Nihat AK/EGE TELGRAF- Türkiye’yi çevre kirliliğinden koruyacak, milyonlarca ambalajı çöpe gitmekten kurtararak yeniden ekonomiye kazandıracak ve geri dönüşümde yeni bir dönem başlatacak DOA sistemi daha yolun başında ciddi bir sınav veriyor. Büyük çevresel ve ekonomik kazanımlar vadeden proje; kent merkezlerinde hızla kapasitesi dolan, sık arızalanan makineler, artan vatandaş şikayetleri ve ambalaj başına verilen teşvikin yetersiz kalması nedeniyle beklenen ivmeyi kaybetme riskiyle karşı karşıya. Uzmanlar, altyapı hızla güçlendirilmez, teşvikler artırılmaz ve sistem sahadaki gerçeklere göre yeniden kurgulanmazsa Türkiye için tarihi bir fırsata dönüşebilecek projenin daha başlangıç aşamasında vatandaşın güvenini ve ilgisini kaybedebileceği uyarısında bulunuyor.
SİSTEM ZAMANLA OTURACAK
DOA sisteminin emekleme safhasında olduğuna dikkati çeken Çevre Konseyi Onursal Başkanı Zafer Murat Çetintaş, “Bu sistemi yıllar önce kamuoyunun gündemine getirmiş, televizyon yayınları ve bilgilendirici çalışmalarla vatandaşın sürece hazırlanması gerektiğini söylemiştim. Bugün uygulamanın başlamış olması önemli bir adımdır ancak henüz emekleme safhasındadır. Bu nedenle ilk günden kusursuz bir sonuç beklemek doğru olmaz. Sistemin yaygınlaşması, vatandaşın alışkanlık kazanması ve altyapının güçlenmesi zaman alacaktır. Biraz sabırlı olmak gerekir. Eksikler giderildikçe, uygulama daha fazla noktaya ulaştıkça ve toplum sahiplendikçe bu sistemin zamanla oturacağına, gelişeceğine ve çevre adına kalıcı sonuçlar üreteceğine inanıyorum. Türkiye için gerçek bir kazanıma dönüşecektir” dedi.
TEŞVİK ARTIRILMALI
Uygulamadaki teşviklerin arttırılması gerektiğini belirten Çetintaş, “Geçmişte, 30-40 yıl önce içecek ambalajları geri toplanıyor, karşılığında ücret ya da içecek veriliyordu. Bugün DOA’da bir şişe için verilen 1 lira yeterli değil; bu rakam ilk aşamada 2-2,5 liraya çıkarılabilir. Bir petrol şirketine de bu sistemi önermiştik, şimdi toplama eğilimine girdiler. Bunun bütün petrol şirketlerinin Türkiye’deki istasyonlarına yayılması gerekiyor. Böylece ambalajlar çok daha hızlı toplanabilir” ifadelerini kullandı.
MAKİNELER YERLİ OLMALI
DOA makinalarının imalatı, bakım ve onarımı açısından yerli kaynakların seferber edilmesi gerektiğine vurgu yapan Başkan Çetintaş, “Kamu spotlarında anlatılan sistemle sahada vatandaşın karşılaştığı uygulama ne yazık ki henüz aynı düzeyde değil. Atıkların bırakıldığı makinelerin kısa sürede arızalanması, sistemin güvenilirliğini ve vatandaşın katılım isteğini zedeliyor. Aldığım duyumlara göre üstelik kullanılan cihazların büyük ölçüde ithal olması, bakım ve yedek parça konusunda dışa bağımlılık yaratıyor. Oysa Türkiye’nin bu teknolojiyi üretebilecek güçlü bir sanayi altyapısı var. Makineler yerli üreticiler tarafından geliştirilmeli, bakım ve onarımları da yerli teknik ekiplerce düzenli yapılmalıdır. Ayrıca uygulamanın denetimi yalnızca kamu kurumlarına bırakılmamalı; çevre dernekleri, çevreciler ve çevre vakıfları da sürece dahil edilerek şeffaf, sürekli ve bağımsız bir kontrol mekanizması kurulmalıdır. Böylece sistem daha sağlam ve sürdürülebilir hale gelir” diye konuştu.
YENİDEN KURGULANMALI
Sistemin eksiklikleri görülerek yeniden kurgulanması gerektiği değerlendirmesinde bulunan Uluslararası Çevre Ekoloji Derneği Başkanı Gürhan Savgı, “DOA, yani “Depozitosu Olan Ambalajlar” sistemi, çevre bilincini artırması ve geri dönüşümü teşvik etmesi bakımından iyi niyetli, değerli ve desteklediğimiz bir projedir. Ancak uygulama başladıktan sonra sistemin kurgusundaki bazı eksiklikler de daha görünür hale geldi. Geri dönüşüm sektörü yıllardır kendi işleyişi, aktörleri ve sahadaki alışkanlıklarıyla ilerleyen büyük bir ekonomik alan. DOA’nın devreye girmesiyle bu dengede ciddi bir hareketlilik oluştu. Daha önce plastik, cam ve metal ambalajları toplayarak profesyonel geri dönüşümcülere götüren kişiler doğrudan DOA makinelerine yönelmeye başladı. Bunun yanında vatandaşlar da evlerinde, iş yerlerinde ve çevrelerinde çok sayıda ambalaj biriktirerek aynı noktalara getirdi. Bu yoğunluk, şehir merkezlerindeki makinelerin kapasitesini zorladı. Şimdi toplu iadeler için ayrı merkezler konuşuluyor; ancak makinede daha yüksek kazanç varsa vatandaşın bu merkezlere yönelmesi kolay değildir. Bu nedenle sistem yeniden kurgulanmalı, toplu ve bireysel iadeler ayrıştırılmalı, vatandaş da makinelerin toplu atık boşaltma noktaları olmadığı konusunda açık biçimde bilgilendirilmelidir. Aksi halde iyi niyetle başlayan proje, sahadaki yoğunluk ve ekonomik teşvik farkı nedeniyle kendi içinde yeni sorunlar üretebilir. Toplama merkezlerinin ücretlendirmesi de makine sistemiyle uyumlu olmalı, atık toplayıcıları, geri dönüşüm işletmeleri ve vatandaş arasında adil, sürdürülebilir bir denge kurulmalıdır“ şeklinde konuştu.
ATIK DEĞİL HAMMADDE
Atıkların geri dönüştürülmesinin büyük yararlar sağlayacağını vurgulayan Ekonomist Dr. Osman Sirkeci, “Atık olarak çöpe gönderilen plastik, cam, metal ve benzeri ürünler ekonomik açıdan sıfıra yaklaşan bir değere dönüşürken, çevre açısından uzun yıllar sürecek ciddi bir yük oluşturuyor. Oysa aynı malzemeler ayrıştırılıp geri dönüşümle yeniden üretime kazandırıldığında enerji, hammadde ve ithalat maliyetlerini azaltıyor; sanayiye yeni girdi, ekonomiye katma değer, istihdama yeni alan yaratıyor. Bir şişenin çöpe gitmesini önlemek yalnızca çevreyi korumak değil, kaybedilecek ekonomik değeri yeniden üretim zincirine kazandırmak anlamına geliyor. Bu yaklaşım İzmir'den Ege'ye, Türkiye'den dünyaya kaynak verimliliğini güçlendiren temel adımdır” dedi.
TEK BAŞINA OLMAZ
Atık yönetiminin birkaç DOA makinesiyle yürütülemeyeceği değerlendirmesinde bulunan Dr. Sirkeci, “Bu dönüşüm birkaç DOA makinesiyle olmaz. Bu dönüşüm yalnızca belediyelerin konteyner yerleştirmesiyle de başarılamaz. Sokakta atık toplayan emekçiden mahalle depolarına, ilçe belediyelerinden büyükşehir belediyesine, geri dönüşüm tesislerinden kamu kurumlarına kadar bütün aktörlerin aynı plan içinde çalışması gerekir. İzmir gibi büyük kentlerde veri, envanter, toplama rotası, ayrıştırma kapasitesi ve ekonomik teşvikler ortak bir sistemle yönetilmelidir. Kamu kaynakları, yerel yönetimler ve özel sektör koordineli hareket ederse hem çevresel hem ekonomik sonuçlar kalıcı hale gelir. Böylece geri dönüşüm tesadüfi değil, ölçülebilir ve sürdürülebilir politikaya dönüşür” ifadelerini kullandı.