Nihat AK-EGETELGRAF/ Kredi kartından ihtiyaç kredisine, şirket borcundan takipteki alacaklara kadar rakamlar aynı noktayı gösteriyor: Borç büyüyor, denge bozuluyor. Finansal piyasalar uzmanı Irmak Nural, tabloyu ve yeni limit düzenlemesini değerlendirirken kritik soruyu gündeme taşıyor: Bu fren, borç sarmalını durdurabilecek mi?

‘BİR YERDE PATLAR’

Borçla dönen bir ekonominin uzun süre sağlıklı biçimde ayakta kalmasının mümkün olmadığına dikkati çeken finansal piyasalar uzmanı Irmak Nural, “Vatandaş krediyle temel ihtiyacını karşılıyor, işletme borçla faaliyetini sürdürüyor, kamu yeni borçla eski yükümlülüklerini çeviriyorsa burada yapısal bir sorun vardır. Finans sektörünün reel sektörün önüne geçtiği, kredilerin üretim yerine tüketime yöneldiği bir düzende büyüme görüntüsü yanıltıcıdır. Takipteki alacakların artması, kredi kartı borçlarının rekor kırması ve yüksek faiz yükü bu kırılganlığı büyütüyor. Borç sarmalı sonsuza kadar çevrilemez. Biriken bu dengesizlik, gerekli önlemler alınmazsa bir noktada mutlaka patlar ve bedeli bütün ekonomiye ağır biçimde yansır” dedi.

Borç1

KAYNAK ÜRETİME AKMALI

Finansman ile reel sektör arasında ciddi bir denge kurulması gerektiğine işaret eden Nural, “Reel sektör mutlaka kredilendirilmelidir; ancak kredi politikası yalnızca paranın kullandırılmasıyla sınırlı kalmamalıdır. Verilen kredinin üretime, yatırıma, istihdama, hizmet kapasitesine ve katma değer artışına ne ölçüde dönüştüğü yakından izlenmelidir. Reel sektöre açılan kaynakların lüks tüketime değil, işletmenin büyümesine yönelmesi esastır. Bunun için faizlerin düşük, vadelerin uzun ve geri ödeme koşullarının sürdürülebilir olması gerekir. Bugünkü tabloda ise kredi faizleri birçok sektörde işletmelerin kâr marjlarının üzerinde, vadeler ise oldukça kısadır. Bu yapı ya firmaları küçülmeye ve iflasa sürükler ya da işletmeleri ayakta kalabilmek için maliyetlerini satış fiyatlarına yüklemeye zorlar. Sonuçta fiyatlar tüketicinin alım gücünü aşar, enflasyon beslenir. Sağlıklı ekonomide finans piyasası reel sektörün hizmetindedir; bugün ise ne yazık ki reel sektör finans sisteminin hizmetine sokulmaktadır. Kredi tahsisinde proje, verimlilik ve istihdam hedefleri esas alınmalı; kamu destekleri de ucuz finansmanı doğru işletmeye, doğru yatırımla ve ölçülebilir ekonomik sonuçlarla buluşturacak biçimde tasarlanmalıdır ve düzenli denetlenmelidir” ifadelerini kullandı.

SÜRDÜRÜLEBİLİR DÜZEN

Bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının ulaştığı yüksek seviyenin kendilerine iki önemli gerçeği gösterdiğini belirten Nural, “Birincisi, toplumda tüketim ağırlıklı ekonomik davranış giderek güçleniyor. İkincisi ve daha önemlisi, dar gelirli vatandaş için kredi kartı artık bir tercih değil, günlük yaşamı sürdürebilmenin son finansman aracına dönüşüyor. İnsanlar gıda, kira, eğitim ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için gelecekteki gelirlerini bugünden harcıyor, adeta geleceklerini ipotek altına alıyor. Bu tablo alım gücündeki ciddi aşınmanın göstergesidir. Sağlıklı bir ekonomide vatandaş sürekli borçlanarak ayakta kalmamalıdır. Gelirleri artıracak, enflasyonu düşürecek, ücretleri yaşam maliyetine yaklaştıracak ve temel giderleri hafifletecek politikalar uygulanmalıdır. Amaç, yurttaşın krediye daha az ihtiyaç duyarak yaşamını sürdürebildiği bir ekonomik düzen kurmak olmalıdır. Aksi halde borç, geçici bir çözüm olmaktan çıkar; gelir yetersizliğini örten tehlikeli bir yaşam biçimine dönüşür” diye konuştu.

Borç2

KİMİ GÜÇLENDİRECEK?

Kredi genişlemesinin refah değil borç birikimi ürettiğine dikkati çeken Nural, “Reel sektörün ve vatandaşın borcu büyürken finans kuruluşlarının kârlılıklarının ve kredi hacimlerinin artması dikkatle değerlendirilmelidir. Bankalar daha fazla kredi kullandırırken takipteki alacaklar ve geri ödeme baskısı da yükseliyor. Bu nedenle kredi limitlerinin gelir, ödeme gücü ve toplam borçluluk kriterleriyle yeniden yapılandırılması çerçevesi itibarıyla anlaşılabilir bir adımdır. Geçmişte yüksek enflasyon beklentisi, kredilerin zamanla reel olarak eriyeceği düşüncesini güçlendirmiş ve çok sayıda yurttaşı borçlanmaya yöneltmiştir. Yeni sistemin vatandaşı koruyup korumayacağı, krediye erişimi ne ölçüde sınırlayacağı ve borçluluğu azaltıp azaltmayacağı uygulamayla görülecektir. Asıl mesele, finansal büyümenin üretimi, reel sektörü ve hane halkını güçlendirip güçlendirmediğidir. Aksi halde kredi genişlemesi refah değil, yalnızca daha fazla borç birikimi üretir ve ekonomik kırılganlığı daha da artırır. Yeni sistem, kredi kartı limitlerini gelir, ödeme gücü ve toplam borçlulukla ilişkilendirilmesi bakımından doğru bir adımdır. Ancak uygulamanın başarısı, kriterlerin şeffaflığına, bankalar arasında eşit uygulanmasına ve dar gelirliyi finansmana erişimden dışlamadan aşırı borçlanmayı sınırlamasına ve gelir gerçekliğini gözetmesine bağlı olacaktır” dedi.

KUTU KUTUKUTUKUTUKUTU

TAKİPTEKİ BORÇ 850 MİLYAR

Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar 850 milyar lirayı aştı. Kısa sürede yaklaşık 6 milyar liralık artış gösteren takipli borçların 634 milyar lirayı aşan bölümü için özel karşılık ayrıldı; tablo, geri ödeme baskısının giderek ağırlaştığını açıkça ortaya koyuyor.

BORÇ 7 TRİLYONU GEÇTİ

Vatandaşın bankalara ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borcu 7,3 trilyon lirayı geçti. Bireysel kredi borçları yaklaşık 3,7 trilyon liraya, kredi kartı borçları da 3,65 trilyon liraya dayanırken, yılbaşından bu yana toplam artış 1,4 trilyon lirayı aştı.

Okul servislerine zam geldi! İzmir’de ücret artışı yüzde 30’u aştı
Okul servislerine zam geldi! İzmir’de ücret artışı yüzde 30’u aştı
İçeriği Görüntüle

Kredi Kartı Limit-1

KREDİ MUSLUKLARI AÇILDI

Yüksek kârlılık açıklayan bankalar kredi musluklarını genişletti. Sektörün toplam kredi hacmi 28 trilyon lirayı aşarken, tüketici kredileri yaklaşık 3,5 trilyon liraya ulaştı ve büyümesini sürdürdü.

LİMİTLERDE YENİ DÖNEM

Borçluluk hızla büyürken kredi kartı limitlerinde yeni dönem için geri sayım başladı. 2027-2029 Orta Vadeli Program kapsamında bankalar, kart limitlerini yalnızca müşterinin beyan ettiği gelire göre değil, gerçek gelir ve ödeme gücüne göre belirleyecek. SGK’daki gelir kayıtları ile Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’ndeki kredi, kredi kartı ve toplam borç bilgileri birlikte değerlendirilecek. Böylece kişinin mevcut kredi yükü, kart borcu ve ödeme kapasitesi aynı tabloda görülecek. Özellikle geliriyle kart limiti arasında belirgin fark bulunan yüksek limitli kartlar yeniden incelemeye alınabilecek; ödeme gücünü aşan limitlerin aşağı çekilmesi gündeme gelebilecek. Bankaların mevcut limitleri yeni kriterlere uyarlama çalışmalarını 1 Ocak 2027’ye kadar tamamlaması öngörülüyor. Düzenlemeyle aşırı borçlanmanın sınırlandırılması ve bankacılık sistemindeki bireysel riskin sıkı izlenmesi hedefleniyor. Limit artışlarında aynı gelir ve borçluluk ölçütleri uygulanacak.

Kaynak: Ege Telgraf