İLAYDA ŞAHİN - EGE TELGRAF / Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) seçim süreci sona yaklaşırken Yönetim Kurulu Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, İzmir basınıyla bir araya gelerek gazetecilerin sorularını yanıtladı. Karabağlı, mevcut Başkan Ender Yorgancılar’ın adaylara yaklaşımından seçim sürecindeki tartışmalara, kadınların EBSO’daki temsilinden organize sanayi bölgelerine kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu. Sanayi Odası Başkanı’nı sanayicilerin seçmesi gerektiğini belirten Karabağlı, üniversite-sanayi iş birliğindeki kopukluğa dikkat çekerek uzun vadeli hedefleri arasında EBSO Teknik Üniversitesi fikrinin de bulunduğunu açıkladı. Siyasi isimlerle gerçekleştirdiği görüşmelere yönelik eleştirilere de yanıt veren Karabağlı, “İzmir'in meselesi varsa biz herkesle görüşürüz” dedi.

Depoyu dolduracaklar dikkat! Akaryakıt fiyatlarında son durum: 29 Eylül İzmir akaryakıt fiyatları
Depoyu dolduracaklar dikkat! Akaryakıt fiyatlarında son durum: 29 Eylül İzmir akaryakıt fiyatları
İçeriği Görüntüle

“ELİMDE BİR DEĞNEK YOK”

Gerçekleştirdiği basın toplantısında yöneltilen soruları da yanıtlayan Karabağlı’ya EBSO’nun İzmir’in sorunlarıyla yeterince ilgilenmediği yönündeki eleştiriler hatırlatıldı. Basmane Çukuru ve Elektrik Fabrikası gibi uzun süredir çözüm bekleyen alanların örnek gösterildiği soruda, Karabağlı’nın seçilmesi halinde Sanayi Odası’nın kentin sorunlarında daha görünür olup olmayacağı soruldu. Ayrıca sanayi ve ticaret odaları gibi güçlü kurumların sanat, kültür, spor ve basına yeterince destek vermediğine yönelik eleştiriler de gündeme getirildi. Kurumların öncelikle kendi asli görevlerini yerine getirmesi gerektiğini belirten Karabağlı, Ama onun dışında şehrimizin sorunlarına ilişkin de akıl üretmeleri gerekir. Bazı somut örnekler verdiniz. Tabii bunların hukuki altyapıları, hukuki durumları var. Hukuk ne diyor, kim dava açmış, hangi karar var, nasıl bir uzlaşma ya da uzlaşmazlık var? Bunlar bayağı teknik meseleler. Başkan olduğumda bu sorunların içerisinde muhakkak akıl üretmeye çalışan, akıl koymaya çalışan, elimden geldiğince çözüm odaklı fikirler yaratmaya çalışan bir durumda olacağım. Ama tabii elimde bir değnek yok ki davaları bitireyim, kararları aldırayım, her şeyi halledeyim. Böyle bir imkan söz konusu değil” ifadelerini kullandı. İzmir’de sanat, kültür ve spor alanında yapılan çalışmalara da değinen Karabağlı, “Ben İzmir'de sanat, kültür ve spor alanlarında çok yer aldım. Burada Arkas gibi bazı aileler sanata çeşitli destekler veriyorlar. Sporda birtakım çalışmalar var. Ama bunlar maalesef biraz tekillikte, bireysellikte kalıyor. Biraz daha kurumsal bir anlayışa, şehrin değeri olması sebebiyle el birliğiyle ele alındığı bir anlayışa ihtiyacı var. Biz bu konuda biraz heyecanlandırıcı, biraz motive edici ve gerçekten katılımcı bir anlayışı şehrimizde kurmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Ebso Baskan Adayi Karabaglidan Secim Siyaset Ve Sanayi Mesaji Bu Bir Vizyon Degisimidir 3

“DEDİKODULARLA İŞİMİZ YOK”

Toplantıda Karabağlı’ya mevcut EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar’ın başkan adaylarına eşit mesafede olup olmadığı da soruldu. Karabağlı, Yorgancılar’ın EBSO Meclisi’nde yaptığı açıklamayı esas aldıklarını belirterek, “Meclis kürsüsünden Sayın Başkanımız iki adayımıza başarılar diledi ve iki adayımıza da yol açık olsun diyerek kendisinin bu konuda ortada bir yerde durduğunu ifade eden söylemlerde bulundu. Bizim için doğru olan bu. Dedikodularla işimiz yok. Dolayısıyla biz kendisinin kürsüden yapmış olduğu açıklamanın ve söylediklerinin doğru olduğunu düşünüyoruz ve öyle kabul ediyoruz” dedi.

“100 FABRİKA 100 DÖNÜŞÜM”

Yapay zeka çalışmalarıyla ilgili gelen soruya ise “Geçtiğimiz dönemde benim kürsüden yaptığım bir yapay zeka konuşması ve anlatımının ardından ‘Bir çalışma grubu kuralım’ diye çağrıda bulunmuştum. Ben de başkanlığını üstlenerek “Bu dönem içerisinde güzel çalışmalar yaptık, epey ilerleme kaydettik. Sanayicimizde biraz yapay zekanın ne olduğuna ilişkin farkındalık oluşmasını sağladık. Mesela bir farkındalık kongresi düzenledik. 400'ün üzerinde katılım sağladık. İstanbul'a giderek çalışmalar yürüttük. “Farkındaysanız açıkladığımız projelerden bir tanesi ‘100 Fabrika 100 Dönüşüm’. Bunun temelinde zaten bu var. Enerji ölçümünden verimlilik analizine, verimlilik analizinden yapay zekanın doğru bir şekilde kullanılmasına kadar bir anlayışı sanayicimize anlatmak ve bunu hayata geçirmelerini sağlamak istiyoruz. Yapay zeka işimizi elimizden alacak demek yok aksine herkesin kendi verisinden hareketle kendi işinde yapay zekayı kullandığı daha kaliteli bir ürün elde edilmesi, servis hizmetlerinin daha iyi verilmesi, üretim hattındaki birtakım duruşların ve verimsizliklerin önceden tahmin edilmeye çalışılması gibi bir yapıdan söz ediyoruz. İşte bu biraz daha zor. O yüzden bunun için bir tabana, dijitalleşmeye ihtiyaç var” dedi.

“BARCELONA GİBİ OLALIM”

Toplantıda Dilek Gappi, Karabağlı’ya şirketlerin değer kayıpları, kapasite kullanımındaki gerileme, fon krizi, yabancı yatırım ve ekonomik güven üzerinden kapsamlı bir soru yöneltti. İzmir’in özellikle yenilenebilir enerji alanında önemli yabancı sermaye yatırımları aldığına dikkat çekilerek, Karabağlı’nın sanayiciler için ortaya koyacağı temel hedeflerin neler olduğu soruldu. Karabağlı, fon meselesinin teknik ve hukuki boyutlarının ilgili kurumların konusu olduğunu belirterek ekonomik sistem açısından güven unsurunun altını çizdi. Yatırımlarda gerçekçi beklentilerin de önem taşıdığını söyleyen Karabağlı, Karabağlı, birikimlerin üretim ve teknolojiye aktarılacağı mekanizmaların kurulması gerektiğini belirtti. Gappi’nin “İzmir’i tam olarak nereye koyuyorsunuz? Mesela bir Silikon Vadisi olabilir mi?” sorusuna Karabağlı, kentin öncelikle Barcelona benzeri bir yapıya dönüşmesi gerektiğini söyleyerek yanıtını vererek “Teknoloji açısından baktığımız zaman evet, Silikon Vadisi çok hoş bir örnek. Niye olmasın? Olur. Ama bunun için tabii biraz daha zamana ihtiyaç var. Önce biraz Barcelona olalım ya da ne bileyim Sevilla olalım, sonra Silikon Vadisi'ne doğru yolculuk yapalım diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“İZMİR TOPYEKUN DEĞİŞMELİ”

“Mükemmel bir İzmir sizin için ufkunuzda nasıl bir hayal?” sorusuna Karabağlı, kentte kapsamlı bir değişime ihtiyaç olduğunun altını çizdi ve “yeni nesil şehirciliğe de ihtiyaç var bu şehirde. Bence bu şehrin birçok şeyinin sil baştan yenilenmesi gerekiyor. Tabii başka başka eksik kalan yatırımlar olmuştur, başka kararlar doğru ya da yanlış olmuştur. Onlara girmek istemiyorum, bunlar benim konum değil. Körfezinden limanına, trafiğinden ulaşım sorunlarına, hava kalitesine kadar... Ne anlatsam ki size? O yüzden İzmir'in hakikaten topyekûn bir yenilenmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Diğer bileşenler de bunu yaparsa o zaman ortak paydada buluşur, hayal ettiğimiz İzmir şehrine ulaşırız” dedi.

“POZİTİF AYRIMCILIK”

Toplantının bir diğer gündem maddesi EBSO Meclisi’ndeki kadın temsili oldu. EBSO’da iki kadın meclis üyesinin bulunduğu hatırlatılarak, meslek komitelerinden başlayan seçim sürecinde kadınların daha fazla yer almasına yönelik çalışma yapılıp yapılmayacağı soruldu. Karabağlı, “Maalesef şöyle bir gerçek var ki kadınlarımız son dönemde biraz daha sanayinin içindeler ama bunun da biraz nesilden nesile geçen işlerin devriyle olduğunu söylersem çok yanlış olmaz. Toplumumuzda kadınların, özellikle bizden önceki jenerasyonda, iş dünyasının içinde çok fazla olmadığını hepimiz biliyoruz. Yavaş yavaş kadınlarımız iş dünyasında rol almaya başladılar. Sanayide ise bu daha geriden geliyor. Bir kere bunu değiştirmek lazım her şeyden önce. Ama biz buna rağmen elimizden geldiğince kadınlarımızın o mecliste var olmasını sağlamaya çalışacağız. Bu konuda pozitif ayrımcıyız. Ama tabii bu bir seçim ve sonucu sandık belirliyor” cevabını verdi.

“SANAYİCİLER SEÇMELİ”

EBSO seçim sürecinde “Sanayi Odası Başkanı’nı sanayiciler seçmeli” yönündeki açıklamalara da yanıt veren Karabağlı, “Dünkü meclise gelirsek, evet, bence de sanayiciler seçmeli. Zaten başka kim oy kullanacak? Seçmen listelerinde kimlerin oy kullanacağı belli. Sanayiciler seçmeli, kimse atamayla gelmiyor ki. Ben de atamayla gelmiyorum mesela. Ben adayım, çıktım. Seçilirim, seçilmem ama ben adayım, çıktım. Kimse de beni buraya atamadı. Hatta ben dört senedir adayım, yeni aday da değilim. Tabii ki sanayiciler seçmeli. Seçmenler zaten sanayiciler” ifadelerini kullandı.

“İZMİR 40. SIRADA”

İzmir’deki organize sanayi bölgelerinin sayısının yeterli olup olmadığı sorusuna Karabağlı, rakamlar üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini söyleyerek yanıt verdi. Karabağlı, “İzmir, kişi başına düşen organize sanayi bölgesi metrekaresi açısından Türkiye ortalamasının altında. 40'ıncı sıralarda. 40'ıncı sırada olmamız organize sanayi bölgelerindeki ya da şehirdeki sanayi arsalarının fiyatlarıyla da örtüşüyor. Arz-talep meselesi. İzmir şehri doğal olarak Türkiye'de hemen hemen her alanda ilk üçte. En çok vergi ödemede, ihracatta ve birçok başka alanda hep ilk sıralardayız. Organize sanayi bölgesi açısından 40'ıncı sıradayız. Sizce yeterli mi? Demek ki önümüzde yapacak çok işimiz var. Özellikle ihtisas organize sanayi bölgeleri açısından İzmir'in çok daha fazla organize sanayi bölgesi kurabileceğine ve buralarda yeni istihdam alanları yaratabileceğine inanıyorum. Buna ihtiyaç da var” açıklamasını yaptı.

AK PARTİLİ İNAN DESTEĞİ

Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin genişlemesiyle ilgili düşüncesinin sorulması üzerine Karabağlı, genişlemenin gerekli olduğunu iki kez vurguladı ve “Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nin genişleme alanıyla ilgili çalışmalarda ve faaliyetlerde bulunduk. Ben oranın da Yüksek İstişare Kurulu Başkanıyım. Dolayısıyla oraya çok emek verdim. AK Parti'den milletvekillerimizden Eyüp Kadir İnan başta olmak üzere bakanlarımız, hatta Cumhurbaşkanı Yardımcımız’ın da İzmir'in bir davası haline getirmesi ve çok büyük katkıları oldu. İzmir'in meselesi varsa biz herkesle görüşürüz. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Mesele İzmir meselesi, İzmir'e yapılacak bir yatırım meselesi. Bu bu, ana muhalefet partisiyle ya da diğer siyasi partilerle görüşmüyoruz demek değil” dedi.

“SANAYİMİZ ÜNİVERSİTELERDEN KOPUK”

İzmir’de farklı üniversiteler bünyesinde kurulan teknoloji geliştirme bölgelerinin parçalı bir yapıya dönüştüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karabağlı, EBSO’nun bu alandaki rolünün kamuoyu oluşturmak ve talepleri yetkililere iletmek olduğunu belirtti. Teknoparkların daha güçlü bir sinerji yaratacak şekilde bir araya getirilebileceğini ifade eden Karabağlı, “Teknoparkların hayata geçirilmesinin bir anlamı ve amacı var. Ama evet, biraz parçalandı, bölündü ve parçalı bir yapı meydana geldi. Her üniversite kendi teknoparkını kurmak istedi. Bunların hepsinin bir arada kümelendiği ve bir habitatın oluşturulduğu; veri merkezinden internet hızına, laboratuvarlardan sertifika alınabilecek destek masalarına kadar bütün altyapının birlikte bulunduğu bir yapı daha güzel, verimli hale getirilebilir” dedi. Üniversite-sanayi iş birliğindeki kopukluğa da dikkat çeken Karabağlı, “Gerçeği söyleyeyim, sanayimizle üniversitelerimiz kopuk. Herkes kendi yoluna gidiyor. Toplantılar yapıyoruz ama o toplantıların büyük çoğunluğu toplantı başlığında kalıyor. Mesele bunu icraata döndürmek” ifadelerini kullandı.

EBSO TEKNİK ÜNİVERSİTESİ Mİ GELİYOR?

Sanayicilerle akademiyi doğrudan buluşturmayı hedeflediklerini belirten Karabağlı, EBSO Meclisi’nin bazı toplantılarının üniversitelerde gerçekleştirilebileceğini söyledi. Karabağlı, “Sanayicinin ayağını üniversiteden içeri sokmak lazım arkadaşlar. O yüzden bazı meclis toplantılarımızı gerekirse üniversitelerin konferans salonlarında yapalım dedim. Yılda iki tanesini böyle yapsak, öğrencilerin yaptığı çalışmaları görürüz, hocalarımızla tanışırız. Eminim ki oradan da bazı projeler endüstriye kazandırılır ve üretime geçer” dedi. EBSO bünyesinde teknik üniversite kurulması fikrine de değinen Karabağlı, “Bir EBSO Teknik Üniversitesi niye olmasın? Biz sanayiciysek, teknolojiden bahsediyorsak o zaman bu teknolojiyi geliştirecek üniversite ve insanların yetiştirilmesi muhakkak hedefimizde olmalı. Eğer bu bütçeleri oluşturabilirsek biraz daha uzun vadeli bir hedeftir bu ama bence yapmamız lazım. Yakışır yani” diye konuştu.

“İSİM DEĞİL VİZYON DEĞİŞİKLİĞİ”

Karabağlı, yeni dönemin yalnızca başkan değişikliğinden ibaret olmayacağını, EBSO’da yönetim kültürü ve çalışma anlayışının da değişmesi gerektiğini belirterek, “Bu bir isim değişikliğinden ibaret değil. Çünkü bu aslında yönetim kültürü ve yönetim anlayışında da bir değişikliktir. Bu bir vizyon değişimidir, iş yapma kabiliyetinin değişimidir” dedi. ‘Yeni nesil sanayicilik’ anlayışını teknoloji ve katma değer üzerine kurduklarını vurgulayan Karabağlı, “Teknoloji dedik, ‘İzmir'i teknoloji başkenti yapacağız’ dedik. Yaptığımız her işe mümkün mertebe teknoloji ve katma değer katmamız gerektiğini dile getirdik. Bunun için çaba göstereceğiz, öncü olacağız. Sahada olacağız, icraatın içinde olacağız, fabrikalarda olacağız, ofiste oturmayacağız” ifadelerini kullandı.

“BU GEMİ YÜRÜMEZ”

Yüksek faiz, kur ve enflasyon sarmalının sanayi üzerindeki etkilerine de değinen Karabağlı, “Enflasyonun yükü sadece üreticiye ve sanayiciye yüklenerek bu gemi yürümez. Bu mümkün değil, sürdürülebilir değil. 24 aydır imalat sanayisindeki istihdam aşağı doğru gidiyor” dedi. Türkiye sanayisinin yüzde 85’inin düşük veya orta-düşük teknolojiyle üretim yaptığına dikkat çeken Karabağlı, yüksek faiz nedeniyle finansmana erişimin kısıtlandığını ve sanayicinin yatırım yapmakta zorlandığını söyledi. İhracatta kur-döviz dengesinin sanayici lehine iyileştirilmesi, istihdamını koruyan işletmelere SGK primi üzerinden destek verilmesi ve ithalat karşısında yerli üreticiyi koruyacak önlemler alınması gerektiğini belirten Karabağlı, “Bu da bizi sanayisizleşmeye doğru götürüyor. Sanayicinin daha yüksek teknolojiye, daha verimli üretime, daha rekabetçi imalat metotlarına geçmesine kadar bazı önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa sanayide iş başka bir yere doğru gidiyor. Bu çok tehlikeli. Sanayiyi kaybettikten sonra bir daha kurmak çok zor” diye konuştu.

“İHTİYACIMIZ VAR”

Karabağlı, 10 kişiden az çalışan işletmelerin EBSO ve sanayi ekosisteminin dışında bırakılmasına karşı çıkarak, çalışan sayısından çok üretimin esas alınması gerektiğini söyledi. EBSO’nun 6 binin üzerinde üyesi bulunduğunu hatırlatan Karabağlı, “Vallahi herkes gelse iyi olur. Olabiliyorsa herkesi sanayici yapalım. Üretmeyen adamı da sanayici yapalım, üretsin. Şimdi üretmeye çalışan adama ‘Git’ mi diyeceğiz? Olur mu böyle bir şey?” dedi. Avrupa’da ziyaret ettiği otomasyon ağırlıklı bir fabrikayı örnek gösteren Karabağlı, “Adamlar yedi kişiyle günde 5 bin tane ürün üretiyor. Bir otomasyon sistemi kurmuşlar. Tasarımdan başlayıp üretime ve paketlemeye kadar giden süreç ona göre tasarlanmış. Şimdi biz karanlık fabrikayı yapan adama ‘Sen sanayici değilsin’ mi diyeceğiz? Bir kişi çalışsın isterse. Ben yaptığı işe, üretime bakarım” ifadelerini kullandı. Küçük işletmelerin sistemin dışına itilmesi yerine büyümelerinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Karabağlı, “Adam bugün beş kişi çalıştırıyorsa yarın 50 kişi çalıştırsın. O mekanizmayı, o vizyonu ve o heyecanı ona aktaralım. Bizim buna ihtiyacımız var” diye konuştu.

“MADALYA TAKMAK LAZIM”

Otomasyonun doğrudan istihdam kaybı olarak değerlendirilmesine de karşı çıkan Karabağlı, daha az insan gücüyle daha yüksek üretim sağlayan işletmelerin verimlilik açısından desteklenmesi gerektiğini belirtti. “Karanlık fabrikası olanı da tabii ki ödüllendirmek lazım. Madalya takmak lazım. 100 kişiyle yapacağın işi üç kişiyle yapıyorsan bu verimlilik artışıdır” diyen Karabağlı, kendi sanayicilik deneyiminde otomasyona geçişin çalışan sayısını azaltmadığını söyledi. Karabağlı, “Ben hayatım boyunca otomasyona geçtim diye çalışan çıkarmadım. Daha çok işçi aldım. Çünkü rekabet gücüm arttı, daha fazla ürettim, daha fazla yeni pazarlara girdim. Teknolojiye giden, otomasyona giden, gerçekten robotik yapılarla daha az emekle üretim yapan doğal olarak daha rekabetçidir, daha fazla katma değer üretir. Onu kutlamak lazım” ifadelerini kullandı.

Muhabir: İLAYDA ŞAHİN