in ,

‘Acaba sizde bizim için bir umut var mı?’

26 yaşında gencecik bir kız Melis Talay, amansız bir hastalıkla yılmadan savaşıyor. Ailesi ve arkadaşları onun için mücadele ederken, ellerini tutmaları için yüreklere sesleniyor: Melis’e bir nefes de siz olur musunuz?

acaba-sizde-bizim-icin-bir-umut-var-mi

Turuncu saçlarıyla güneşi bile kıskandıracak güzellikte bir kız… 26 yaşında, gencecik bir fidan ama ulu ağaçlar gibi savaşçı yapısı ve azmi ile acılara göğüs geriyor. Yaklaşık bir yıl önce amansız bir hastalığa yakalanan Melis Talay için hem ailesi hem de arkadaşları çetin bir mücadele veriyor. Gözü yaşlı annesi Ayşen Talay, ‘Ben artık kızımın sesini duymak istiyorum’ derken, arkadaşları ise, ‘İnanıyoruz el ele verirsek Melis yeniden bize sarılacak’ diyor…

ACILARA GÖĞÜS GERMEK…

“Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın, kimseyi evladıyla sınamasın…” diyen anne Ayşen Talay, 26 yaşındaki kızının hastalığını ve bugüne kadar yaşadıkları zorlu süreci Ege Telgraf’a anlattı. Melis’in hasta olduğunu geçtiğimiz yıl ocak ayında fark ettiklerini belirten anne Talay, “Nisan ayında ise kesin tanı konuldu. İlk dönemde patoloji sonuçlarının alınması falan derken biraz gecikmeler yaşandı… İlk tanıda meme CA, kemik, kemik iliği ve lenf kanseri olduğu saptandı. Bu tanının ardından 8 kür kemoterapi tedavisi yapıldı. Kemoterapiden sonra her şey çok iyiydi, iki aylık bir ara verdik ve akıllı ilaç için başvuruda bulunduk. Tabi talebimiz olumlu yanıt bulmadı ve geri çevrildi. Hal böyle olunca Melis’in baş ağrıları şiddetlendi. Doktora götürdüğümüzde Melis, gözaltından başlayan ve ense köküne bir ağrı yaşadığını tarif etti. Doktorumuz bu anlatımdan sonra sinüzit üzerinde yoğunlaştı. Tomografi çekildiğinde de bu ağrıya yol açabilecek herhangi bir fıtığın da olmadığını sağ gözaltında bir sinüs birikimi olduğu söylendi. Halbuki o dönemde kuyruk sokumu, omur ilik, baş, boyun ve beyin zarı olmak üzere birçok yerine bu kötü hastalık metastaz yapmış… Gel zaman git zaman… Yok, ilacın etki göstermesini bekle… Yok, ağrıların dinmesini bekle… Sesiniz dahi çıkmadan acılara göğüs germek… Bir akşam yine böyle ağrılar içindeyken hastaneye gittik. Orada görevli doktordan ağrının normal bir derecede olmadığını, yapılan iğnenin en az 8 saat Melis’i rahatlatması gerekirken onun 20 dakika sonra aynı ağrıyı yeniden yaşadığını öğrendik. Ertesi günü onkoloji doktorumuza gittik. Çok acil MR istendi ve gerekli tetkikler yapıldı. Bu sefer de farklı yerlere sıçramalarının olduğunu öğrendik. Ondan sonra ışın tedavisine başladık. Yedi seans sonra Melis bilincini kaybetti ve adeta bitkisel hayat gibi bir sürece girdik. Uyudu ve 8 gün boyunca uyandıramadık…” diye konuştu.

‘UMUT IŞIĞI BEKLİYORUZ’

Sonrasında Melis’in bir beyin ameliyatı geçirdiğini sözlerine ekleyen anne Talay, “Beyinde ödem ve onunla birlikte sıvı biriktiği ifade edildi. Beyine şant takarak ameliyat esnasında sıvıyı karın boşluğuna vermişler. Ondan sonra bugüne kadar gelinen süreçte doktorların yardımı, arkadaşlarının desteği ile ayakta durabildik. En son yaklaşık 10 gün önce kemoterapiden damar yolları tıkandığı için vücuduna port takıldı. Yeniden kemoterapiye başlandı… En son doktorumuzla görüştüğümüzde kemoterapi verilmezse Melis’in iç organlarında metastaz yapabileceğini verilirse de hayati tehlikesi olduğunu ve buna karar vermemiz gerektiğini söyledi. İnsanın evladı için karar vermesi o kadar zor ki… Ancak mecburuz… İki ay sonra önümüze çıkan bir duvara toslamaktansa kemoterapi alıp bir mucize, bir umut ışığı bekliyoruz…” dedi.

‘ÇARE OLABİLİRMİŞ AMA…’

Yurtdışında bu tarz durumlara çözüm olabilecek hastanelerin de var olduğunu duyduğunu söyleyen Talay, şunları söyledi: “Kardeşleri Küba’da bir hastane duymuş… Onkoloji hastalarının oralarda iyi olabildiğini öğrenmişler ama bizim gücümüz ona yetmediği için elimiz kolumuz bağlı… Burada bile arkadaşlarının desteği ile ayakta kalabiliyoruz. Yapılmış olan ameliyatlar için geri ödenmesi gereken meblağlar var… Keşke bir çarem, bir çözümüm olsa… Evladı hasta olan bir annenin elinde imkan olmaması ne demektir, nasıl hissettirir… Anlatamam… Onun iyileşmesi için her şeyimi vermeye hazırım ama ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum…”

“YAVRUMUN SESİNİ ÖZLEDİM…”

İşin maddi tarafından ziyade manevi tarafının çok ağır olduğunu söyleyen gözü yaşlı anne, “Tek derdimiz, tek umudumuz Melis’in iyileşmesi… Melis yaşam dolu, çevresine bir güneş gibi sevgi saçan, herkese karşı çok yardımsever bir kız… Ben artık kızımı ayakta görmek istiyorum. Bana ‘Annem, Ayşenim’ diye sarılmasına çok ihtiyacım var… Allah hiçbir anneye böyle bir acı yaşatmasın. Şu anda benim durumumda olan anneleri çok daha iyi anlıyorum. Allah’ım benim evladımla birlikte herkesin yolunu açık tutsun… Herkese sağlıklı, uzun ömürler versin. Sağ olsunlar, Türkiye’nin her yerinden tanımadığım pek çok insan beni arayıp destek mesajları yolluyor… Ben önce herkesten Melis’in iyileşmesi için dua etmesini rica ediyorum… Bunun dışında ne yapılabilir, inanın bilmiyorum. Biri elimizden tutsa, ‘Melis için bir umut var’ dese… Tek istediğim yavrumun yeniden güneş gibi parlaması… Ben çocuğumu sağlıklı, ayağa kalkmış ve eski neşesiyle, herkese koşmasıyla, yardım severliği ile insancıllığıyla görmek istiyorum. Yavrumun ‘Anneciğim’ diyen sesini çok özledim… Birlikte uyumayı özledim… Biz bu savaşı kaybetmek istemiyoruz. Yeter ki sesimize ses olun” diye konuştu.

ARKADAŞLARI DA SAVAŞIYOR

Melis’in amansız hastalığı yenmesi ve tekrar eskisi gibi mutlu günlerine kavuşması için ailesi kadar arkadaşları da mücadele veriyor. Melis için herkesin el ele verdiğini anlatan arkadaşı Yankı Esendal, “Melis bizim gözbebeğimiz… Turuncu saçlarıyla günümüzü aydınlatan portakalımız, canımız, arkadaşımız… Sürecin başından sonuna kadar güzeller güzeli arkadaşımızın yanında olmaya çalıştık, bundan sonra da onun için elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız. Biz mucizelere inanıyoruz… Gerçekten yürekten istersek mucizelerin gerçek olduğunu biliyor ve arkadaşımızın yeniden sağlığına kavuşmasını yürekten istiyoruz. Zorlu bir süreç, farkındayız… Manevi açıdan tahmin bile edemeyeceğiniz bir acı bu… Maddi olarak da büyük bir yükü var… Bir sene boyunca ailesi seslerini dahi çıkarmadan tüm masraflara göğüs gerdi. Ancak herkesin de bildiği gibi bu amansız hastalığın tedavisi için büyük bir maddi güç gerekiyor. Bugüne kadar hep el ele verdik, bundan sonra da vereceğiz. Arkadaşımızın ailesiyle birlikte kocaman bir aile olduk. Tek derdimiz, tek amacımız Melis’in sağlığına kavuşması, onu tekrar aramızda görmek…” dedi.

‘HER KAPIYI ÇALIYORUZ’

Arkadaşlarının sağlığına kavuşması için bir yol aradıklarını ve bu uğurda her desteğe açık olduklarını söyleyen Esendal, “Her kapıyı çalıyor, ‘Acaba sizde bizim için bir umut var mı?’ diye soruyoruz. Sanatçı Haluk Levent’in bu konularda çok duyarlı olduğunu biliyoruz. Sosyal medya üzerinden ona da sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Valiliğe başvuru yaptık, henüz bir onay gelmediği için kampanya düzenleyemedik. Elimizden geldiğince destek toplamaya çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde Melis için Buca’da bir moral ve motivasyon gecesi düzenleyeceğiz. Bu geceyi organize eden yaklaşık 7 kişilik bir ekibiz. Orada herkes Melis için bir katkı koyacak ve bu miktarı da hastane masrafları için kullanacağız. Daha önce de böyle küçük birlikteliklerle güç toplamaya çalışmıştık. Böylesi gecelerde, Melis’i tanıyan, tanımayan herkesin bizimle birlikte mücadele ettiğini görmek hem çok duygulandıran hem de çok sevindiren bir şey. Biz artık arkadaşımızın sesini duymak, gülüşünü iliklerimizde hissetmek istiyoruz. Şu anda Melis’in yerinde başka biri olsaydı, kendisinin de en az bizim kadar mücadele edeceğini biliyoruz. Biz onu çok özledik… Bildiğiniz bir çare, çözüm varsa lütfen bize ulaştırın… Şu anda her türlü yardıma o kadar muhtacız ki… Dualarımız Melis’imiz için. O daha 26 yaşında ve genç ve bir o kadar güçlü, kanser için savaşıyor. Biz bu savaşı kaybetmeyeceğiz. İnanıyoruz, el ele verirsek Melis yeniden ayağa kalkıp bize sarılacak. Sesimize ses gücümüze güç olun. En önemlisi, siz de Melis için bir nefes olun…” diye konuştu.

Yağmur Gülü / Özel Haber

hayata-pembe-de-bakmak-gerek

‘Hayata pembe de bakmak gerek…’

kulturpark-platformu-istemezukcu-degiliz

Kültürpark Platformu: ‘İstemezükçü değiliz’