Cumhuriyet'in yeni yaşı, fikirlerin ve tartışmaların bol olduğu, ama bunları taşıyacak somut zeminin zayıf kaldığı bir dönemi anlatıyor. Bu yıl alınmış pek çok karar yeniden masaya gelecek, diplomasi güç kazanacak, çocuklar, kadınlar ve sanatçılar gündemin ortasında duracak; sınav ise söylenenlerin gündelik hayata ne kadar dokunacağıyla verilecek
29 Ekim 1923 akşamı Ankara'da ilan edilen Cumhuriyet bugün 103 yaşına giriyor. Her yıl bu tarihte kuruluşun ilan edildiği o akşama geri dönüp yeni yaşın gökyüzüne bakıyorum. Bir insanın doğum gününde olduğu gibi, bir ülkenin kuruluş yıl dönümü de bir sonraki 29 Ekim'e kadar hangi konuların öne çıkacağına, nerede zorlanılacağına, nerede kolaylık bulunacağına dair bir çerçeve veriyor. Bu çerçeve bir olaylar listesi sunmaz, olacakları tek tek bildirmez. Gündemin hangi damarlarda yoğunlaşacağını gösterir. Bu yazıyı da öyle okumanızı isterim.
Kuruluşun mizacı
Yeni yaşı anlamak için önce Cumhuriyet'in kendi karakterine bakmak gerekiyor. Kuruluş anı; yurt, aile, aidiyet ve korunma duygusunun çok güçlü olduğu bir başlangıcı anlatıyor. Bu toplum kendini önce evini koruyan biri olarak tanımlar. Tehdit algıladığında hızla kenetlenir, kırıldığında da kolay unutmaz.
Kararların merkezinde ise hukuk, sözleşme ve adalet duygusu duruyor. Cumhuriyet'in kurucu fikri kanunla, eşitlikle ve kurallı bir düzenle bağlantılıdır ve kuruluş anının en sağlam taşlarından biri burasıdır.
Öte yandan toplumun gündelik ruh hali hızlı değişen, haberle ve söylentiyle kolay dalgalanan, bir kısmını sessizce içinde yaşayan bir yapıda. Ortaklıklar ve ittifaklar konusunda da ilginç bir tablo var: Cumhuriyet ilişkilerinde ne tam rahat ne de tam bağımsız. Çıkarını korumakla uzlaşmak arasında gidip gelen, ama sonunda karşı tarafa bir biçimde ihtiyaç duyduğunu bilen bir ülke profili çiziyor. Ülkenin yönünü belirleyen alanda ise ani rota değişiklikleri ve dış dünyadan gelen fikirlerle süregiden bir alışveriş görülüyor.
Bu mizacı akılda tutmakta fayda var, çünkü 103. yaşın getirdikleri bu temel yapının üzerine oturuyor.
Bol fikir, ince zemin
Yeni yaşın tablosunda ilk dikkatimi çeken şey, somutluk, üretim ve kalıcılıkla ilgili göstergelerin neredeyse tamamen eksik olması. Buna karşılık fikir, söz, plan, hedef ve iddia bol. Bu, gündemin konuşmalarla, açıklamalarla ve tartışmalarla dolu olacağı anlamına geliyor. Yeni projeler ilan edilebilir, büyük hedefler konuşulabilir, bir konu bir günde patlayıp ertesi gün unutulabilir. Fakat "Bu nasıl yapılacak, kaça mal olacak, kim üretecek, ne zaman bitecek?" soruları sık sık cevapsız kalabilir.
Gündelik hayattaki karşılığı şöyle düşünülebilir: Market fiyatları, kira, tarım ve üretim gibi doğrudan elle tutulan konularla ekranlarda konuşulan büyük başlıklar arasındaki mesafe daha çok hissedilebilir. Vatandaşın "anlatılanla yaşadığım aynı şey değil" duygusunu daha sık dile getirmesi şaşırtıcı olmaz. Bu yıl gerçekten değer yaratacak işler, büyük açıklamalardan çok sessizce yürüyen ve ölçülebilir sonuç veren işler olacak.
Haberin, bilginin ve kulisin yılı
Yeni yaşın açılış noktası, kuruluş anında görünmeyen, perde arkasında kalan işlerle ilgili alana denk geliyor. Üstelik haber, iletişim, bilgi akışı ve dijital dünya bu yılın en hareketli alanlarından biri.
Kulis bilgileri, sızdırılan belgeler, uzun süredir kapalı kapılar ardında konuşulan meselelerin birdenbire kamuoyunun önüne düşmesi bu yılın beklenebilecek gelişmeleri arasında. Aynı tabloda bilgi kirliliği de belirgin bir risk olarak duruyor. Doğru ile yanlışın, haber ile söylentinin birbirine karıştığı, tek bir açıklamanın birkaç farklı biçimde anlaşılabildiği bir dönemden söz ediyoruz. İnternet, sosyal medya ve verilerle ilgili beklenmedik düzenlemeler ya da aksamalar da gündeme gelebilir.
Toplumun ruh hali bu ortamda hassas. İnsanlar ne olup bittiğini anlamaya çalışırken yorulabilir, bir haberden ötekine savrulabilir. Bir habere tepki vermeden önce kaynağını sormak, bu yıl bireysel düzeyde bile önemli bir alışkanlık olacak.
Masaya geri gelen kararlar
Bu yılın tablosundaki en belirgin işaretlerden biri ilerlemekten çok geri dönüp gözden geçirmeyi anlatıyor. Daha önce alınmış kararların yeniden açılması, yürürlüğe girmiş düzenlemelerin değiştirilmesi, imzalanmış anlaşmaların yeniden yorumlanması bu yıl sık göreceğimiz sahneler olabilir. Bu geri dönüşün yoğunlaştığı yer hukuk, sözleşmeler ve uzlaşma metinleri. Yani Cumhuriyet'in kuruluşundaki en sağlam noktası bu yıl yeniden elden geçiriliyor.
Bunu yalnızca olumsuz okumamak gerekiyor. Aceleyle çıkarılmış bir düzenlemenin düzeltilmesi, yarım kalmış bir uzlaşmanın yeniden konuşulması, ilişkilerin soğuduğu bir komşuyla masaya tekrar oturulması da bu başlığın içinde. Dış ilişkilerde eski dosyaların yeniden açıldığı, bir dönem mesafeli kalınan ülkelerle yeniden yakınlaşıldığı gelişmeler görebiliriz.
Buradaki asıl risk, her kararın geri alınabileceği hissinin güveni aşındırması. Değişikliklerin gerekçesi açık ve anlaşılır biçimde anlatılmazsa, yapılan bir düzeltme bile istikrarsızlık olarak algılanabilir.
Yönetim için zor bir sınav
Ülkenin yönetimi, otoritesi ve dışarıya verdiği görüntü, bu yıl en fazla baskı altında kalan alan. Kararlılık gösterme isteği ile sonuç alma becerisi arasında bir mesafe görünüyor. Sert ve hızlı adımlar atılabilir, ama bunların beklenen etkiyi yaratması zaman ve sabır isteyecek. Karar mekanizması hem ülke içindeki toprak, konut ve aile meselelerinde hem de dış ortaklıklarla ilgili konularda sıkışabilir.
Aynı alanda bir bulanıklık da var. Halkın beklentisi ile yönetimin anlattığı tablo arasında bir sis perdesi oluşabilir. Neyin gerçek, neyin umut ya da söylem olduğu kolay ayırt edilemeyebilir. Bu da kurumlara duyulan güveni gündemin üst sıralarına taşıyor.
Bunun yanında, Cumhuriyet'in kimliğini, kurucu değerlerini ve yönetim biçimini ilgilendiren, birkaç yıla yayılan derin bir sorgulama sürüyor. 103. yaş bu tartışmanın açıkça hissedildiği yıllardan biri olacak.
Ekonomi: Hevesle hesap arasında
Para, kaynak, gelir ve ülkenin elindeki değerler bu yılın en hareketli konuları arasında. İddialı hedefler, büyük beklentiler ve hızlı hamleler görülebilir. Ancak aynı yerde hayal ile gerçeğin karışma eğilimi de var. Bir yatırımın, bir paketin ya da bir programın vaat ettikleri ile gerçekte getirdikleri arasında fark çıkabilir. Harcama isteği ile bütçenin gerçekleri arasındaki gerilim bu yılın ekonomi gündeminin ana çizgilerinden biri olacak.
Borçlar, dış finansman, vergiler ve ortak kaynaklar ise köklü bir yeniden düzenlemenin içinde. Bu süreç tek bir yılla sınırlı değil, birkaç yıldır devam ediyor ve 103. yaşta da gündemden düşmüyor. Toplumun ortak parasını ilgilendiren konularda yapısal değişikliklerin tartışılması beklenebilir.
Büyüme nerede?
Bu yılın en destekleyici alanı eğitim, ulaşım, iletişim, yakın çevre ve komşu ülkelerle ilişkiler. Okullar, müfredat, yollar, şehirler arası bağlantılar, yayıncılık ve medya gibi konularda genişleme ve yeni adımlar görülebilir. Komşularla ticaret ve diyalog açısından da kapılar aralanabilir. Bu alandaki gelişmelerin hukuki ve kurumsal düzenlemelerle uyumlu ilerleme şansı yüksek; dolayısıyla burada atılan adımlar diğer alanlara göre daha kalıcı olabilir.
Tek uyarım ölçüyle ilgili. Büyümenin kolay göründüğü yerde iddia da büyür. Kapasiteyi aşan sözler ve hazırlığı tamamlanmadan başlatılan projeler bu olumlu tabloyu gölgeleyebilir.
Yılın pusulası
Yeni yaşın ülkeye gösterdiği yön oldukça net: hukuk, eğitim, dış dünyayla ilişkiler ve toplumun ortak geleceği. "Nasıl bir toplum olacağız?" sorusu bu yıl sık sık sorulacak. Gençlerin talepleri, teknolojinin getirdiği yeni düzen ve kuralların herkes için aynı biçimde işlemesi daha yüksek sesle konuşulacak.
Bu yönün, kuruluştaki hukuk ve adalet vurgusuyla aynı doğrultuda olması dikkat çekici. Cumhuriyet'in kurucu fikri yeni yaşta yeniden önemli bir başvuru noktasına dönüşüyor. Ancak hedeflenen yön ile ülkenin mevcut imkânları ve kurumsal kapasitesi arasında bir çekişme de yaşanacak; hedefe giden yol sanıldığından daha uzun sürebilir.
Yılın güçlü yanları
Zorlukları konuşurken bu yılın elinde tuttuğu kozları da görmek gerekiyor; birkaçı oldukça güçlü.
İlki diplomasi ve uzlaşma becerisi. Anlaşma, müzakere ve arabuluculukla ilgili gösterge bu yıl kendi doğal alanında, en rahat çalıştığı yerde duruyor. Türkiye masaya oturduğunda elinin güçlü olacağı, karşılıklı çıkar üzerine kurulan anlaşmalarda sonuç alabileceği bir dönem bu. Yukarıda sözünü ettiğim geri dönüş eğilimi burada bir avantaja da dönüşebilir: kopmuş ilişkilerin onarılması, unutulmuş ortaklıkların yeniden canlanması için uygun bir zemin var.
İkincisi irade ile yönetimin birbirini desteklemesi. Karar verme gücü ile harekete geçme cesareti bu yıl aynı yöne bakıyor. Bu, zor bir durumda hızlı toparlanma, kriz anında inisiyatif alma ve sözü eyleme dökme kapasitesi anlamına geliyor. Yönetimin sınandığı bir yılda bu destek önemli bir dayanak.
Üçüncüsü görünürlük. Yeni yaş, bir şeylerin olgunlaşıp ortaya çıktığı bir evrede başlıyor. Yıllardır emek verilen projelerin sonuç vermeye, sessizce yürüyen çalışmaların takdir görmeye başlaması beklenebilir. Kulislerin açığa çıkmasını riskli bir başlık olarak anlattım; aynı açıklık, iyi işlerin de saklı kalmayacağı anlamına geliyor.
Dördüncüsü eğitim, hukuk ve kurumlar arasındaki uyum. Bu alanlarda atılan adımların birbirini tamamlaması, yapılan düzenlemelerin kalıcı olması için gökyüzü bu yıl destek veriyor. Yeni kuşağın fikirleri, teknolojiye dayalı çözümler ve yaratıcı girişimler de bu desteğin aldığı alanlar arasında.
Kadınlar, çocuklar ve sanatçılar
Bu yılın belki de en dikkat çekici özelliği, ağırlığın kuruluş anında çocuklarla, gençlerle, sanatla, kültürle ve kadınla ilişkili alanda toplanması. Yeni yaşın merkezi doğrudan bu alana düşüyor ve yılın birkaç önemli göstergesi de burada bir araya geliyor. Bu, söz konusu başlıkların bir yıl boyunca gündemin kenarında değil, tam ortasında duracağını gösteriyor.
Çocuklar açısından eğitim, çocuk hakları, korunma, aile ve doğumla ilgili politikalar daha sık konuşulacak. Bu tartışmaların bir kısmı uzun süredir gözden uzak kalmış meselelerin gün yüzüne çıkmasıyla başlayabilir. Toplumun ruh hali bu konularda hassas olacağı için, çocuklarla ilgili haberlerin geniş kesimleri etkilemesi ve hızla yaygın bir duyarlılığa dönüşmesi beklenebilir.
Kadınlar için tablo iki yönlü. Bir yanda görünürlük, söz hakkı ve temsil konusunda alan açılıyor; kadınların emeği, başarısı ve talepleri daha fazla duyulabilir. Öte yanda kadınlarla ilgili hakların, düzenlemelerin ve kazanımların yeniden masaya geldiği, üzerinde gerginlik yaşanan bir dönem de söz konusu. Hangi yöne ağırlık verileceği, bu tartışmaların ne kadar açık ve adil yürütüleceğine bağlı.
Sanat ve kültür cephesinde ise hareketli bir yıl görünüyor. Sinema, tiyatro, müzik, edebiyat ve görsel sanatlar hem üretim hem de görünürlük açısından öne çıkabilir. Sanatçıların yaşam koşulları, telif hakları, ifade özgürlüğü ve kültüre ayrılan kaynaklar gündeme gelebilir. Burada da geçmişte alınmış kararların yeniden gözden geçirilmesi ihtimali var; desteklerin, kuralların ve izinlerin yeniden düzenlenmesi sanatçıları doğrudan ilgilendirecek. Sözün bu kadar çoğaldığı bir yılda sanatın toplumun derdini anlatan güçlü bir dil hâline gelmesi de şaşırtıcı olmaz.