Ekonomi

Büyüklüğü değil de işlevi daha önemli!

Tarlalar küçülüp üretimden insan eli çekildikçe minimal makineler yaygınlaştı; üretici kompakt çözümlere yönelirken, kırsalda statü hala verimle değil traktörün cüssesiyle ölçülüyor

Abone Ol

Nihat AK/EGE TELGRAF- Tarımda yaşlanan nüfus, daralan araziler ve artan maliyetler, üreticiyi küçük ama çok işlevli makinelere yöneltti. Bir zamanlar insan eliyle yapılan pek çok iş artık kompakt traktörler ve minimal ekipmanlarla gerçekleştirilirken, hobi tarımının yaygınlaşması da pazarı büyüttü. Uzmanlar, küçük makinelerin üreticiye kolaylık sağladığını belirtirken; yanlış kapasite seçimi, kalitesiz ürün ve yetersiz servis hizmetinin çiftçiye yeni maliyetler çıkarabileceği uyarısında bulunuyor.

YAŞLI NÜFUSA KOLAYLIK

Tarımda yaşlanan nüfusun iş gücü açığını kapatmak için kompakt ekipmanlara ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken Menderes Ziraat Odası Başkanı Mehmet Pala,Tarımda çalışan nüfus yaşlanırken gençlerin sektöre katılımı sınırlı kalıyor. Bu nedenle ağır, karmaşık ve çok sayıda işçi gerektiren makineler yerine tek kişinin kolayca kullanabildiği kompakt ekipmanlar öne çıkıyor. Daha hafif direksiyon sistemleri, otomatik yönlendirme, sensörler ve ergonomik kumandalar fiziksel yükü azaltıyor. Küçük makineler bakım, taşıma ve depolamada da çiftçiye kolaylık sağlıyor. Minimalleşme burada yalnızca boyut küçülmesi değil; yaşlanan üreticinin daha az güç harcayarak, daha güvenli ve bağımsız çalışabilmesi anlamına geliyor. Bu dönüşüm iş kazası riskini ve işgücü bağımlılığını da azaltıyor” dedi.

ARTAN MALİYETLER

Tarım arazilerinde bir dönüşümün meydana geldiğine vurgu yapan Başkan Pala, “Türkiye’de tarım işletmelerinin önemli bölümü küçük, parçalı ve farklı noktalara dağılmış arazilerden oluşuyor. Büyük traktör ve geniş ekipmanlar dar parsellerde dönüş, taşıma ve verimli çalışma bakımından dezavantaj yaratıyor. Kompakt makineler bahçe, bağ, sera ve eğimli alanlarda daha rahat hareket ediyor. Ayrıca yüksek satın alma bedeli, yakıt, bakım ve yedek parça maliyetleri üreticiyi çok amaçlı küçük ekipmana yöneltiyor. Böylece çiftçi aynı makineyle ekim, ilaçlama, çapalama ve taşıma gibi birden fazla işi yapabiliyor. Bu yapı, yatırımın geri dönüş süresini önemli ölçüde kısaltıyor” diye konuştu.

TEKNOLOJİ KÜÇÜLÜYOR

Teknolojinin fiziki yapısını küçülttüğü ekipmanlara büyük işlevler kazandırdığını belirten Başkan Pala, “Sensör, yapay zekâ, kamera, GPS, elektrikli tahrik ve robotik sistemler geliştikçe yüksek güç kullanan iri makinelerin yaptığı bazı işler küçük cihazlarla gerçekleştirilebiliyor. Noktasal ilaçlama, hassas gübreleme, sıra arası çapalama ve ürün takibi artık kompakt robotlar ile dronlara devrediliyor. Bu araçlar daha az yakıt ve girdi kullanıyor, toprağı daha az sıkıştırıyor ve ürün kaybını azaltıyor. Teknoloji, ekipmanı küçültürken işlevini büyütüyor; tarım makinesi kaba kuvvetten veriyle yönetilen, hedefe dönük ve modüler bir sisteme dönüşüyor. Böylece üretim ölçülebilir, çevreci ve ekonomik hale geliyor” ifadelerini kullandı.

TARLADA EL AZALDI

Tarlada çalışacak genç nüfusun giderek azalması, tarımsal üretimde iş gücü açığını büyütürken, üreticinin yaş ortalamasının 60’a yaklaşması mekanizasyon ihtiyacını daha da artırıyor. Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şube Başkanı, Ziraat Mühendisi İlker Ağın, son dönemde yaygınlaşan küçük ve çok işlevli makinelerin bu açığı kapattığını belirterek, “Eskiden insan eliyle yapılan çapalama, ot biçme, zeytin toplama ve ilaçlama gibi işler artık minimal makinelerle gerçekleştiriliyor. Tarımda genç ve dinamik iş gücü kalmadığı için üretici, daha az fiziksel güç isteyen, kolay taşınan ve farklı işlerde kullanılabilen pratik ekipmanlara yöneliyor. Bu araçlar, yaşlanan çiftçinin üretimde kalmasını sağlarken insan gücü eksikliğini de önemli ölçüde telafi ediyor” dedi.

ROMANTİK TARIMA İLGİ

Hobi ve romantik tarımın yaygınlaşması, küçük tarım aletleri pazarına yeni bir hareketlilik kazandırdı. Şehir yaşamının yoğun temposundan, stresinden ve betonlaşmış çevresinden uzaklaşmak isteyen yurttaşlar, küçük bahçelerde, hobi arazilerinde ve yazlıkların çevresinde üretime yöneliyor. Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şube Başkanı Ziraat Mühendisi İlker Ağın, bu eğilimin minimal ekipmanlara olan talebi büyüttüğünü belirterek, “İnsanlar artık yalnızca profesyonel üretim için değil, doğayla temas kurmak, kendi sebzesini yetiştirmek ve günlük hayatın stresinden uzaklaşmak için de tarımla ilgileniyor. Küçük alanlarda büyük makineler kullanılamadığı için hafif, pratik ve çok işlevli ekipmanlar öne çıkıyor. Bu yeni ilgi, küçük tarım makineleri piyasasını hızla büyütüyor, yeni ürünlerle de çeşitlendiriyor” diye konuştu.

KİMİNKİ DAHA BÜYÜK

Dev traktörlerin kırsal kesimde yalnızca üretim aracı değil, aynı zamanda statü ve prestij göstergesi olarak görülmeye devam ettiğini belirten Başkan Ağın, bu eğilimin tarım ekonomisinde ciddi bir kaynak israfına yol açtığını söyledi. Ağın, “Bazı işletmelerde 30-40 beygir gücündeki bir traktör yeterliyken, 100-120 beygirlik, çift çeker ve yüksek maliyetli traktörlerin tercih edildiğini görüyoruz. Burada ihtiyaçtan çok, kimin traktörü daha büyük ve daha yeni anlayışı belirleyici oluyor. Bu durum yalnızca satın alma maliyetini değil; yakıt, bakım, sigorta, yedek parça ve finansman yükünü de artırıyor. Arazi büyüklüğüyle makine gücü arasındaki bu uyumsuzluk, çiftçinin sermayesini üretimden koparıyor ve tarımsal verimliliği zedeliyor. Üretici, gösterişe değil, arazisinin yapısına ve gerçek işletme ihtiyacına göre mutlaka yatırım yapmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

MALİYET VE İŞ DENGESİ

Büyük traktörlerin ağaç dipleri, dar bahçeler ve benzeri alanlarda hareket kabiliyetinin sınırlı kaldığını belirten Motorik A’nın sahibi Nuri Özgen, küçük traktörlerin hem küçük hem de geniş arazilerde çok sayıda işi yerine getirebildiğini söyledi. Özgen, “Vatandaşın tarım aleti satın alma gücü ciddi biçimde düştü. Büyük traktörlerin fiyatı 800-900 bin liradan başlarken, küçük traktörler 215 bin liradan başlayan fiyatlarla daha ulaşılabilir bir seçenek sunuyor. Üstelik küçük traktörlerde plaka, vize, vergi, trafik sigortası ve bandrol zorunluluğu bulunmuyor; çünkü bu araçlar karayolu trafiğine çıkmıyor. Yakıt tüketiminin düşük, bakımının kolay ve kullanım alanının geniş olması da ilgiyi artırıyor. Ürün gamımızda 130 ila 180 beygir gücüne kadar farklı seçenekler bulunmasına rağmen, üretici yatırım kararlarında artık maliyet ve işlev dengesine çok daha fazla önem veriyor” diye konuştu.

‘ALIRKEN İYİ ARAŞTIRIN’

Minimal maliyetle traktör ve tarım ekipmanı almak isteyen üreticilerin yalnızca fiyat ve dış görünüşe göre karar vermemesi gerektiğini vurgulayan Özgen, pazardaki hızlı büyümenin kalite sorunlarını da beraberinde getirdiğini söyledi. Özgen, “Küçük traktörlere ilgi arttıkça sektöre çok sayıda üretici ve satıcı girdi. Ancak görüntüsü güçlü, dayanıklılığı zayıf ürünler de piyasaya sürülebiliyor. Bu nedenle alıcılar güvenilir firmaları, ürünün malzeme kalitesini ve gerçek kullanıcı deneyimlerini mutlaka araştırmalı. Traktörü satın almakla iş bitmiyor; çalışan her ekipman zamanla aşınıyor, bakım, onarım ve yedek parça gerektiriyor. Türkiye’nin her yerine servis garantisi verdiğini söyleyen firmaların bu vaadinin sahada karşılığı olup olmadığı sorgulanmalı. Daha önce aynı ürünü kullanan müşterilerin bakım ve arıza süreçlerinde nasıl destek aldığı incelenmeli. Biz, satış sonrası hizmeti gerçekten sunabileceğimiz mesafe ve müşteri sayısıyla çalışıyoruz. Garanti süresi, parça tedariki ve teknik muhatap mutlaka önceden netleştirilmeli. Çünkü ucuz alınan ancak servisi bulunmayan makine, üreticiye zamanla çok daha pahalıya mal olabilir” şeklinde konuştu.