Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerinin geniş bir bölgeyi kapsadığını belirterek önemli uyarılarda bulundu.

Baklacı, bu kanserlerin ağız içi, dil, dudak, diş eti, yanak içi, bademcikler, dil kökü, boğaz, gırtlak, burun, sinüsler ve tükürük bezlerini kapsadığını ifade etti.

35 yaş sonrası risk artıyor! Uzmanlardan uyarı: Belirti vermeden ilerliyor
35 yaş sonrası risk artıyor! Uzmanlardan uyarı: Belirti vermeden ilerliyor
İçeriği Görüntüle

Baş ve boyun kanserlerinin yalnızca bir kitle hastalığı olmadığını belirten Baklacı: "Ağız içi, dil, dudak, diş eti, bademcik, dil kökü, yutak, gırtlak, burun, sinüsler, geniz ve tükürük bezlerini içeren geniş bir alanı içermekte. Tabii baş boyun kanserleri dediğimizde kitlesel bir hastalıktan ziyade hastanın yemesini, yutmasını, konuşmasını, sosyal yaşamını etkileyecek önemli hastalıklardan bahsediyoruz. Bu açıdan baş boyun kanserleri oldukça önemli bir yer teşkil etmekte" dedi.

SİGARA VE ALKOL RİSKİ ARTIRIYOR

Tütün ve alkol kullanımının en önemli risk faktörleri arasında yer aldığını vurgulayan Baklacı: "Tabii bu iki faktör bir araya geldiğinde riski çok daha fazla artırmakta. Bunun dışında son yıllarda bazı viral ajanların da baş boyun kanserlerinde etkili olduğu gösterilmiş. Bunlardan ilki Epstein-Barr virüs, bu geniz eti kanserlerinde; diğeri de Human Papilloma Virus, bu da yine dil kökü, bademcik kanserlerinde etiyolojik faktör olarak gösterilmiş. Bunun dışında kötü ağız hijyeni, tekrarlayan ağız içi travmalar özellikle ağız içi kanserlerinde önemli bir faktör. Güneşe maruziyet, cilt, dudak gibi baş boyun bölgesi kanserlerinde yine önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı.

BELİRTİLER GÖZLE FARK EDİLEBİLİYOR

Baş ve boyun kanserlerinde belirtilerin çoğu zaman fark edilebilir olduğunu belirten Baklacı: "Baş boyun kanserleri aslında bu açıdan biraz şanslı olduğumuz bir alan. Çünkü semptomlar gözle görülebiliyor ve fark edilebiliyor. Ne gibi semptomlar? Ağız içinde geçmeyen yaralar, boyunda giderek büyüyen şişlikler, yeme yutma güçlükleri, ses kısıklıkları. Bunun dışında burun kanamaları, tek taraflı burun tıkanıklıkları veya kulakta nedeni bilinmeyen ağrılar, bunlar genelde baş boyun kanserlerinin habercisi olarak karşımıza çıkıyor" diye konuştu.

TANI VE TEDAVİ SÜRECİ

Hastalığın tanısında detaylı muayene ve ileri yöntemlerin kullanıldığını ifade eden Baklacı, biyopsinin tanı için vazgeçilmez olduğunu belirtti.

Baklacı: "Öncelikle hasta bize başvurduğunda genel bir detaylı kulak burun boğaz muayenesi yapılıyor hastaya. Onun dışında göremediğimiz belli alanlar var; burun, geniz, yutak, gırtlak gibi alanları. Bunları daha çok endoskopik görüntüleme yöntemleriyle görmeye çalışıyoruz. Tanı şüpheli lezyondan biyopsi ile konuluyor. Biyopsi olmazsa olmazımız. Bunlar genelde lokal anestezi altında hastayı genelde uyutmaya gerek kalmadan aldığımız biyopsiler. Ancak derin alanlardaki biyopsilerde mutlaka hastaları uyutuyoruz ve derin bir muayene yapıyoruz. Onun dışında görüntülemeden faydalanıyoruz; ultrason, tomografi, MR, PET BT gibi görüntüleme tetkiklerinden de hastalığın evresini veya yaygınlığını tespit edebiliyoruz" dedi.

“AMAÇ SADECE TÜMÖRÜ YOK ETMEK DEĞİL”

Tedavide sadece hastalığın ortadan kaldırılmasının değil, fonksiyonların korunmasının da önemli olduğunu belirten Baklacı: "Baş boyun kanserlerinde temel hedef aslında tamamen hastalığın yok edilmesi değil. Hastalığın tedavisinin yanı sıra fonksiyonların korunması da önemli. Ne gibi fonksiyonlar? Yeme yutma, solunum, konuşma gibi veya hastanın sosyal çevresiyle ilişkisini sağlayabileceği fonksiyonların korunması esas" ifadelerini kullandı.

KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ YAKLAŞIMI

Tedavi planının hastaya özel olarak belirlendiğini ifade eden Baklacı, cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve immünoterapi gibi yöntemlerin hastalığın evresine göre uygulandığını söyledi.

Merkezde “Tümör Konseyi” ile multidisipliner yaklaşım benimsendiğini belirtti.

“3 HAFTAYI AŞAN ŞİKAYETLERİ İHMAL ETMEYİN”

Baklacı, "Şimdi baş boyun kanseriyle gelen bir hastada öncelikle dediğim gibi temel muayeneler, endoskopik görüntülemeler ve diğer görüntüleme tetkikleri altında hastalığın yaygınlığı, evresi belirleniyor. Bu aşamadan sonra aslında kişiye özel tedavi, hastalığın evresi, hastanın yaşı, genel durumuna göre tedavi modalitelerinden biri veya birkaçı seçiliyor. Bunlar arasında cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, bazı immünmodülatör ajanlar veya immünoterapi ajanları, hedefe yönelik tedaviler tedavi seçenekleri arasında. Bunu hastalığın evresi ve dediğim gibi hastanın genel durumu belirliyor" dedi.

"Baş boyun kanserli hastalarımızda aslında en önemli üzerinde durmamız gereken konu mevcut şikayetlerin 'nasılsa geçer' tarzında geçiştirilmemesi. Eğer üç haftayı geçen bir ses kısıklığı, boyunda şişlik, ağızda geçmeyen yara, yutma güçlüğü gibi şikayetler varsa bir uzmanın değerlendirilmesi oldukça önemli" ifadelerini kullandı.

ÖNLEMEK MÜMKÜN

Baş boyun kanserlerinin önlenebilir olduğuna dikkat çeken Baklacı, sigara ve alkol kullanımının azaltılması, ağız hijyenine dikkat edilmesi ve güneşten korunmanın önemine değindi.

Ayrıca merkezde her Çarşamba günü ücretsiz Baş-Boyun Kanseri Polikliniği hizmeti verildiğini belirtti.

Kaynak: İHA