Nihat AK/EGE TELGRAF- İzmir’de lokantadan fırına, turistik ilçeden mahalle esnafına kadar yeme içme sektöründe alarm zilleri çalıyor. Oda başkanları, artan maliyetler, daralan müşteri, yüksek komisyonlar ve finansmana erişim sorunlarının sürdürülemez hale geldiğini belirterek yerel ve merkezi yönetimlere ortak ve acil çözüm çağrısı yaptı.
‘ESNAF TOPTAN KURULSUN’
Yerel yönetimlerin esnafın hesaplı fiyatlara toptan alışveriş yapabilmelerine olanak tanıyan bir sistem kurmasını talep eden İzmir Lokantacılar Odası Başkanı Doğan Kılıç, “Kent Lokantaları’nın dar gelirli vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölgelerde uygun fiyatlı yemek ihtiyacını karşılamasına karşı değiliz. Ancak bu hizmetin gerçekten ihtiyaç sahibine ulaşması için gelir kriterine dayalı, sosyal destek odaklı bir sistem kurulmalıdır. Gelir seviyesi yüksek kesimlerin bu imkândan yararlanmasının önüne geçilmesi, kamu kaynağının doğru kullanılmasını sağlar. Yerel yönetimler yalnızca vatandaşın değil, esnafın sürdürülebilirliğini de gözetmelidir. Bugün lokantacı esnafımız yüksek et, yağ, bakliyat, enerji, kira ve personel maliyetleri altında eziliyor. Belediyeler de bu noktada elini taşın altına koymalıdır. Kent Lokantası açan belediyeler, odalarımızla iş birliği yaparak toplu ve toptan alım sistemi kurabilir. Böylece esnafımız temel girdilerini daha düşük fiyatlarla temin eder, maliyetini düşürür ve vatandaşımıza daha uygun fiyatla hizmet sunabilir. Esnaf desteklenirse kent ekonomisi de güçlenir ve istihdam kalıcı hale gelir” dedi.
KEPENKLER KAPANIRSA?
Yüksek vergi komisyonların can yaktığını savunan Başkan Kılıç, “Lokantacı esnafı artık iş yapmıyor, ayakta kalma savaşı veriyor. Vergi, kira, elektrik, su, doğalgaz, personel giderleri yetmezmiş gibi dijital yemek platformlarının yüksek komisyonları ve algoritma baskısı da kazancımızı eritiyor. Ürünü yüzde 1 KDV ile alıyoruz, yüzde 10 KDV ile satıyoruz. Bunun neresi adalet? Vergi yükü düşürülmeli, tabana yayılmalı, kayıtlı esnaf cezalandırılmamalıdır.
“Esnafa kredi muslukları açıldı” deniliyor. Hangi esnafa? Borcu olana yok, SSK’lıya yok, teminatı olmayana yok. Esnaf ulaşamadıktan sonra artırılan kredi limitinin hiçbir anlamı yok.
Kiralar uçtu, faturalar kontrolden çıktı. Kendi küçük işletmeme gelen elektrik, su ve doğalgaz faturalarını görünce inanamadım; ilgili kurumlar nezdinde inceletiyoruz. Esnaf artık yemeği mi düşünsün, vergiyi mi, faturayı mı, komisyonu mu? Bu yük devam ederse kepenkler kapanır. Bedelini de yalnız esnaf değil, bütün şehir öder” şeklinde konuştu.
‘BELEDİYE ESNAFINI DA DÜŞÜNSÜN’
Kent lokantaları açarak dar gelirli yurttaşa kol kanat geren yerel yönetimlerin esnafa da kol kanat gerecek icraatlar yapmasını isteyen Tire Lokantacılar, Kebapçılar ve Börekçiler Esnaf Odası Başkanı Mehmet Burak Göksu, “Yeme içme sektöründe artık gerçekten çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. POS komisyonları, yüksek KDV, sürekli artan hammadde fiyatları, kira, elektrik, SGK ve personel giderleri esnafımızın üzerindeki yükü her geçen gün büyütüyor. Bir işçi çalıştırmanın maliyeti yalnızca maaş ve sigorta primiyle sınırlı değil. İşten ayrılma halinde kıdem, ihbar ve diğer yasal yükümlülükler de işletmenin karşısına çıkıyor. Esnafımız bir taraftan istihdam sağlamaya, diğer taraftan ayakta kalmaya çalışıyor. Büyükşehir Belediyemizin Kent Lokantaları aracılığıyla vatandaşımıza uygun fiyatlı yemek sunmasına karşı değiliz. Ancak vatandaş düşünülüyorsa, esnaf da aynı ölçüde düşünülmelidir. Belediyelerimiz odalarımızla iş birliği yaparak uygun fiyatlı hammadde tedarik sistemi kurabilir. Et, yağ, bakliyat ve temel ürünleri toplu alımlarla daha uygun maliyetle temin edebiliriz. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Belediyelerin esnafla rekabet etmesini değil, yanında durmasını istiyoruz. Çünkü bu esnaf vergi veriyor, istihdam yaratıyor ve ilçenin ekonomisini ayakta tutuyor. Esnaf güçlenirse hem vatandaş daha uygun fiyata hizmet alır hem de yerel ekonomi nefes alır. Bu nedenle destek mekanizmalarının gecikmeden hayata geçirilmesini bekliyoruz. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, esnafın maliyetlerini azaltacak, üretimi sürdürülebilir kılacak ve vatandaşın uygun fiyatlı yemeğe ulaşmasını birlikte sağlayacak adil, kalıcı, somut ve uygulanabilir yerel çözümlerdir” ifadelerini kullandı.
‘KAN KAYBEDİYORUZ’
Bergama Lokantacılar Odası Başkanı Mustafa Kemal Bayrakdarlar, “Bergama, dünyaca tanınan tarihi ve kültürel değerleriyle Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri. Yakın geçmişe kadar ilçemize her gün 40-50 otobüs dolusu turist gelir, çarşımız, lokantalarımız ve esnafımız bu hareketlilikten ciddi biçimde yararlanırdı. Ancak son dönemde turist ilgisinin belirgin şekilde azaldığını görüyoruz. Gelen turistlerin kent merkezinde serbestçe dolaşmaması, doğrudan taksiyle kaleye çıkarılması ve teleferiğe yönlendirilmesi esnafımızın turizmden aldığı payı düşürüyor. Üstelik turist, yaklaşık bin lira taksiye, 750 lira da teleferiğe ödemek zorunda kalınca Bergama’yı tercih etmekten vazgeçebiliyor. İlçemize yeniden turist çekmek, esnafımızın ayakta kalması açısından hayati önem taşıyor. Lokantacı esnafımız zaten artan gıda, enerji, kira, personel ve diğer işletme giderleri altında zorlanıyor. Turistin sadece ören yerlerini değil, Bergama’nın çarşısını, lokantasını ve yerel esnafını da görmesini, kent ekonomisine katkı sağlamasını istiyoruz. Vergi yüklerinin ve temel girdi maliyetlerinin yeniden ele alınması, turizmin kent merkezine yayılması ve esnafı destekleyecek düzenlemelerin gecikmeden yapılması artık zorunludur” diye konuştu.
‘MALİYET FIRIN YAKIYOR’
Esnafa desteğin bir zorunluluğa dönüştüğünü savunan İzmir Pide ve Gevrek İmalatçıları Odası Başkanı Mehmet Şükrü Erişen, “İzmir’de pide ve gevrek imalatı her geçen gün daha da zorlaşıyor. Esnafımız artık yalnızca üretim yapmıyor, aynı zamanda sürekli artan maliyetlerle mücadele ediyor. Fırınlarımızda kullandığımız yakacak, elektrik ve doğalgaz giderleri ciddi şekilde yükseldi. Kiralar, personel ücretleri, sigorta primleri ve diğer işletme giderleri de bütçelerimizi zorluyor. En önemli sorunlarımızdan biri de KDV uygulamasındaki dengesizliktir. Biz unu yüzde 1 KDV ile alıyoruz ancak ürettiğimiz pide ve gevreği yüzde 10 KDV ile satıyoruz. Bu fark, zaten daralan kâr marjlarını daha da aşağı çekiyor. Esnafımız fiyat artırmak istemiyor çünkü vatandaşın alım gücünü biliyor. Ancak sürdürülebilir üretim için maliyetlerin düşürülmesi, KDV yükünün yeniden değerlendirilmesi ve fırıncı esnafına destek sağlanması artık zorunlu hale gelmiştir. Aksi halde birçok işletmemiz ayakta kalmakta ciddi güçlük yaşamaya devam edecektir maalesef” dedi.