Çocukluk yıllarından itibaren konargöçer hayatın içinde bulunan Ali Uçar, 15 yaşından bu yana develerle ilgilendiğini söyledi. Deveciliğin kendisine atalarından miras kaldığını ifade eden Uçar, develere karşı ayrı bir sevgisinin bulunduğunu belirtti.

Uçar, "Ben 15 yaşından beri develerle uğraşıyorum. Bu bana atalarımdan kalan bir meslek. Develere karşı ayrı bir sevgim var. Bizim Yörüklerde eskiden develer çoktu. Herkes şimdi arabalara, traktörlere döndü. Develeri sattılar. Şu anda sadece bende kaldı. Bende de 10'dan fazla deve var. Onlardan vazgeçmem mümkün değil" diye konuştu.

"SON KALAN NESİL DE BENİM"

Yörük kültürünü gelecek nesillere aktarmak için çalıştığını belirten Uçar, yaşına rağmen konargöçer hayatı sürdürmeye devam ettiğini söyledi.

Uçar, "Bu meslek atalarımızdan, dedelerimizden kalan bir meslek. Bu geleneğimizi yaşatmak için çaba sarf ediyoruz. Biz de yaşlandık. Bir gün biz de bu mesleği bırakacağız ama ne zaman bırakacağımızı Allah bilir. Develeri çok seviyorum. Ölünceye kadar atalarımızdan kalan bu geleneğimizi sürdürmeye devam edeceğim. Son kalan nesil de benim" dedi.

"YAYLAYA YOLCULUK NİSAN AYINDA BAŞLIYOR"

Kış aylarını Mersin’in Aydıncık ilçesinde geçiren Uçar ve ailesinin yayla yolculuğu her yıl nisan ayında başlıyor. Hava şartlarına göre mayıs ayının başlarında Konya’nın Hadim ilçesindeki Aladağ Mantarlık Yaylası’na ulaşan aile, burada yaklaşık 6 ay kalıyor.

Uçar, "Yaylaya yolculuğumuz Nisan ayının başında başlar. Hava şartlarına göre Mayıs ayının başlarında konaklama yerindeki yaylaya varırız. Burada hava şartlarına göre yaklaşık 6 ay kalırız. Duruma göre Ekim veya Kasım ayında dönüşümüz başlar. Bu da hava şartlarına göre değişir" ifadelerini kullandı.

"DEVELER ARTIK YÜK TAŞIMIYOR"

Geçmişte yörüklerin göç sırasında kullandığı en önemli taşıma araçlarından biri olan develer, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte yük taşımacılığındaki görevini büyük ölçüde kaybetti.

Uçar, "Eskiden yaylaya giderken develere yüklerimizi sarardık. Şimdi yükte kullanmıyoruz. Yüklerimizi traktörle götürüyoruz. Diğer yörüklerimizde develer kalmadı" dedi.

Develerin halen alıcısının bulunduğunu belirten Uçar, "Devenin alıcısı çok olur. Bazen adaklık, kurbanlık alırlar. Bazıları da turistik yerlere alırlar. Deven olsa satılır" diye konuştu.

"GÖÇLERDE EN DAYANIKLI HAYVAN KEÇİ"

Sarıkeçili yörüklerinin geleneksel hayvancılığında kıl keçisinin önemli bir yeri bulunuyor. Geçmişte koyun da beslediklerini ancak konargöçer yaşam şartlarına keçilerin daha dayanıklı olduğunu belirten Uçar, zamanla keçiciliğin öne çıktığını söyledi.

Uçar, "Sarıkeçili yörüklerinde kıl keçisi olur. Eskiden koyun vardı ama ondan vazgeçtiler. Çünkü göçlerde en dayanıklı keçi oluyor" ifadelerini kullandı.

"KIL ÇADIR OLMADAN YAŞAYAMAYIZ"

Yörük kültürünün temel unsurlarından biri olan kıl çadırlar, Uçar ailesinin yaşamında da önemli bir yer tutuyor. Her konaklama noktasında çadırlarını kurduklarını belirten Ali Uçar, kıl çadırın kendileri için vazgeçilmez olduğunu söyledi.

"Kıl çadır olmazsa olmaz. Biz kıl çadır olmadan yaşayamayız. Her konduğumuz yere kıl çadırı kurarız. Kıl çadırı kurmak çok kolaydır. Biz beş dakikada çadırı hemen kurarız. Kıl çadır olmadan yaşayamayız. Çünkü bu bizim geleneğimiz, göreneğimizdir" diyen Uçar, yörük hayatının çadır, hayvan ve göç üçgeninde devam ettiğini belirtti.

"EVİMİZ OLSA DA İÇİNDE BİR GÜN BİLE YATMIYORUZ"

Ali Uçar’ın 70 yaşındaki eşi Hatice Uçar da kendisinin yörük kızı olduğunu ve doğduğu günden bu yana konargöçer hayat yaşadığını söyledi. Çocuklarını kıl çadırlarda büyüttüğünü belirten Uçar, hayvanları olduğu sürece bu yaşam biçiminden vazgeçmelerinin mümkün olmadığını ifade etti.

Hatice Uçar, "Ben de yörük kızıyım. Doğduğumdan beri konargöçer hayat yaşıyorum. Kıl çadırda yatıp kıl çadırda kalkıyorum. Çocuklarımı kıl çadırlarda büyüttüm. Evimiz olsa da evimizde kalamıyoruz. Bu mallar olduğu sürece konargöçer hayat yaşıyoruz. Bu çadırın içinde yaşamak zorundayız" dedi.

"EV YÜZÜ GÖRMÜYORUZ"

Yayladan Bozyazı ilçesine indiklerinde de kıl çadırlarda yaşamaya devam ettiklerini anlatan Hatice Uçar, hayvanların başından ayrılmadıkları için şehir hayatından uzak kaldıklarını söyledi.

Uçar, "Yayladan Bozyazı ilçesine inince de yine kıl çadırda yaşamaya devam ediyoruz. Ev yüzü görmüyoruz. Dağın başında yaşıyoruz. Mut ilçesinde evimiz olsa da içinde bir gün bile yatmıyoruz. Evimiz olsa ne olacak? Bir yere gidip oturamıyoruz. Keçiler olunca onların başından ayrılmıyoruz. Bir şehre inemiyoruz. Her zaman dağın başındayız. Bizimki de böyle" diye konuştu.

"BÖYLE DOĞDUK, BÖYLE YAŞIYORUZ"

Konargöçer hayatın ve hayvancılığın zor olduğunu ancak doğduklarından bu yana bu yaşam biçiminin içinde olduklarını belirten Hatice Uçar, zamanla şartlara alıştıklarını söyledi.

Uçar, "Konargöçer hayatta hayvancılık tabii ki zor. Zor da olsa biz alışkın olduğumuz için bize kolay. Böyle doğduk, böyle yaşıyoruz. Sürekli bunun içinde olunca biz alışıyoruz. Tabii ki bilmeyene çok zor gelir" dedi.

Ebru ve defterleri birleştirdi: Her biri tek ve kişiye özel
Ebru ve defterleri birleştirdi: Her biri tek ve kişiye özel
İçeriği Görüntüle

"HASTA OLSAK BİLE MALLARI BIRAKIP GİDEMİYORUZ"

Hayvanların bakımının sürekli devam ettiğini belirten Hatice Uçar, kendileri hastalansalar dahi hayvanları bırakıp başka bir yere gidemeyeceklerini ifade etti.

" Hasta olsak bir yere gidemiyoruz. Malları koyup gidemiyoruz. ‘Bugün, yarın iyi oluruz' diyoruz. Hayvanları bırakıp gidemiyoruz" ifadelerini kullandı.

"BABAM DA YÖRÜKTÜ, EŞİM DE YÖRÜK"

Yörüklüğün ailesinden gelen bir yaşam biçimi olduğunu belirten Hatice Uçar, babasının da yörük olduğunu, evlendikten sonra eşinin de aynı yaşam biçimini sürdürdüğünü söyledi.

Uçar, "Babam da yörüktü. Yörük kızıyım. Evlendim, eşim de yörük. Doğduğumdan beri konargöçer hayat yaşıyorum" dedi.

Yaylada hayvanlarını ormanın izin verdiği bölgelerde otlattıklarını anlatan Uçar, konargöçer yörüklerin farklı bölgelere dağıldığını belirterek, "Yaylada hayvanlarını ormanın izin verdiği bölgelerde otlatıyoruz konargöçer yörükler farklı bölgelere dağıldı. Bir yerde başka akrabalarımız olmaz. Herkes farklı bölgelere gider" dedi.

73 yaşındaki Ali Uçar ve eşi Hatice Uçar, zorlu şartlara rağmen atalarından miras aldıkları konargöçer hayatı sürdürmeye devam ediyor. Kıl çadırları, keçileri ve develeriyle mevsimlere göre yayla ile kışlak arasında göç eden Uçar ailesi, Sarıkeçili yörüklerinin asırlık yaşam kültürünü yaşatıyor.

Kaynak: İHA