İlayda ŞAHİN/EGE TELGRAF- Diş hekimliği uzun yıllar boyunca mezunlarına iş garantisine en yakın mesleklerden biri olarak gösterildi. Üniversite sıralarında eğitim alan gençler, mezun olduklarında mesleklerini yapabilecekleri ve zamanla kendi muayenehanelerini açabilecekleri bir gelecek hayal etti. Ancak son yıllarda kamu kadrolarındaki sınırlı artış, özel sektörde büyüyen rekabet ve hızla yükselen işletme maliyetleri bu beklentileri değiştirdi. Birçok genç diş hekimi mezuniyet sonrası iş aramaya devam ederken, kendi kliniğini açmak isteyenler milyonlarca liralık yatırım maliyetleriyle karşılaştı. Öte yandan vatandaşlar da artan tedavi ücretleri karşısında diş sağlığı harcamalarına öncelik vermemeye başladı. Bir zamanlar erken dönemde çözülebilecek sorunlar bekletildi, kontroller aksadı ve birçok hasta diş hekimine ancak mecbur kaldığında başvurdu. Yaşanan tabloyu değerlendiren İzmir Diş Hekimleri Odası Başkanı Dt. Ersin Atinel, diş hekimliğinde yaşanan sıkışmışlığın her geçen yıl daha görünür hale geldiğini ve mevcut sistemde hem hastaların hem de diş hekimlerinin kaybettiğini ifade etti.

“ASIL SORUN EĞİTİM KALİTESİ”

Son yıllarda diş hekimliği fakültelerinin sayısı ve öğrenci kontenjanları sık sık gündeme gelirken, temel sorunun yalnızca mezun sayılarındaki artışla ilgili olmadığını belirten Atinel, “Asıl sorun öğrenci sayısından çok eğitim kalitesi. Akademik kadrosu yeterli olmayan, tüm anabilim dallarında gerekli öğretim üyesi bulunmayan fakülteler öğrenci mezun etmeye devam ediyor. Bu nedenle bazı üniversitelerin mezunları iş bulmakta ciddi zorluk yaşayabiliyor. Eğitim kadrosu ve ekipman eksiklikleri mezunların mesleki yeterliliğini doğrudan etkiliyor" dedi.

“EKİPMAN HEKİMDEN AZ”

Diş hekimlerinin kamuya atanmasıyla ilgili tartışmaların da uzun süredir devam ettiğini belirten Atinel, "Kamuya atanma konusunda sorun yalnızca kadro sayısı değil, aynı zamanda mevcut altyapının yetersizliği. Ülkemizde diş hekimlerinin tedavi sunabilmesi için gereken ‘ünit’ sayısı hekim sayısından az. Oda olarak Sağlık Bakanlığı ile yaptığımız görüşmelerde, mevcut ağız ve diş sağlığı merkezlerinde vardiyalı çalışma sistemine geçilmesi önerildi. Böylece aynı ünitelerde daha fazla hekimin çalışabileceği ve istihdamın artırılabileceği ifade edildi. Ancak bu öneri yönetimsel zorluklar nedeniyle kabul görmedi” sözleriyle açıkladı.

“MİLYON LİRALAR LAZIM”

"Bugün yeni mezun bir diş hekiminin kendi muayenehanesini açması geçmiş yıllara göre çok daha zor hale geldi” diyen Atinel, “Pandemi öncesinde belli bir standarda sahip bir klinik açmak için gereken yatırım çok daha düşük seviyelerdeyken, bugün aynı standardın yakalanabilmesi için milyonlarca liralık ekipman yatırımı gerekiyor. Kira giderleri, cihaz maliyetleri ve işletme harcamaları ciddi şekilde arttı. Kamu kadrolarının sınırlı olması, muayenehane açma maliyetlerinin yükselmesi ve özel sektördeki rekabet nedeniyle genç hekimler farklı arayışlara yöneliyor. Bu nedenle yeni mezun hekimler doğrudan muayenehane açmak yerine bir yerde çalışmayı ya da uzmanlık eğitimine yönelmeyi tercih ediyor. Öte yandan sermaye sahibi yatırımcıların sağlık sektörüne yönelmesiyle sayısı her geçen gün artan çok şubeli zincir kliniklerde ticari kaygılar, mesleki kaygıların önüne geçebiliyor ve bazı uygulamalarda gereksiz veya etik açıdan tartışmalı tedavilerin yapılabildiği de oluyor” ifadelerini kullandı.

“HASTA DA HEKİM DE MAĞDUR”

Ekonomik koşulların yalnızca diş hekimlerini değil, hastaları da etkilediğini belirten Atinel, "Son yıllarda diş tedavilerinin maliyetindeki artış, hastaların tedavi kararlarını doğrudan etkiliyor. Artan maliyetler ister istemez tedavi ücretlerine yansıyor. Bunun sonucunda birçok vatandaş tedavi ihtiyacını devlet hastaneleri, ağız ve diş sağlığı merkezleri ya da üniversite hastaneleri aracılığıyla çözmeye çalışıyor. Ancak acil müdahale gerektiren veya özel tedavi ihtiyacı bulunan hastalar özel kliniklere başvurmak zorunda kalıyor. Bu noktada da birçok kişi kalite ve seçenekler arasında tercih yapmak yerine ekonomik olarak ulaşabildiği en düşük maliyetli tedavilere yöneliyor. Böylece hem hasta hem diş hekimi mağdur oluyor” diye konuştu.

“TEDAVİDE HASTA SAYISI DÜŞTÜ”

“İzmir Diş Hekimleri Odası'na son dönemde hasta sayılarındaki düşüş ve ekonomik sorunlarla ilgili çok sayıda geri bildirim ulaşıyor” diyen Atinel, Türkiye'de diş tedavilerinin çok pahalı olduğu yönünde yaygın bir algı bulunduğunu belirtti. Artan maliyetlere rağmen birçok diş hekiminin halen oldukça düşük kar marjlarıyla çalıştığını savunan Atinel, “Sosyal Güvenlik Sistemi kapsamında belirli tedavilerin özel muayenehanelerden satın alınması hem vatandaşın hizmete erişimini artırabilir hem de muayenehanelerin ayakta kalmasına katkı sağlayabilir. Bugün bazı klinikler ekonomik nedenlerle kapanırken bazıları ise ciddi zorluklarla faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Çocuğunuz süt içtikten sonra karın ağrısı çekiyorsa dikkat! Uzmanı uyardı: Tehlikeli olabilir
Çocuğunuz süt içtikten sonra karın ağrısı çekiyorsa dikkat! Uzmanı uyardı: Tehlikeli olabilir
İçeriği Görüntüle

“TÜM BASKILARA RAĞMEN”

Son olarak “Bugün yaşadığımız tablo sadece diş hekimliğine özgü bir tablo değil” vurgusu yapan İzmir Diş Hekimleri Odası Başkanı Dt. Ersin Atinel, “Benzer sorunları avukatlık başta olmak üzere birçok farklı meslek grubunda da görüyoruz. Bu durum aslında Türkiye'nin genel ekonomik koşullarından bağımsız değerlendirilemez. İzmir Diş Hekimleri Odası da zaman zaman eleştiriliyor ancak odaların tek başına sorunları çözebilecek siyasi ya da idari bir gücü yok. Bizim görevimiz sorunları görünür kılmak, ilgili kurumlarla görüşmek ve çözüm önerileri geliştirmek. Tüm ekonomik baskılara rağmen diş hekimliğinin temelinde etik değerler var. Hekimlerin büyük bölümü hastalarına doğru tedaviyi sunmak istiyor. Ancak ekonomik koşullar ve sistemsel sorunlar zaman zaman bu ideal ortamı zorlaştırabiliyor. Hem meslektaşlarımızın hem de vatandaşlarımızın yararına olacak çözümlerin hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: EGE TELGRAF