Biyoloji ile sosyal bilimleri aynı tartışmada buluşturan “Otoimmünite ve Siyaset – Devletlerin ve Sosyal Yapılarının Psiko-Sosyal Etkileri”, okurla buluşmaya hazırlanıyor. Dr. Gülçin Itırlı Aslan ve Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer tarafından kaleme alınan eser, devletlerin ve toplumsal yapıların korunma mekanizmaları ile iç krizleri arasındaki ilişkiyi inceliyor. Historia Yayınları etiketiyle yayımlanacak kitap, yakında online kitap satış platformlarında erişime sunulacak.
HER ŞEY BİR SORUYLA BAŞLIYOR
Kitabın merkezinde, korunma ile yıkım arasındaki ilişkiyi sorgulayan bir soru bulunuyor: “Bir sistem, kendisini korumak için oluşturduğu mekanizmalar nedeniyle kendi kendisini tahrip etmeye başlarsa ne olur?” Yazarlar, bu sorudan hareketle otoimmünite kavramını düşünsel bir model olarak ele alıyor. Biyolojik savunma mekanizmalarından yararlanarak devletlerin, toplumların ve siyasal sistemlerin işleyişine farklı bir açıdan bakmayı amaçlıyor.
BİYOLOJİK KAVRAMLARDAN TOPLUMSAL KRİZLERE
Eserde bağışıklık sisteminin tolerans mekanizmaları, apoptozis, immünolojik hafıza ve benlik-yabancı ayrımı gibi kavramlar inceleniyor. Bu kavramlar; toplumsal krizler, kurumsal denge, kolektif kimlik, siyasal şiddet ve devlet yapılarındaki yıkıcı süreçlerle birlikte tartışılıyor. Böylece biyolojinin kavramsal araçları, sosyal bilimlerin sorularıyla buluşturuluyor.
İKİ AKADEMİK BİRİKİM AYNI ESERDE
Dr. Gülçin Itırlı Aslan, Ege Üniversitesi EBİLTEM bünyesindeki biyoloji ve biyoteknoloji alanındaki akademik birikimini çalışmaya taşıyor. Aslan’ın biyolojik sistemler ve biyoteknoloji üzerine çalışmaları, eserde otoimmünite kavramının sosyal bilimlerle ilişkilendirilmesine katkı sunuyor. Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer ise 15 Kasım Kıbrıs Üniversitesi Siyasal ve Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde akademik çalışmalarını sürdürüyor. Yıldırımer, sosyoloji, psikoloji, sosyal psikoloji ve aile çalışmaları alanlarındaki birikimiyle siyasal ve toplumsal yapıların psikososyal boyutlarını ele alıyor.
WEIMAR’DAN ARAP BAHARI’NA TARİHSEL ÖRNEKLER
Kitap, kavramsal tartışmaların yanında farklı dönem ve coğrafyalardan tarihsel süreçlere de yer veriyor. Weimar Cumhuriyeti’nin çöküşü, Sovyet Büyük Tasfiyesi ve Fransız Devrimi’nin Terör Dönemi, eserde incelenen örnekler arasında bulunuyor. Arap Baharı ile 6–7 Eylül 1955 olayları da geliştirilen kavramsal çerçeve üzerinden değerlendiriliyor.
TOPLUMU BİYOLOJİK BİR ORGANİZMAYA İNDİRGEMİYOR
Yazarlar, biyolojik bilimlerden yararlanırken toplumu doğrudan biyolojik bir organizma olarak değerlendirmekten kaçınıyor. Çalışma, biyolojinin sunduğu kavramları kullanarak siyasal sistemleri ve toplumsal yapıları yeniden düşünmeye yönelik alternatif bir bakış geliştirmeyi hedefliyor.
“DEVLET, KENDİ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN HEDEFİ HÂLİNE GELEBİLİR Mİ?”
Eserin okura yönelttiği temel sorulardan biri de şu: “Devlet, kendi bağışıklık sisteminin hedefi hâline gelebilir mi?” Kitap, bu soruyla siyaset bilimi, kamu yönetimi, sosyoloji, psikoloji, tarih ve toplumsal çalışmalarla ilgilenen okurları korunma mekanizmaları ile krizler arasındaki ilişkiyi değerlendirmeye davet ediyor.
HISTORIA YAYINLARI ETİKETİYLE YAYIMLANACAK
“Otoimmünite ve Siyaset”, iki yazarın farklı disiplinlerdeki akademik çalışmalarını ortak bir incelemede bir araya getiriyor. Historia Yayınları tarafından yayımlanacak eserin yakında online kitap satış platformlarında okurla buluşması bekleniyor.




