in ,

Baltık coğrafyasının saklı hazinesi: Letonya

Kuzey Avrupa’da Baltık coğrafyasında yer alan Letonya, doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri ve kendine has kültürel atmosferiyle Avrupa’nın eşsiz turizm destinasyonlarından. Kuzeyde Estonya, güneyde Litvanya, doğuda Belarus ve Rusya ile komşu olan ülke Baltıkların kalbinde konumlanıyor

baltik-cografyasinin-sakli-hazinesi-letonya

Resmi adı Letonya Cumhuriyeti olan ülke, en büyük şehri ve başkenti Riga’nın yanı sıra ülkenin dört bir yanına serpilmiş milli parkları, plajları, ormanları ve orta çağ esintisi taşıyan kasabalarıyla ziyaretçilerine muhteşem bir deneyim sunuyor.

Letonya, Kuzey Avrupa’da Baltık Denizi’nin kıyısında, Estonya ve Litvanya ile birlikte Baltık ülkelerini oluşturuyor. Resmi adı Letonya Cumhuriyeti olan ülkenin, kuzeyde Estonya, güneyde Litvanya, doğuda ise Rusya ve Belarus’la kara sınırı bulunuyor. İsveç ile denizden sınırdaş olan Letonya’nın en büyük şehri ve başkenti ise Riga.

Köklü bir tarihi geçmişi olan Letonya’da ilk yerleşimcilerin MÖ 2 bin 500’lü yıllarda Hint-Avrupa halkları olduğu biliniyor. Dil yapısı bakımından komşuları Cermenler ve Fin-Ugor halklarından farklı olan Letonlar, Baltık halkı olarak adlandırılıyor.

Cermenler, 12. yüzyılda bölgeye ticaret yapmaya gelip Letonları zorla Hristiyanlaştırmış, ardından 1201 yılında Letonya’nın başkenti Riga’yı kurdular. 13. Yüzyılda Töton Şövalyeleri, Estonya ve Letonya topraklarında Litvonya Konfederasyonu adı verilen bir federasyon kurdular. 1282’de Kuzey Alman Ticaret Ortaklığı Hansa Birliği’ne katılan Letonya, Doğu Baltık ticaret yolunda önemli merkeze dönüştü.

1558-1582 yılları arasında Rusya ile Lehistan, Litvanya ve Danimarka arasında yapılan Livonya Savaşı, Rusya’nın yenilgisiyle sonuçlanınca bölge önce Litvanya Grandüklüğü, sonra da Lehistan-Litvanya Birliği’nin eline geçti. Lehistan’ın 1793’te dağılmasıyla Letonya Çarlık Rusyası’nın hakimiyetine girdi.

Birinci Dünya Savaşı’na kadar Rus İmparatorluğu’nun egemenliğinde kalan Letonya 18 Kasım 1918’de bağımsızlığını ilan etti. II. Dünya Savaşı sırasında bir süre Nazi Almanyası’nın işgaline uğrayan ülke, 1990’lı yılların başına kadar Sovyet Cumhuriyeti’nin bir parçasıydı. 21 Ağustos 1991’de SSCB’den bağımsızlığını ilan eden Letonya, 2004’te Avrupa Birliği ve NATO’nun bir parçası oldu.

GEZİLECEK YERLER

Başkent Riga‘nın Centrs olarak bilinen kısmı şaşırtıcı derecede iyi korunmuş olan 800’den fazla Art Nouveau binasına ev sahipliği yapıyor. Letonya tarihini ve kültürünü merak ediyorsanız Letonya Etnografya Açık Hava Müzesi inanılmaz bir seçenek. Geleneksel evlerden oluşan bir koleksiyon var ve otantik kıyafetler içinde dolaşan insanlar sahneye ayrı bir otantik hava katıyorlar.

Başkent Riga’da vakit geçiren yolcular için Jurmala mükemmel günlük gezi seçeneği. Riga Körfezi’nin hemen üzerinde yer alan Jurmala bir sahil beldesi. Gauja Nehri Vadisi’nde ve Riga’ya arabayla bir saatten daha az mesafede tarihi kent Sigulda bulunuyor. Güzel manzarası sayesinde Letonya’nın İsviçre’si olarak adlandırılan Sigulda, keşfedilmesi gereken şaşırtıcı bazı mimari özellikler de sunuyor.

Ülkedeki en eski şehirlerden biri olan Cesis, Central Vidzeme Upland’de bulunuyor. Bu ziyaret yapmak için en önemli sebepler arasında Arnavut kaldırımı sokakları çekici ve büyüleyici bir keşif atmosferi oluşturan Eski Yerleşim bulunuyor. Cesis’de aynı zamanda yanyana yükselen olağanüstü iki kale de bulunuyor.

Liepaja kenti, Baltık Denizi’nin Doğu kıyısında bulunuyor. Kısaca 1. Dünya Savaşı sırasında Letonya’nın başkenti olan Liepaja gerçekten bölünmüş bir kent. Küçük Kuldiga kasabasında, Letonya Venedik’i takma adı verilen evler ve sokakların arasında akan bir nehir bulunuyor. Ancak çoğu insan buraya Avrupa’nın en geniş şelalesi Venta’yı görmek için geliyor.

Baltık Denizi’nin hemen kıyısında, Avrupa’nın en işlek limanlarından biri olan Ventspils bulunuyor. Liman kentin kültürünün önemli bir bölümünü oluşturuyor ve gemilerin içeri girip çıkmalarını izlemek harika bir etkinlik olabiliyor. Letonya’nın çoğu az gelişmiş ve Gauja Milli Parkı doğaya geri dönebileceğiniz bozulmamış cennet gibi ortamlara bir örnek. Mağaralar, uçurumlar ve diğer kaya oluşumları parkta büyük ilgi çekiyorlar.

Letonya’nın kuzeydoğu ucunda Slitere Milli Parkı bulunuyor. Parkın tepesindeki mücevher Cape Kolka sularla çevrili ve muhteşem manzaralara sahip. Cape Kolka tarihinin yanı sıra konumu nedeniyle ıssız ve tertemiz hissettiriyor. Letonya saraylardan da nasibini fazlasıyla alıyor ve Rundale Sarayı kesinlikle en güzellerinden biri. Barok yapı 18’inci yüzyılda Courland Dükleri için inşa edildi.

A. Buğra Tokmakoğlu / Özel Haber

pazarcilar-40-gun-sonra-tezgahinin-basinda

Online çıktı, pazarlar bitti

torbalida-ekim-gecidi-sergisi-acildi

Torbalı’da Ekim Geçidi sergisi açıldı