Çini, mozaik, punch nakışı, döküm sırlama ve epoksi gibi kurslara katılan Apaydın, burada yeni arkadaşlıklar kurdu. Katıldığı kermeslerde yaptığı ürünleri satışa sunarak kendi bütçesine de katkı sağlamaya başladı. Babasının vefatının ardından yaşadığı süreci ve Saadet Mirci Semt Merkezi ile tanışmasını anlatan Aktan Apaydın, “Babamın rahatsızlığından dolayı uzun yıllar evde kalmak zorunda kaldım. Zor bir dönem geçirdim. 2012’de babamı kaybettim. Büyük bir boşluğa girdim. Zamanımı yıllardır evde geçirmiş olduğum için dışarıya adapte olamadım. Dışarı çıkmak istemedim, perdeleri açmak istemedim. Kitap okumayı çok severdim, ondan da vazgeçtim. Tamamen asosyal bir insan olarak evde yaşamaya başladım. Sonra toparlanmam gerektiğini düşündüm. Halk Eğitim’in kapısında, küçük bir kağıtta, Saadet Mirci Semt Merkezi’nde kayıtlar devam ediyor yazısını gördüm. Geldim, beni çok iyi karşıladılar. Merkeze girdiğim zaman zaten bir enerji hissettim. Yapabilir miyim, tekrar hayata atılabilir miyim diye düşünürken üç kez gidip geldim ve sonunda kayıt oldum. Başlayış, o başlayış. 66 yaşındayım, halen devam ediyorum, çok mutluyum. Buraya başladıktan sonra, hayatımda çok büyük değişiklikler yaşadım. Bir kere, artık eve kapanmıyorum. Eskiden yaşlılar evde otururmuş, eline bir iş alıp torun bakıp o şekilde yaşarmış. Ben ise burada, hala işe yaradığımı hissediyorum.”
“BURASI HAYATIMA NEŞE KATIYOR”
Semt merkezindeki kurslarda ve kermeslerde zaman geçirdikçe sosyal çevresinin genişlediğini belirten Apaydın, kadınların birbirleriyle iletişim kurmasının önemine dikkat çekti. Apaydın, “Kursta ve kermeslerde yavaş yavaş insan içine katılmaya başladım, güzel dostluklar edindim. Bu bana çok iyi geldi, psikolojime çok iyi geldi. Burası hayatıma neşe katıyor. Birlikte vakit geçiriyoruz, dertleşiyoruz. Ben onlara anlatıyorum, onlar bana anlatıyor. Öğlen saatlerinde, yemek getirdiysek onu paylaşıyoruz, getiremediysek salça ekmek yiyoruz. Çayı bile beraber içmek çok güzel bir şey. Kadınların evde yalnız başına durmamaları lazım. Otobüste biri yanıma otursa semt merkezlerini anlatıyorum. Kadınların birbirlerine nasıl iyi geldiklerini orada göreceksiniz, diyorum. Bu merkezlerden tüm kadınlar yararlansın istiyorum.” Apaydın, Konak Belediyesi tarafından düzenlenen kermeslere de katılarak yaptığı ürünleri satışa sundu. Başta Karantina Gece Kermesi olmak üzere farklı etkinliklerde yer alan Apaydın, elde ettiği gelirle kendi bütçesine katkı sağladı. Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu’nun kermeslere katılarak kadınlarla bir araya geldiğini belirten Apaydın, kermeslerin kadınların ekonomik özgürlüğüne yönelik bir başlangıç olduğunu ifade etti.
“NİLÜFER BAŞKANIM KALBİMİ ÇALDI”
Apaydın, “Nilüfer Başkanıma teşekkür ediyorum. Karantina’ya, Gece Kermesine sık sık geliyor, hepimizle tokalaşıyor. Yani, elini üzerimizden çekmiyor. Onu bize hissettiriyor. Kermes çok önemli. Kadınlar için ekonomik özgürlüğe bir adım. Tamamen olmasa bile bir başlangıç. Kermesten ilk kazandığım para kendi paramdı. Bir yerden gelmedi, kimseden istemedim, ben kazandım. Evde otursaydım belki Nilüfer Başkanımla hiç tanışmayacaktım, tokalaşmayacaktım. Büyük, küçük demeden herkesle tokalaştığı için kalbimi çaldı. Ona ve bütün emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum.” Saadet Mirci Semt Merkezi’nde geçirdiği sürecin hayatındaki yerini anlatan Apaydın, burada üretmeye ve sosyal yaşamın içinde kalmaya devam ettiğini belirtti. Apaydın, “Benim için, son söz ne derseniz; burası beni hayatta tutuyor. Sanki buraya gelmezsem hayat benim için uzun sürmeyecekmiş gibi hissettiriyor. Burada işe yarar hissediyorum, işe yaradığımın sevincini yaşıyorum. Hala üretebiliyorum hala hayatlara dokunabiliyorum. Ben artık evde ağlayan, perdeleri kapatıp oturan bir Aktan değilim.” sözleriyle yaşadığı değişimi anlattı.





