Bilindiği üzere, tebligat konusu hukukun işlerliğini sağlayabilmek için büyük önem taşımaktadır. Yargılama sürecinin uzamasını önlemek amacıyla geliştirilen e-tebligat sisteminin bazı mağduriyetlere sebebiyet vereceği de ihtimal dahilindedir. Nitekim bu mağduriyetin yaşandığı vergi hukuku alanındaki düzenlemeye ilişkin Anayasa Mahkemesine başvurulduğu görülmektedir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerince tebliğ yapılacaklara, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği düzenlenmiştir. Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmaktadır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinin üçüncü fırkasında yer alan Maliye Bakanlığının “…tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye…” bölümü için anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmak suretiyle iptali istenmiştir.
Hukukumuzda tebligata ilişkin esasları düzenleyen genel kanun 7201 sayılı Tebligat Kanunu’dur. Ancak vergi işlemlerinin taşıdığı önem ve özellikler nedeniyle vergilendirmeyle ilgili tebligat hükümleri 213 sayılı Kanun’da özel olarak düzenlenmiştir. Tebligat Kanununda ayrıca, mali tebliğlerin kendi kanunlarında açık hüküm bulunmayan hâllerde anılan Kanun hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiştir. Bu nedenle vergilendirme işlemlerine ilişkin belgelerin tebliğinde 213 sayılı Kanun hükümleri, bu Kanun’da da hüküm bulunmaması durumunda 7201 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Normal usule göre; VUK nun 93. maddesinde -tahakkuk fişi dışında- vergilendirmeyle ilgili olup hüküm ifade eden her türlü belge ve yazının, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta yoluyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ise ilan yoluyla tebliğ edileceği belirtilmiştir. Söz konusu madde uyarınca ilgilinin kabul etmesi durumunda tebliğin daire veya komisyonda yapılması da mümkün olmaktadır. KEP ise tebligatı daha kolaylaştırmıştır.
Vergi dairesi tarafından vergi kaydı resen terk ettirilen tüzel kişi mükelleflerin ticaret sicilinden silinene kadar elektronik tebligat sisteminden itiraz konusu kural nedeniyle çıkamadığı ve her beş günde bir elektronik tebligatı kontrol etmek zorunda kaldığı, elektronik ortamda yapılan tebligata rağmen defter ve belgeleri incelemeye ibraz etmeyenlerin hürriyeti bağlayıcı cezayla cezalandırıldığı, bu durumun ilgililere aşırı külfet yüklediği, idari düzenlemelerde elektronik tebligat kapsamındaki mükelleflerin çok geniş tanımlandığı, suç ve cezaların kanuniliği ilkesi gereğince bu hususların idarenin düzenleyici işlemleriyle değil kanunla düzenlenmesi gerektiği, ayrıca diğer resmî elektronik tebligatın Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi altyapısında gerçekleştirilmesine karşılık 213 sayılı Kanun kapsamındaki elektronik tebligata ilişkin kayıtların vergi idaresi tarafından tutulmasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 13., 36. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun koyucunun, mahkemeye erişim hakkına ilişkin güvencelere aykırı olmamak kaydıyla tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirme, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirleme hususunda takdir yetkisinin bulunmaktadır ve Bakanlık yetkili kılınmıştır. Ancak. vergilendirmeye ilişkin olarak hüküm ifade eden işlemlerin elektronik ortamda tebliği konusunda kimlere elektronik ortamda tebligat yapılabileceği, elektronik adres kullanma imkânının geniş olmadığı yer, faaliyet ve sektörlerin durumunun gözetilip gözetilmeyeceği, elektronik adres kullanma zorunluluğunun hangi koşullarda başlayacağı ve sona ereceği gibi hususların Kanun’da açıkça düzenlenmediği görülmektedir.
Bu itibarla temel ilke ve esaslar kanunda belirlenmeksizin elektronik adres kullanma zorunluluğu getirme, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirleme hususlarında idareye yetki tanınmasının mahkemeye erişim hakkının kanunla sınırlanması ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılarak iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 2025/94 esas, 2026/11 karar sayısı ile 15.01.2026 tarihli kararı ile iptali istenen kuralın, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bulunmuştur. Kararın resmî gazetede yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş.
Arabulucu Avukat - Nurdan HERİS