63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Türk sinemasını farklı alanlarda destekleme çalışmaları kapsamında Türk oyuncuların uluslararası yapımlarda yer alabilmesine yönelik bir söyleşiye ev sahipliği yaptı.
"Beyond Location: How Talent Attracts International Co-Productions" (Mekânın Ötesinde: Yetenek, Uluslararası Ortak Yapımları Nasıl Çeker?) başlıklı etkinlikte, Türk oyuncuların uluslararası cast marketlerine erişimi ve ortak yapımlarda rol alabilmek için dikkat etmeleri gereken noktalar değerlendirildi.
Oyuncu Cemal Hünal, cast direktörü Harika Uygur, Lucinda Syson ve Filmmakers Europe Yöneticisi David Zitzlsperger'in katıldığı söyleşide, uluslararası projelerde oyuncu seçimi süreçleri ve Türkiye'deki yeteneklerin görünürlüğü ele alındı.

LUCİNDA SYSON: TÜRKİYE'DEKİ YETENEKLERE ULAŞMAK İÇİN HARİKA UYGUR'A GELİYORUM
Sektörde 35 yıldır çalıştığını belirten Lucinda Syson, bu süreçte oyuncu seçimi alanında önemli değişiklikler yaşandığını söyledi. Özellikle uluslararası ortak yapımların artmasıyla oyuncu kadrolarının farklı ülkelerden isimlerle oluşturulduğunu ifade eden Syson, ülkeler arasında kurulan profesyonel ağların önemine değindi.
Syson, Türkiye'de oyuncu arayışında olduklarında Harika Uygur'un bilgi ve deneyiminden yararlandıklarını belirterek şöyle konuştu:
"Türkiye'de bir role ihtiyacım olursa veya Harika'nın bir araştırma yapmasına ihtiyaç duyarsam onun bilgisi devasa ve benim asla olamayacağım kadar ileri düzeyde. Bu yüzden Harika'ya geliyorum ve artık tüm Avrupa'da böyle bir ağımız var"
"HALUK BİLGİNER BİLE AUDITION VERDİ; BUNU AKLINIZDA TUTUN"
Cast direktörü Harika Uygur, özellikle "Danish Girl" filminin ardından uluslararası oyuncu seçimlerinde çeşitliliğin daha belirgin hale geldiğini söyledi. Oyuncuların farklı ülkelerin yapımlarında yer alabilmesinin önünün açıldığını belirten Uygur, Haluk Bilginer'in uluslararası bir projede rol alma sürecini örnek gösterdi.
"The International" filminde Türk karakter için yapılan oyuncu seçiminde Ömer Şerif yerine Haluk Bilginer'i önerdiğini anlatan Uygur, yaşananları şu sözlerle aktardı:
"Artık çeşitlilik dünyada çok genişledi; özellikle The Danish Girl filminden sonra. Bu film bir şekilde artık oyuncuların uluslararası olabileceğini kanıtladı. Biliyorsunuz, eskiden sadece Ömer Şerif, Türk karakter oynardı. Ben bunu The International filminde kırdım. Tom Tykwer, Haluk Bilginer'in rolünü yine Ömer Şerif'e cast etmişti. Ben de dedim ki 'Niye bütün Türkleri Ömer Şerif oynuyor? Türkiye'de oyuncu mu yok?' Dolayısıyla Haluk Bilginer'i önerdim. Gina Jay yapmıştı cast direktörlüğünü; Haluk Bilginer, Gina Jay'e audition verdi. Arkadaşlar; audition verdi! Lütfen bunu aklınızda tutun; Haluk Bilginer audition verdi. Ve ondan sonra gidip rolü aldı"
ARAS AYDIN, NINE PERFECT STRANGERS DİZİSİNDE NASIL ROL ALDI?
Harika Uygur, uluslararası yapımlarda Türk oyuncuların değerlendirilmesine ilişkin bir başka örneği de Amazon dizisi "Nine Perfect Strangers" üzerinden anlattı.
Dizide Romanya'dan oyuncu bulunması istendiğinde Türk oyuncuların da bu rol için değerlendirilebileceğini düşündüğünü belirten Uygur, yaklaşık 200 kişiden audition aldıklarını ve sonunda Aras Aydın'ın projede yer aldığını söyledi.
Uygur: "Nine Perfect Strangers için David Trueba benden Romanya'dan bir cast yapmamı rica etmişti. Ben de dedim ki 'Ben Türk'üm; Romanlar ve Türkler birbirine çok benzer. Demek ki Roman karakteri de oynayabiliriz. Niye Türk oyuncu önermiyoruz ki?' Ve Türkiye'den cast yaptım; yaklaşık 200 kişiden audition aldık ve sonunda Aras (Aydın) oynadı."
AVRUPA'DAKİ 160 BİN OYUNCULUK PLATFORMDA TÜRKİYE İÇİN EKSİK KÖPRÜ
Filmmakers Europe Yöneticisi David Zitzlsperger, uluslararası ortak yapımlar için oluşturdukları cast direktörlüğü havuzunun çalışma sistemini anlattı.
Platformun oyuncuların ve menajerlerin, yapımcı ve yönetmenlerle yakın çalışan cast direktörleri tarafından görülebilmesini sağlamak amacıyla kurulduğunu belirten Zitzlsperger, kuruluş sürecinin 2017 yılında Almanya'da başladığını ifade etti.
Zitzlsperger, Almanya, Avusturya ve İsviçre'de kullanılmak üzere bir yazılım geliştirme talebinin ardından platformun oluşturulduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı: "Filmmakers olarak oyuncuların ve menajerlerin, daha sonra yapımcı ve yönetmenle çok yakın çalışan o tarafa, yani cast direktörlerine görünür olmasını sağlayan bir platform inşa etmeye çalışıyoruz. 2017'de Almanya'da başladık çünkü cast direktörü Simone Br; Almanya, Avusturya ve İsviçre'de bunu yapmasını sağlayacak bir yazılım oluşturmamızı istemişti. Çok şanslıydık çünkü Simone Br o dönemde Avrupa'nın en etkili cast direktörüydü. Bize tam olarak menajerlere ve oyunculara erişime ihtiyacı olduğunu ancak bunun, uluslararası meslektaşlarıyla bağlantılı olması gerektiğini söyledi. Bunun sebebi de uluslararası yapımların ve ortak yapımların yükselişiydi. Avrupa'da başlayan bu sürecin şu anda platformumuzda yaklaşık 160 bin Avrupalı oyuncunun ve 3 bin 300 civarında ajansın cast direktörünün görünür olmasıyla sonuçlanmış olması harika. Ancak Türkiye ile aramızda eksik bir köprü olduğunu görüyoruz. Uluslararası cast direktörleri birlikte çalıştığında, Lucinda ve Harika ölçeğinde projeler yaptıklarında, Türk yeteneklerin o kadar da görünür olmadığını fark ediyoruz. Somutlaştırmak gerekirse 10 yıl önce Londra'da bir Türk oyuncuya ihtiyaç duyulursa Türk'e benzer görünen birini ararlardı; bugün ise doğrudan Türkiye'ye bakıyorlar. Bizim görevimiz de bunu, Türk sinema topluluğu içinde vurgulamak, Türk oyuncuların sistemimizde görünür olmasını sağlamak."
ORTAK YAPIMLAR TÜRK OYUNCULAR İÇİN FIRSAT OLABİLİR
David Zitzlsperger, Avrupa'da uluslararası ortak yapımlara verilen desteklerde farklı bölgelerden oyuncuların film kadrosunda yer almasının önemli koşullardan biri olduğuna dikkat çekti. Bu durumun Türk oyuncular açısından değerlendirilmesi gereken bir fırsat sunduğunu belirtti.
Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık gibi ülkelerin perspektifinden bakıldığında Türkiye'deki oyuncu potansiyelinin yeterince görünür olmadığını ifade eden Zitzlsperger, bunun siyasi nedenlerin yanı sıra Türk yeteneklerinin yeterince tanınmamasıyla da bağlantılı olduğunu söyledi.
Almanya'da film fonlarının çoğu zaman oyuncuların ve projede yer alan isimlerin bilinirliğiyle bağlantılı olduğunu anlatan Zitzlsperger, cast direktörlerinin projelere erken aşamada dahil edildiğini ve bölgesel fon başvurularında gişe potansiyeli bulunan isimlerin yanı sıra o bölgeden genç yeteneklere de yer verildiğini belirtti.
Zitzlsperger: "Türkiye'de bu kadar çok yetenek ve bu denli büyük bir sektör varken Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık perspektifinden bakıldığında yeteneklerin görünürlüğü ve ortak yapım fikri, diğer ülkeler kadar yüksek değil. Bunun siyasi sebepleri olduğu kadar buradaki yeteneklerin yeterince bilinmemesi ve görünür olmaması da bir etken. Almanya'da fonlamalar çoğu zaman doğrudan oyunculara ve isimlere bağlıdır. Bir proje başladığında cast direktörleri çok erken dahil olur; bölgesel fonların projeye onay vermesi için başvuruya, gişe garantisi olan büyük isimleri veya o bölgeden genç yetenekleri yazarlar. Uluslararası ortak yapımlarda bunu birden fazla bölgeden sağlamak çok önemlidir. Almanya'da yaşayan çok sayıda Türk yetenek varken Türkiye'de yaşayanların neredeyse hiç görünür olmadığını görüyoruz. Bizim amacımız, kendinizi görünür kılmanız. Bu, şirket olarak bize fayda sağladığı kadar sistemimizle çalışan cast direktörlerine de fayda sağlıyor. Görünür olduğunuzda dil becerileriniz sizi Türkiye dışındaki ortak yapımlara taşır aynı şekilde uluslararası yapımların da buraya gelmesini sağlar" dedi.
TÜRK OYUNCULARA İNGİLİZCE TAVSİYESİ
Uluslararası projelerde yer almak isteyen Türk oyuncuların dil becerilerine de değinen Lucinda Syson, özellikle İngilizcenin ileri seviyede öğrenilmesi gerektiğini söyledi.
Avrupa ve Amerikan ortak yapımlarında rol almak isteyen oyuncuların yalnızca İngilizce konuşabilmesinin yeterli olmadığını belirten Syson, oyuncuların bu dilde doğal ve özgüvenli performans sergileyebilmesinin seçmeler açısından belirleyici olduğunu ifade etti.
Syson, Türk oyunculara tavsiyesini şu sözlerle dile getirdi: "Size kesinlikle ve ısrarla tavsiye edeceğim tek şey; İngilizcenizi şimdiden olabildiğince iyi bir seviyeye getirmenizdir. Aynı şeyi İngiliz oyuncuların Amerikan aksanı için de söylüyoruz. Avrupa veya Amerikan ortak yapımlarının olduğu o alana girmek istiyorsanız İngilizcenizi gerçekten tam anlamıyla kusursuz hale getirmelisiniz. Çünkü mesele sadece biriyle sohbet edebilmek değil o dilde oyunculuk yapabilmek, o dilde rol yapma özgüvenine sahip olmak ve doğal olabilmek. Seçmelerde sizi eleyecek olan şey bu"
ULUSLARARASI PROJELERDE YER ALMAK İSTEYEN OYUNCULARA TAVSİYELER
Söyleşide oyuncu Cemal Hünal, uluslararası alanda çalışmak isteyen ancak nereden başlayacağını bilmeyen oyuncular için katılımcılara bir soru yöneltti.
Hünal'ın "Sıfır görünürlüğü olan, yeteneğine inanan ve uluslararası alanda çalışmak isteyen ama nereden başlayacağını bilemeyen oyunculara ne önerirsiniz" sorusunu yanıtlayan David Zitzlsperger, oyuncuların öncelikle platformda profil oluşturmasını tavsiye etti.
Profil oluşturmanın ücretsiz olduğunu belirten Zitzlsperger, profesyonel ve doğal görünümlü fotoğraflar kullanılmasının, tüm yeteneklerin ve özellikle dil becerilerinin doğru şekilde belirtilmesinin önemine değindi.
Oyuncuların kendi kültürel kimliklerini korumaları gerektiğini de ifade eden Zitzlsperger, önerilerini şöyle sıraladı: "Platformumuzda bir profiliniz olsun. Çok basit ve tamamen ücretsizdir. İkincisi, profesyonel ve otantik vesikalık fotoğraflarınız olsun. Kendinizi çok beğendiğiniz fotoğraflar değil sizi, doğal gösteren profesyonel fotoğraflar koyun. Ardından tüm becerilerinizi, özellikle de dil becerilerinizi doğru şekilde girin. Bir dili akıcı konuşmayla anadil olarak konuşmak farklıdır. Lucinda'nın dediği üzere İngiliz İngilizcesi öğrenmeye kasmayın, kendi aksanınızla mutlu olun. Son olarak kendi kültürel mirasınızı sahiplenin. İngiliz veya Alman oyuncu olmaya çalışmayın; zaten öyle seçilmezsiniz."
ALTIN PORTAKAL'DA OYUNCULARIN SETLERDE YAŞADIĞI SORUNLAR DA KONUŞULDU
Festival kapsamında oyunculuk alanında gerçekleştirilen bir diğer söyleşi ise "Ödül Alıyoruz, Peki Neler Yaşıyoruz?" başlığını taşıdı.
Oyuncular Sendikası Örgütlenme Uzmanı Demet Koca ile Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Taciz ve Ayrımcılıkla Mücadele Birimi Sorumlusu Gizem Soysaldı'nın katıldığı etkinlikte, sinema ve televizyon sektöründe kadınların temsili, oyuncuların çalışma koşulları ve sektörde karşılaşılan sorunlar ele alındı.
Gizem Soysaldı, kadın karakterlerin hikâyelerde çoğu zaman kendi kimlikleriyle değil, başka karakterler üzerinden var edildiğini belirtti. Sinema Televizyon Sendikası tarafından geçmiş yıllarda yapılan bir araştırmaya değinen Soysaldı, dizilerde kadın ve erkek karakterlere biçilen rollerin belirli kalıplar etrafında şekillendiğini söyledi.
Soysaldı, kadın karakterlerin meslek sahibi olarak gösterilmemesi ve hikâyelerin çoğunlukla erkeklerin kadınları kurtarması üzerine kurulmasına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Geçtiğimiz yıllarda Sinema Televizyon Sendikası'nın yaptığı bir çalışmaya göre dizilerde 'dedikodu yapan; kadınlar, araba kullananlar; çoğunlukla erkekler.' Kadınların çoğunlukla belirli bir mesleği yok. Hikâyeler sıklıkla erkeklerin, kadınları kurtarması üzerine. Ve genelde şöyle klişede dönüp duruyoruz: Çok güzel ama sakar bir kadın başrol, çok yakışıklı, güçlü ve zengin bir erkek başrol! Bir de çok güzel, seksî ama mesleği belli olmayan ve hayatını, bu başrol çiftimizi ayırmak üzerine planlar yaparak geçiren bir kadın"
KADIN OYUNCULAR İÇİN YAŞ AYRIMCILIĞI SORUNU
Gizem Soysaldı, söyleşide sektördeki yaş ayrımcılığına da değindi. Özellikle kadın oyuncular açısından yaş ilerledikçe rol alabilecekleri alanların daraldığını hatırlatan Soysaldı, oyuncuların sektörde karşılaştığı farklı sorunlara karşı sendika olarak çalışmalar yürüttüklerini belirtti.
Yakınlık koordinatörlüğü uygulamasının Türkiye'de yaygınlaştırılması için yapılan çalışmaları anlatan Soysaldı, bu mesleğin tanımlanması, sektöre tanıtılması ve uygulama protokollerinin hazırlanması sürecine ilişkin bilgi verdi.
Soysaldı, sendikanın son çalışmalarını şu sözlerle anlattı: "Yaklaşık dört yıl önce yakınlık koordinatörü Ece Türkmut Dere ile çalışmaya başladık. Bu mesleğin sendika olarak tanımını yaptık. Sektöre tanıtılması için videolar, lansmanlar, toplantılar düzenledik; protokolleri birlikte yazdık. Ve bugüne kadar Türkiye'de 16 tane projede yakınlık koordinatörlüğü kullanıldı. Biz sendika olarak Ocak 2026'da, 120'yi aşkın katılımcıyla bir çalıştay gerçekleştirdik ve Set Çalışma İlkeleri, bu çalıştay sonucunda hayata geçti. Bununla; asgari çalışma standartları belirledik, kamuoyunun, yapımcıların ve devletin bilgisine sunduk."
"UYANIK KALSINLAR DİYE ÇOCUK VE BEBEK OYUNCULARI SUYA SOKUP ÇIKARIRLARDI"
Söyleşide setlerde çalışan çocuk ve bebek oyuncuların karşılaştığı koşullar da gündeme geldi. Oyuncular Sendikası Örgütlenme Uzmanı Demet Koca, çocukların çalışma saatlerine ilişkin yasal düzenlemelere rağmen sektörde gece saatlerinde de çalıştırılabildiğini söyledi.
Anayasa'nın 71. maddesinin çocukların gece çalışamayacağını belirttiğini hatırlatan Koca, geçmişte setlerde çocuk oyuncuların ve bebeklerin uyanık tutulmak amacıyla suya sokulup çıkarıldığını anlattı.
Oyuncular Sendikası tarafından yıllardır sürdürülen "Bu Sette Çocuk Var" kampanyasının artık "Bu İş Yerinde Çocuk Var" adıyla devam ettiğini belirten Koca, setlerde pedagog desteğinin de sağlandığını ifade etti.
Demet Koca, yaşanan değişimi şu sözlerle aktardı: "Anayasa madde 71 çocukların gece çalışamayacağını söylüyor ama bizim sektörümüzde çocuk oyuncular, gece saatlerinde de çalışıyor. Belki bundan on yıl önce bir sette pedagog, çocuk oyuncu koçu yoktu ama artık Oyuncular Sendikası'nın yıllarca bir teamül haline getirdiği, 'Bu Sette Çocuk Var' kampanyası, artık 'Bu İş Yerinde Çocuk Var' olarak devam ediyor. Çocukları, bebek oyuncuları suya sokup çıkartıyorlardı setlerde; uyanık kalsınlar diye. Ama şimdi pedagog var"





