Bel ve boyun fıtığı tanısı alan hastalarda ameliyat, uzun süren iyileşme dönemi ve felç kalma korkusu tedavi sürecine ilişkin endişelere neden olabiliyor. Ancak gelişen tıp teknolojileri ve minimal invaziv tedavi yöntemleri, bazı hastalar için açık ameliyat dışındaki seçenekleri gündeme getiriyor. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Seyhan Orak, ameliyat endişesi nedeniyle uzman muayenesini erteleyen hastaların değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, ciltte kesi yapılmadan uygulanan radyofrekans nükleoplasti yöntemi hakkında bilgi verdi. Orak, doğru hasta seçimi yapıldığında yöntemin hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönmesine imkan sağlayabildiğini söyledi.
DİSK İÇİNDEKİ BASINÇ AZALTILIYOR
Fıtıklaşmış diski içinde jel bulunan bir yastıkçığa benzeten Orak, "Fıtık oluştuğunda bu yapı dışarı doğru taşarak sinire baskı yapıyor. Nükleoplasti işleminde disk içine yerleştirilen özel prob sayesinde düşük ısıda radyofrekans enerjisi uygulanıyor. Bu sayede disk hacmi küçülüyor, disk içi basınç azalıyor ve sinir üzerindeki baskı hafifliyor. Böylece ağrının azalması hedefleniyor" dedi. Yöntemin ciltte kesi yapılmadan uygulandığını belirten Orak, "Radyofrekans nükleoplasti, uygun hastalarda uygulanabilen, ciltte yalnızca birkaç milimetrelik bir girişten yapılan, kesi gerektirmeyen minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. Disk içine özel bir prob yerleştiriliyor ve kontrollü radyofrekans enerjisiyle disk içindeki basınç azaltılıyor. Böylece sinir üzerindeki baskı hafifliyor ve hastanın şikayetleri azalabiliyor. Kaslar ve kemikler zarar görmediği için iyileşme süreci de oldukça konforlu olabiliyor" ifadelerini kullandı.
İŞLEM 20-30 DAKİKA SÜRÜYOR
Radyofrekans nükleoplastinin öne çıkan özelliklerinden birinin büyük kesi yapılmaması olduğunu belirten Orak, işlem sonrasında ağrı, enfeksiyon ve kanama risklerinin daha düşük olabildiğini söyledi. Orak, "Büyük kesi yapılmaması, kas ve kemik dokusunun korunması, daha az ağrı, düşük enfeksiyon ve kanama riski ile hızlı iyileşme en önemli avantajlarıdır. Masa başı çalışan birçok hasta birkaç gün içinde işine dönebilmektedir. İşlem genellikle lokal anestezi ve hafif sedasyon altında gerçekleştirilir. Ortalama 20-30 dakika sürer. Hasta ciddi ağrı hissetmez; çoğunlukla hafif bir basınç hissi olur. Hastalar birkaç saat gözlem altında tutulduktan sonra yürüyerek taburcu edilebilir." dedi.
DOĞRU HASTA SEÇİMİ BELİRLEYİCİ
Yöntemin bütün bel ve boyun fıtığı hastalarında uygulanamayacağını vurgulayan Orak, özellikle küçük ve orta derecedeki disk fıtıklarında sonuçların daha iyi olduğunu belirtti. Orak, "En iyi sonuçları; küçük ve orta derecedeki disk fıtıklarında, diskin bütünlüğünün korunduğu, ilaç ve fizik tedaviye rağmen ağrısı devam eden ancak ciddi kas gücü kaybı olmayan hastalarda alıyoruz. Başarıyı belirleyen en önemli unsur doğru hasta seçimidir. Doğru hasta seçildiğinde başarı oranı bilimsel çalışmalarda yaklaşık yüzde 70-90 arasında bildirilmektedir" açıklamasını yaptı. Orak, bazı fıtık vakalarında ise cerrahi tedavinin öncelikli seçenek olduğunu belirtti. Orak, "Patlamış (sekestre) disk fıtıkları, ciddi kas gücü kaybı, idrar veya büyük abdest kontrolünün bozulması, ileri sinir veya omurilik basısı, belirgin omurga instabilitesi ve kauda equina sendromu gibi durumlarda cerrahi tedavi ön plandadır. Bel ve boyun ağrısı yaşayan hastalar ameliyat korkusuyla muayeneyi geciktirmemelidir. Her bel ve boyun fıtığı ameliyat gerektirmez. Önemli olan doğru tanı, doğru hasta seçimi ve doğru zamanda doğru tedavinin uygulanmasıdır ifadelerini kullandı.




