Nihat AK/EGE TELGRAF- Türkiye’nin belleğinde hiç sönmeyen fuar ateşi 95. kez İzmir’de alevleniyor. Bu eşsiz markaya yıllarca emek, akıl, vizyon ve omuz veren İZFAŞ’ın önceki dönem genel müdürleri Ege Telgraf’a özel konuştu. Fuarın altın yıllarından bugünün dönüşüm sancılarına uzanan deneyimli isimler, İEF’nin Türkiye için taşıdığı benzersiz değeri, yitirilen gücü, korunması gereken ruhu ve 100. yıla uzanan yolun pusulasını ortaya koydu.

14 Fuardan Bir Gorunum Kulturpark Izmir

TÜRKİYE’NİN ORTAK MARKASI

Yıllar önce İzmir Enternasyonal Fuarı’nın marka değerinin yalnızca kentin değil, Türkiye’nin ortak kıymeti olarak görüldüğüne dikkati çeken İZFAŞ önceki dönem genel müdürlerinden Doğan İşleyen, “Yerel yönetimle merkezi iktidar farklı siyasi çizgilerde olsa bile İEF söz konusu olduğunda bu ayrım ikinci plana bırakılırdı. Ülke katılımlarını artırmak, büyükelçilikleri, konsoloslukları ve dünyanın prestijli markalarını İzmir’e çekmek için belediye, bakanlıklar, valilik ve ilgili kurumlar birlikte çalışırdı. Bu, yalnızca bir organizasyon görevi değildi; Türkiye’nin vitrini olan İEF’e sahip çıkmak kamusal, hatta milli bir sorumluluk olarak görülürdü” değerlendirmesinde bulundu.

DÜNYA DEĞİŞTİ FUAR DÖNÜŞTÜ

İEF’in televizyonun, internetin ve sosyal medyanın olmadığı yıllarda insanların dünyayı, yenilikleri, sanatçıları ve markaları yakından görebildiği eşsiz bir buluşma alanı olduğunu belirten İşleyen, “İletişim teknolojileri geliştikçe bu ayrıcalık azaldı. Genel ticaret fuarları yalnız Türkiye’de değil, dünyada da kan kaybetti ve yerini ihtisas fuarlarına bıraktı. Ben genel müdürken de İEF’in yalnız Kültürpark’a sıkışmaması gerektiğini savunuyordum. Fuar; konserleri, gösterileri, kültürü ve eğlencesiyle meydanlara, sokaklara, kentin farklı merkezlerine yayılmalı ve büyük bir şehir festivaline dönüşmeliydi” dedi.

20 Montre 1980Ler

12 ülkeye yeni büyükelçi atandı! Resmi Gazete’de yayımlandı
12 ülkeye yeni büyükelçi atandı! Resmi Gazete’de yayımlandı
İçeriği Görüntüle

PANDEMİ IŞILTISINI AZALTTI

Salgın hastalığın fuarlara darbe vurduğunun altını çizen İşleyen, “Pandemi zaten zayıflayan genel ticaret fuarcılığını daha da sarstı. Seyahat yasaklarıyla ülke katılımları geriledi, devlet heyetleri ve yabancı temsilciler azaldı, firmalar fuardan çekildi. Bu süreç İEF’in ticari cazibesini ve eski görkemini belirgin biçimde aşındırdı, fuarın ışıltısını da azalttı” ifadelerini kullandı.

ASIRLIK SEFERBERLİK

İEF’in 100. yılına hazırlanmak için bugünden ortak bir çalışma masası kurulması gerektiğine işaret eden İşleyen, “Belediye, merkezi yönetim, İESOB, EBSO, İZTO, Ege İhracatçı Birlikleri ve Ticaret Borsası birlikte hareket etmeli. Profesyonel bir pazarlama ekibi beş yıllık programla otomotiv, iş makineleri, emlak ve yeni teknolojileri yeniden fuara çekmeli; uluslararası katılım da güçlendirilmelidir” sözleriyle İEF’in asırlık döngüsüne dikkat çekti.

KİMLİK ZAYIFLADI

İEF’in uluslararası boyutunun zayıfladığını dile getiren İZFAŞ önceki dönem genel müdürlerinden İrfan Erol, “Geçmişte İEF ile bugünkü fuar arasında çok büyük fark var. O yıllarda ülke katılımları çok daha yüksekti; teknoloji, makine ve farklı sektörler fuarda güçlü biçimde temsil edilirdi. Biz ülkeleri, firmaları ve üretim merkezlerini tek tek ziyaret eder, onları İzmir’e davet ederdik. Bugün ise yalnız yöresel ürünler, belediye şirketleri ve konserlerle enternasyonal fuar kimliği kurulamaz. İnternetin, televizyonun ya da sosyal medyanın gelişmiş olması da bunun mazereti değildir; çünkü ihtisas fuarları hâlâ güçlü biçimde devam ediyor. Halen dünyada ciddi ticari karşılık buluyor” dedi.

SAHAYA ÇIKTIK

Kendi dönemlerindeki başarılarının sırrını masa başında beklememek olduğunu vurgulayan Erol, “Ekip olarak ülkeleri ziyaret eder, Ankara’da resepsiyonlar düzenler, Bursa’ya, Kayseri’ye, Konya’ya gider, sektör temsilcileriyle toplantılar yapardık. Fuarcılık biraz da hayal satmaktır; ne yapacağınızı ve katılımcının bundan hangi yararı sağlayacağını doğru anlatmanız gerekir. Biz bunu ekip olarak iyi yapıyor, firmalara ciddi alanlar ayırıyor ve güçlü katılımlar elde ediyorduk. Ve sonuç almayı iyi biliyorduk” ifadelerini kullandı.

BİLEN YÖNETMELİ

Üretim, teknoloji, tanıtım ve İzmir ile hiç alakası olmayan kişilerin İEF markasını yönetemeyeceğini savunan Erol, “İZFAŞ’ın yönetiminde fuarcılığı, organizasyonu ve sektörün mantığını bilen insanlar bulunmalı. Mühendislik, organizasyon, işletme ve profesyonel fuarcılık geçmişi olan, planlama yapabilen yöneticiler gerekir. Eğer İzmir dışından biri gelecekse de fuarcılıkta kendini kanıtlamış, güçlü bir profesyonel olmalı; sadece unvan tek başına yetmez” değerlendirmesinde bulundu.

19 Lozan Kapisi 1960 Yili

BÜYÜK BULUŞMA MERKEZİ

İEF’in teknolojiye ve yeniliğe yönelmesi gerektiğini belirten Erol, “İEF’i geleceğe taşımanın yolu, yalnızca geçmişi hatırlamaktan değil, geleceği Kültürpark’a getirmekten geçiyor. Yapay zekâ, robotik, yeşil enerji, uzay teknolojileri, akıllı şehirler, elektrikli ulaşım, biyoteknoloji, ileri üretim ve yaratıcı endüstriler bu büyük buluşmanın merkezinde yer almalı. İEF, dünyanın en yeni fikirlerini, ürünlerini ve hizmetlerini İzmir’de buluşturan; Türkiye’nin geleceğe açılan vitrini, İzmir’in dünyaya uzanan teknoloji ve inovasyon kapısı olmalıdır. Firmaların gelmesi beklenmemeli; özel ekipler onları tek tek bulup ziyaret etmeli. Ayrıca eski genel müdürlerin birikiminden yararlanılarak 100. yıl için ortak akıl oluşturulmalı” sözleriyle gelecek vurgusu yaptı.

TEK ORGANİZASYONUMUZ

İEF’in hem bu kentin hem bölgenin hem ülkenin çok kıymetli bir varlığı olduğunu hatırlatan İZFAŞ önceki dönem genel müdürlerinden Dilara Sürgü, “Ülkede bu kadar uzun zamandır yaşayabilme kabiliyetine sahip başka bir uluslararası organizasyonumuz yok, tek de diyebiliriz. Fuarcılıkta dünyada ve Türkiye’de sistem ve gelenek değişse de İEF kendi genlerini koruyarak yaşamaya devam ediyor. Bu da ne kadar güçlü bir vizyonla kurulduğunun işareti. Kurucuları minnetle anıyoruz” dedi.

FUARLARDA GELECEK VAR

Pandemi döneminde ciddi bir sınav veren fuarların gelecek vadettiğini vurgulayan Sürgü, “Pandemi döneminde ticari ilişkilerimizi büyük ölçüde dijital kanallar, online fuarlar ve B2B platformları üzerinden sürdürmeye çalıştık. Ancak pandemi sona erince bu yapıların çoğu kullanım dışı kaldı; dijitalin tek başına yeterli olmadığı görüldü. Ticarette müşterinizle yüz yüze temasın, ürünü doğrudan tanıtmanın ve güven ilişkisi kurmanın yerini hiçbir şey tutmuyor. Teknoloji bunun alternatifi değil, destekleyicisidir. Bu nedenle ne İEF’nin ne de ihtisas fuarlarının güç kaybedeceğine inanıyorum. Asıl yapılması gereken, teknolojiyi fuarın yerine koymak değil; fiziki fuarları teknolojiyle besleyerek daha güçlü, verimli ve etkili biçimde geleceğe taşımaktır ve yüz yüze ticaretin gücünü korumaktır” diye konuştu.

YAKINMAYI BIRAKIN!

İzmirlilerin yakınmak yerine elini taşın altına sokmasını isteyen Sürgü, “İEF’nin bugünkü yönetiminin fuarı günün koşullarına göre geliştirdiğini görüyorum ve geleceğe uyum sağlayacağına inanıyorum. İzmirlinin de ‘Nerede o eski fuarlar’ demek yerine sahip çıkması gerekiyor. 100. yıl için hazırlıklar bugünden başlamalı; İEF’nin dünyada konuşulan güçlü bir organizasyona dönüşmesi hedeflenmeli. İzmir İktisat Kongresi geleneğiyle buluşması da çok anlamlı olur. Çünkü İEF, halkın fuarıdır; Büyükşehir, İZFAŞ, Ticaret Bakanlığı ve merkezi yönetim birlikte hareket ederek bu uluslararası değeri geleceğe taşımalıdır” sözleriyle işbirliği çağrısı yaptı.

CUMHURİYET TARİHİNİN YAŞAYAN HAFIZASI

İEF’in İzmir’in, Ege’nin ve Türkiye’nin tarihsel gelişimiyle bütünleşmiş çok özel bir değer olduğunu belirten İZFAŞ önceki dönem genel müdürlerinden Mehmet Şakir Örs, “İktisat Kongresi sırasında açılan sergiden doğan İEF, ekonomik kalkınmanın, sosyal ve kültürel dönüşümün simgesi olmuştur. Kültürpark’la bütünleşen Fuar, savaş yıllarında bile kesintiye uğramamış; farklı ülkelerin bayraklarını yan yana dalgalandırarak ticaretin yanında evrensel barışın da güçlü bir sembolü haline gelmiştir. Bu yönüyle İEF, yalnızca bir fuar değil, Cumhuriyet tarihinin yaşayan hafızasıdır” dedi.

HAYATLARA DOKUNDU

İEF’in hayata dokunan özel bir yeri olduğuna vurgu yapan Örs, “İletişim olanaklarının sınırlı olduğu yıllarda birçok teknolojik yenilik, yeni ürün ve dünya gündemindeki gelişme ilk kez Fuar’da görülürdü. Çevre il ve ilçelerden ailecek İzmir’e gelmek başlı başına bir ritüeldi; pavyonlar tek tek gezilir, hiçbir ayrıntı kaçırılmazdı. Eğlence alanları, gazinolar ve dönemin önemli sanatçıları da Fuar’ın cazibesini büyütürdü. Bu nedenle İEF, farklı kuşakların ortak anılarında güçlü bir yer edindi. Bugün koşullar değişmiş olsa da Fuar’ın değeri, insanları bir araya getirme, yenilikle buluşturma ve kent yaşamına canlılık katma gücünde yatıyor. 95. yıl, bu hafızayı geleceğe taşımanın da önemli bir eşiği” değerlendirmesinde bulundu.

HALK OKULU

Kendi kuşakları için fuarın gündelik hayatın dışına açılan özel bir dünya olduğunu dile getiren Örs, “Hasadı bitirip İzmir’e gelmek başlı başına ödüldü; 9 Eylül’e denk gelirse sevinç ikiye katlanırdı. Ülke pavyonları, yeni buluşlar, sanat ve eğlence iç içeydi. Televizyondan yürüyen merdivene kadar birçok yeniliği burada tanıdık. İEF, yalnız gezilen değil, öğrenilen bir halk okuluydu; merakı, çağdaşlığı ve dünyayı tanıma isteğini beslerdi” dedi.

TARİHSEL EŞİK

İEF’in bir asrına sayılı yılların kaldığını hatırlatan Örs, “Çocukluğumuzdan beri izlediğimiz, yönetiminde de sorumluluk üstlendiğimiz bu büyük mirasın 100. yaşı özel anlam taşıyor. Böyle tarihsel eşikler sıradan kutlanamaz; hazırlıklarına yıllar öncesinden başlanmalı, kapsamlı ve uluslararası bir programla taçlandırılmalıdır” sözleriyle önemli bir çağrı yaptı.

1923’TEN 2026’YA FUAR

İzmir Enternasyonal Fuarı’nın kökleri, 1923’te İzmir İktisat Kongresi ile birlikte açılan Yerli Malları Sergisi’ne uzanıyor. Cumhuriyet’in ekonomik kalkınma hedefinin vitrinlerinden biri olan bu girişim, 1927 ve 1928’de 9 Eylül Sergisi, 1933’te 9 Eylül Panayırı, 1934’te İzmir Beynelmilel Panayırı, 1935’te ise İzmir Beynelmilel 9 Eylül Panayırı adlarıyla gelişti. Büyük İzmir Yangını’nın izlerinin silindiği alanda Dr. Behçet Uz’un öncülüğünde kurulan Kültürpark, 1936’da Fuar’la birlikte açıldı; İEF kalıcı yuvasına kavuştu. 1937’de Paraşüt Kulesi açıldı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında zor koşullara rağmen fuar geleneği sürdürüldü. 1947’de UFI üyeliği, İEF’nin uluslararası konumunu güçlendirdi; 1968’de UFI Kongresi İzmir’de yapıldı. Yıllar boyunca ülke pavyonları, sanayi ürünleri, makineler, yeni teknolojiler, sanatçılar ve kültürel etkinliklerle milyonların dünyaya açılan penceresi oldu. Fuar, pek çok kuşak için yeniliğin, eğlencenin ve dış dünyayla temasın en canlı adresi haline geldi. 1980’lerden sonra ihtisas fuarlarının yükselişiyle İzmir fuarcılığı yeni bir döneme girdi. 1990’da kurulan İZFAŞ, İEF’nin kurumsal taşıyıcısı oldu. Kent belleğiyle bütünleşen Fuar, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel dönüşümünün de tanığına dönüştü. İEF, yüzüncü yılına doğru ilerliyor ve tarihsel mirasını geleceğe taşımayı sürdürüyor.

Kaynak: EGE TELGRAF