çalışma alanı değil, kurumsal gücün ve itibarın sessiz vitrini oldu. Ancak bugün geleneksel işçilikle, özel ve nitelikli ağaçlardan üretilen kallavi bir makam takımı yaklaşık yarım milyon lirayı buluyor. Ekonomide daralan bütçeler ve değişen yatırım öncelikleri nedeniyle, bu bedeli yalnızca statü göstergesi için karşılayabilecek kuruluşların sayısı Türkiye’de yok denecek kadar azaldı. Artık yöneticiler gösterişten çok işlev, verimlilik ve maliyet hesabı yapıyor. Buna karşılık Ortadoğu’da bazı büyük kurumlar bu geleneği yaşatmayı sürdürüyor. Çünkü kimi coğrafyalarda makam, hâlâ yalnız oturulan yer değil; gücün ahşaba işlenmiş hafızasıdır. Masadaki ağırlık, kararın ağırlığını temsil eden bir sembol sayılıyor” dedi.

HER SANTİM KIYMETLİ

Ofis mobilyalarında gösterişin yerini işlevin aldığını belirten OFİSMOD Başkanı Hepkafadar, “Günümüzde yaşam alanları küçülüyor; 35 metrekarelik 1+1, 60 metrekarelik 2+1 konutlar artık hayatın yeni gerçeği. Konutlardaki bu minimalleşme doğal olarak ofislere de yansıdı. Özellikle pandemi sonrasında ofis, misafir ağırlanan gösterişli bir mekân olmaktan çıkıp doğrudan işlev üreten çalışma alanına dönüştü. Metrekare küçüldükçe her santimetrenin değeri arttı. Bu nedenle mobilyada ölçü, fonksiyon, depolama kapasitesi ve sektöre özel tasarım çok daha önemli hale geldi. Geçmişte büyük makam odaları ve ağır mobilyalar üreten sektörümüz başlangıçta bu değişime uyum sağlamakta zorlandı. Ancak bugün önemli bir dönüşüm gerçekleşti. Artık daha küçük alanlarda daha fazla işlev sunan, estetikten ödün vermeyen, kişiye ve mesleğe göre özgünleşen minimal ofis mobilyalarında ciddi bir üretim tecrübesine sahibiz” diye konuştu.

İNSAN MERKEZE ALINDI

Dünyada ofis mobilyasının masa, koltuk ve dolap üretmekten ibaret olmadığına vurgu yapan OFİSMOD Başkanı Hepkafadar, “Artık ofis mobilyası üretmek; çalışan insanın sağlığını, verimini ve konforunu tasarlama işidir. Avrupa’dan Kanada’ya, İngiltere’den Avustralya’ya kadar gelişmiş pazarlarda müşterinin temel talebi gösterişten çok ergonomi, ayarlanabilirlik, hareket ve esneklik haline geldi. Gensler’in 2026 Küresel İşyeri Araştırması, 16 ülkede 16 bin 459 ofis çalışanıyla yapılan çalışmada, çalışanların dörtte birinin ergonomi, sıcaklık veya görsel mahremiyet sorunlarını kendi imkânlarıyla çözmeye çalıştığını ortaya koyuyor. Aynı araştırma esnek mobilyayı, odaklanma ve dinlenme alanlarıyla birlikte verimli işyerinin önemli unsurları arasında gösteriyor.

Almanya’daki kamu kurumlarında yükseklik ayarlı masaların kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Berlin’de kamu çalışma modellerinde elektrikli yükseklik ayarlı masalar kullanılırken, Bonn Belediyesi’nin 2026 ihalesi doğrudan elektrikli yükseklik ayarlı çalışma masaları için açıldı. Alman BAuA araştırmaları da yükseklik ayarlı masaların günlük oturma süresini yaklaşık 30 dakika ile iki saat arasında azaltabildiğini gösteriyor.

Kanada’nın 2026 ergonomi rehberi ayarlanabilir masayı tercih edilen seçenek olarak tanımlıyor. Avustralya rehberleri ise otur-kalk masalarının farklı çalışanların fiziksel ölçülerine uyarlanmasını özellikle vurguluyor. İngiltere’de ekranlı çalışma istasyonlarının risk değerlendirmesi işveren sorumluluğunda” sözleriyle yapılan bilimsel araştırmalardan örnekler verdi.

Türkiye'nin elektrik üretimi arttı! Kurulu güç 100 bin megavatı geçti
Türkiye'nin elektrik üretimi arttı! Kurulu güç 100 bin megavatı geçti
İçeriği Görüntüle

‘PİYASANIN TERAZİSİ BOZULDU’

Türkiye ekonomisindeki belirsizliklerin üreticinin önünü görmesini her geçen gün daha da zorlaştırdığı değerlendirmesinde bulunan Başkan Hepkafadar, “Mobilya sektöründe hammadde, enerji, işçilik ve lojistik maliyetleri sürekli yükselirken fiyat istikrarını korumak neredeyse imkânsız hale geldi. Bugün mağazamızda gördüğü ürünü bir ay sonra yeniden soran müşterimiz, değişen etikete şaşırıyor. Biz de müşterimizi şaşırtmak istemiyoruz. Ancak maliyet artışını hiç yansıtmamak işletmenin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Üstelik yılbaşından bu yana bazı girdilerde ciddi artışlar yaşanmasına rağmen, alım gücü zayıflayan tüketiciye her yükselişi aktaramıyoruz. Üretici de tüketici de sıkışıyor. Çünkü piyasanın terazisi bozulduğunda yük iki tarafın da omzuna biniyor. Piyasanın yeniden nefes alması için öngörülebilir, dengeli ve güven veren bir ticaret iklimine ihtiyaç var” şeklinde konuştu.

REKABET GÜCÜ ERİYOR

Global mobilya piyasasında da ciddi bir daralmanın yaşandığına dikkati çeken Başkan Hepkafadar, “Enflasyon, jeopolitik gerilimler, petrol, altın, döviz, borsa ve siyasi gelişmeler ekonominin yönünü neredeyse günlük değiştiriyor. Türk üreticisi bu hızın içinde maliyet hesabını bile sağlıklı yapmakta zorlanıyor. Türkiye’deki yüksek enflasyon ve döviz dengesizliği, uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyat vermemizi güçleştiriyor. Bazı kalemlerde Avrupalı rakiplerimizden daha yüksek maliyetlerle üretim yapmak zorunda kalıyoruz. Çinli üreticiler ise fiyat avantajıyla pazar paylarını büyütüyor. Türk mobilyacısı yıllardır güçlü olduğu pazarlarda dahi mevzi kaybetme riskiyle karşı karşıya. İhracatta yeniden güç kazanmak için maliyetleri öngörülebilir, finansmana erişimi kolay ve üreticiyi destekleyen bir ekonomik zemine ihtiyaç duyuyoruz” diye konuştu.

ÇIKIŞ: ÖNCÜ TASARIMCILIK

Taklit edilmekten korkmamak gerektiğini belirten Başkan Hepkafadar, “Mobilyada rekabet artık yalnız daha ucuz ve daha hızlı üretmekle kazanılmıyor; asıl farkı, müşterinin tarzına ve ihtiyacına cevap veren güçlü tasarım yaratıyor. Aynı hammaddeyle üretilen sıradan bir ürün en düşük fiyatta bile satılmazken, özgün tasarım taşıyan bir mobilya en yüksek bedelden alıcı bulabiliyor. Satış hacimlerinin daraldığı bu dönem sektörümüz için bir kuluçka sürecine dönüştü. Artık başarıyı kaç takım sattığımızla değil, ne kadar katma değer yarattığımızla ölçüyoruz. Üreticimizi bu çıkmazdan çıkaracak yol, tasarıma yatırım yapmaktır. Taklit edilse bile kazanan öncü tasarımcıdır”dedi.

Kaynak: Haber Merkezi