İLAYDA ŞAHİN – EGE TELGRAF / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İzmir programı kapsamında partisinin İzmir İl Başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Genel başkan yardımcıları, il yöneticileri ve partililerin katıldığı toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Babacan, İzmir’in deprem hazırlıkları, belediyelerdeki parti değişiklikleri ve imar rantlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kentin 30 ilçesinden yalnızca üçünde hasar tespit çalışmalarının yapıldığı bilgisini paylaşan Babacan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişinin ardından kent için açıklanan yatırımlara ilişkin yöneltilen soruya, merkezi yönetimin siyasi tercihlere göre hizmet sunamayacağını vurgulayarak yanıt verdi. Basmane Çukuru üzerinden gündeme gelen imar rantı tartışmalarına da değinen Babacan, belediyelerdeki parti değişikliklerinin ekonomik çıkarlarla bağlantılı olduğunu savunarak “Rant nerede çoksa bu tür işler orada daha çok” dedi.

“30 İLÇENİN SADECE 3'ÜNDE HASAR TESPİTİ”
İzmir'in deprem hazırlıklarına ilişkin soruyu yanıtlayan Babacan, Türkiye'nin yapı envanterinin depreme dayanıklılık açısından şeffaf biçimde ortaya konulması gerektiğini belirterek “Deprem tabii çok önemli ve geniş bir konu. Bizim partimiz kurulduktan hemen sonra, 17 Ağustos'ta depremin yıl dönümünde yayımladığımız bir afet eylem planımız var. Burada deprem olmadan önce hangi tedbirlerin alınması gerektiği, deprem anının nasıl yönetileceği ve deprem sonrasında sorunların hangi mekanizmalarla çözüleceği ayrıntılı şekilde anlatılıyor. Ama yapılması gereken en önemli konulardan bir tanesi, Türkiye'nin yapı envanterinin depreme dayanıklılık açısından açık ve şeffaf bir şekilde ortaya konulması. Bugün sabah il başkanımızdan aldığım bilgiye göre İzmir'deki 30 ilçeden sadece üçünde, altı yıl önceki depremle ilgili binaların hasar tespiti yapılabilmiş. Otuz ilçeden üçü. Geriye kalan 27 ilçede daha bir şey yok. Kentsel dönüşüm, yerinde dönüşüm tamam ama uygulamalarla ilgili çok ciddi sıkıntılar var” açıklamasını yaptı.
“RANT GÖZLÜĞÜNÜ ÇIKARIN”
Depreme hazırlık sürecinde merkezi yönetim ve belediyelerin yaklaşımını eleştiren Babacan, “Bu mesele depremse öncelikle bu işi yönetenlerin rant gözlüklerini çıkarmaları lazım. Çünkü şu anda ülkeyi yönetenlerin maalesef büyük çoğunluğu, mesele bina veya inşaat olduğunda hemen rant gözlüğünü takıyor. Rant gözlüğünü çıkarın, memleket için bakın, insan canı için bakın. Önce insan diyerek bakın şu meseleye. Ben bunu merkezi hükümet birimleri için de söylüyorum, belediyeler için de söylüyorum. Rantın peşinde koşarsanız depremi çözemezsiniz. Deprem önce insan diyerek çözülür. Önce zihinlerin değişmesi lazım. Tabii mevcut yöneticilerin zihniyetini değiştirmek mümkün olmadığı için yöneticilerin değişmesi gerekiyor. Bunlar gidecek, başkaları gelecek. Başka türlü bu iş çözülmez. Yıllardır arka arkaya yaşadığımız depremlerden hala ders alınmıyor olması gerçekten vahim bir hadise” ifadelerini kullandı.
“O İLÇEDE YAŞAYANLAR DEPREMDE ÖLSÜN MÜ?”
“Burada en önemli konulardan bir tanesi de merkezi hükümetle yerel yönetimlerin uyum içerisinde çalışması” diyen Babacan, “Ama şu andaki iktidarın yaptığı gibi, eğer başka bir partinin belediyesiyse ne yaparsa yapsın beni ilgilendirmez, ama yanıma gelirsen, iktidar partisine katılırsan o zaman belki beraber bir şey yapılır anlayışıyla ülke yönetilmez. Böyle bir şey olmaz. Hasbelkader bir ilçedeki bir belediye başkanı iktidar partisinden değil bir başka partiden seçildiyse o ilçede yaşayanlar depremde ölsün mü ya? Böyle bir şey var mı? İktidar partisindeysen hayatın kolaylaşır, değilsen ne halin varsa gör. Hele hele deprem meselesinde böyle bir şey kabul edilebilir değil. Onun için merkezi yönetimle belediyeler arasındaki particilik kafasının değişmesi lazım. Deprem meselesinde önce insan diyerek başlamak gerekiyor. Başka türlü bu iş çözülmez” şeklinde konuştu.
CEMİL TUGAY SORUSUNA YANIT VERDİ!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişinin ardından kent için açıklanan yatırımlara ilişkin gazetecilerin sorusunu yanıtlayan Babacan, “Demokrasi böyle bir yönetim değil arkadaşlar. Bana oy vermezsen, senin bulunduğun şehirde bana oy çıkmazsa ya da başka bir partinin belediyesi kazanırsa merkezi hükümetin hizmetlerinden yararlanamazsın anlayışı ne siyaset ne de adalettir. Seçimlere kadar partiler rekabet içerisinde çalışır ama daha sonra ülkeyi yönetme iradesini, ülkeyi yönetme yetkisini eline alanlar 86 milyona eşit ve adil hizmet götürür. Bir belediye başkanının seçildiğini düşünün. Diyelim ki bir mahalleden ona oy çıkmamış. Şimdi ne yapacak? O mahallenin suyu kesildiğinde ilgilenmeyecek mi? Kanalizasyonu taştığında tamir etmeyecek mi? Ne demek? Seçimlerde rekabet olur ama seçimlerden sonra hizmette adalet olur, eşitlik olur. Maalesef Türkiye'de şu anda bu unutulmuş durumda. Ama vatandaşlarımız bunların hepsini bir kenara not ediyor, hepsini yazıyorlar” sözlerini kullandı.
“VATANDAŞIN İRADESİNİ DEĞİŞTİREMEZSİNİZ”
Belediye başkanlarının parti değiştirmesi üzerinden seçmen iradesine dikkat çeken Babacan, “Milletin iradesinin net olarak ortaya çıktığı seçimlerden sonra bu iradenin sonucu bazen havuçla, bazen sopayla bir şekilde iktidara doğru yönlendiriliyorsa bunun hesabını gün gelir vatandaşlarımız bir şekilde görür. Orada bir adalet defteri düzgün yazılır. Mesele sandıktır, mesele seçimdir. İnsanların iradesini bu yollarla değiştiremezsiniz. Tam tersine daha kötü sonuçlar da olabilir. Onun için bütün bu yöntemleri biz yanlış görüyoruz. Belediye başkanlarının da kendilerini seçen, kendilerine destek veren vatandaşlarımızın iradesinin kutsal olduğunu unutmamaları lazım. Seçildikleri gün içinde bulundukları siyasi ortamı, mensup oldukları partiyi unutmamaları gerekiyor. Vatandaşın desteğinin, vatandaşın iradesinin ve sandığın kutsallığının dışında farklı bir yöne eğilmemeleri lazım” dedi.
BASMANE ÇUKURU İÇİN KONUŞTU
İzmir'in kronik sorunlarından biri olan Basmane Çukuru'nun satışa çıkarılacağı yönündeki tartışmaların sorulması üzerine Babacan, belediyelerdeki siyasi değişimlerin rantla ilişkili olduğunu savundu. Konuyu Türkiye genelindeki belediyeler üzerinden değerlendiren Babacan, “Son iki yıllık süreçte parti değiştiren belediye başkanlarına, zorla veya mecburen gerçekleşen değişimlere, belediye meclislerinde yaşananlara bakın. Üsküdar'da olanlara bakın Allah aşkına. Hangi akla, hangi mantığa, hangi vicdana sığıyor? Belediyelere baktığımda bu tür işlerin nerelerde daha fazla olduğunu görüyorum. Rant nerede çoksa bu tür işler de orada daha fazla. Havuçla, sopayla belediye başkanlarının parti değiştirmesiyle ilgili meselelerin, rantın çok olduğu ilçelerde ve illerde daha fazla yaşandığını görüyorum. Yani bu sadece siyasi bir mesele değil aynı zamanda bir rant meselesi” açıklamasını yaptı.
“MESELE RANTSA ÇOĞU PARTİ FARK ETMİYOR”
“İmar meseleleri, imar rantlarıyla ilgili konular sağlam bir yasal düzenlemeyle çözülmezse bu sorunlar Türkiye'de bitmez” diyen Babacan, “Üstelik bu mümkün, zor bir şey değil. Yolsuzluğun az olduğu ülkeler var, çok olduğu ülkeler var. Yolsuzluğun az olduğu ülkelerde bu işlerin nasıl yönetildiğine, nasıl önlendiğine bakmak gerekiyor. Çünkü insan her yerde insan arkadaşlar. Toplum bozuldu, toplum çürüdü diyorlar. Öyle bir şey yok. Bu toplumun mayasında dürüstlük var, açıklık var, şeffaflık var. Mesele ülkenin yönetim sistemi ve adalet mekanizmasının nasıl çalıştığıdır. Düzgün bir sistemle, doğru yasal düzenlemelerle yolsuzluğu büyük ölçüde önlersiniz. Belediyelerle ilgili yasal çerçeve düzelmeden bu iş bitmez. Maalesef mesele rant ve yolsuzluksa çoğu yerde parti fark etmiyor arkadaşlar. Bunu da bilmemiz lazım” diye konuştu.
“BELEDİYE BAŞKANLARININ ÇOĞU YA YOLDAN ÇIKIYOR YA DA ÇIKARILIYOR”
“Belediyelere baktığımızda belki az sayıda dürüst kalmaya çalışan başkanlarımız var” diyen Babacan “Ama başkanlarımızın maalesef çoğu ya yoldan çıkıyor, çıkmaya meyilli ya da yoldan çıkarılıyor. Halbuki yasa sağlam olsa, çerçeve sağlam olsa kolay kolay bugün gördüğümüz yanlışlar, sıkıntılar yaşanmaz. Biz hep işler olduktan sonra konuşuyoruz. Deprem olduktan sonra depremi konuşuyoruz. Yolsuzluğun da önceden alınacak tedbirleri var. Yolsuzluk olmasın, olmadan önleyelim diye yapılması gerekenler var. İmar rantları bunlardan bir tanesi. Bir başka önemli konu da Kamu İhale Yasası. Hem merkezi yönetim hem de belediyeler açısından çok önemli bir konu” ifadelerini kullandı.
“BİR LİRALIK İŞİ DÖRT LİRAYA MAL EDİYORLAR”
Son olarak Kamu İhale Yasası'nın değiştirilmesi gerektiğini belirten Babacan, “Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan kamu ihale mevzuatını gelin Türkiye'de de hayata geçirelim diyoruz. Bir ayda Meclis'ten geçer, üç ay sonra tam uygulanmaya başlar. Ondan sonra görün bakanlıklarda, belediyelerde tasarruf nasıl başlıyor. Şu anda bir liralık işi en az iki liraya, üç liraya, dört liraya mal ediyorlar. Bir liralık iş bir liraya mal olsun. Hemen kaynak artacaktır ve vatandaşlarımıza çok daha fazla hizmet sağlanacaktır. Bunun yolu imar haklarıyla ilgili sağlam bir yasal düzenleme ve doğru bir kamu ihale sistemidir” sözleriyle açıklamasını tamamladı.




